2000lerin başından beri, yani ilk ".com patlaması" döneminden itibaren internet ve teknoloji projelerinin içerisinde yer aldım. Net bir sayı söylemek mümkün olmasa da, 200'ün üzerinde irili ufaklı projenin içinde farklı kurgularda yer aldığımı söyleyebilirim, bazen tasarımda, bazen arayüzün kodlama tarafında, kimi zaman projelendirme süreçlerinde, sıklıkla pazarlama tarafında, son dönemlerdeyse iş geliştirmenin farklı disiplinlerinde yer aldım.
Bu aşamalardan geçerken, düzenli olarak gözlem yapma, internet ve teknoloji odaklı projelerin, neden yarıda kaldıklarına dair tespitlerde bulunma şansım oldu, zaman içerisinde tespitlerimi notlar haline getirdim. Bu notlar oldukça kapsamlı ve her birisi üzerinde belki bir veya iki günlük eğitimler yapılması gerekir, bununla birlikte, aşağıda sadece ana başlıklar ve kısa notlar halinde özetlenmesi, süreçlerin yarıda kalma nedenleriyle ilgili ipuçları verecektir.
Her bir başlığı büyük ve çok kalın harflerle not ediyorum, başlıkların altındaysa kısa açıklamalar var, önerim bu 10 maddeyi basmanız, ve ofisinizde veya evinizdeki mantar panonuza iliştirmeniz, sakın bilgisayarınızda veya tabletinizde not olarak kalmalarına izin vermeyin, çünkü diğer uyaranlar arasında yok olup giderler, siz en iyisi eski sistem bir mantar pano edinin ve bu başlıkları gözünüzün önünden ayırmayın.
NEDEN1: PROJE PLANLAMASINDA YAPILAN İŞ GÜCÜ VE BÜTÇE HATALARI
Yapılan en yaygın yanlış, sadece proje fikrinin yeterli olduğuna inanmak ve işin başlangıç aşamasında, planlama ve döküman oluşturma sürecine yeterli zamanı ayırmamaktır.
Yarıda kalan tüm IT ve Internet temelli projelerde bu hata bir şekilde yapılmıştır, oysaki proje planının oluşturulması, ve kağıda dökülmesi ileriye dönük olarak projenize duyduğunuz saygının bir ispatıdır, sizin saygı duymadığınız bir projeye başkalarının saygı duymasını bekleyemezsiniz.
Öncelikle ileride size gelir getirmesini beklediğiniz projenizi kağıda dökmelisiniz, en az 2 haftanızı kağıda dökme sürecine ayırınız, bu sürecin sonunda elinizde yazılı bir dosyanız olursa, iş disiplininizi sağlamanızda uzun vadede size faydalı olacaktır, projenizi hayata geçirmeye başladığınızda, sürekli geriye dönüş yaparak, proje dosyanızı kontrol edebilir, hangi aşamada ne yapmayı planladığınızı hatırlayabilir, revizyonlar yapabilirsiniz.
Ayrıca bütçelendirme yaparken, proje içerisinde kimin ne kadar süre çalışacağını ve kendiniz dahil bu çalışanların proje geliştirme sürecinde geçimlerinin nasıl sağlanacağını da dökümante etmek oldukça faydalıdır. Eğer çok şanslı değilseniz, siz işe başlamadan ve bir aşamaya gelmeden, melek yatırımcı olarak tabir edilen bir oluşumdan para bulma şansınız olmayacağını, ve sürecin ilk başlarında yalnız olduğunuzu bilip, en yaygın hataya düşmeyerek proje planlama ve bütçelendirmeye zaman ayırın.
NEDEN2: SABIR EKSİKLİĞİ, ÇABUK ORTAYA ÇIKMA VE ÇABUK PARA KAZANMA HIRSI
Internet ve Teknoloji projelerinin her zaman piyasada bir albenisi vardır, bir çok teknoloji zengini, servetlerini yoktan varetmişlerdir, 20li yaşlarında teknolojik bir ürün veya servis geliştirerek, patronluk mertebesine taşınmış gençlerin hikayeleri medyada sıkça yer bulur.
İşte bu hikayeler, web ve teknoloji projelerinin yarıda kalmasına neden olan ikinci yaygın hatayı oluştururlar; SABIR EKSİKLİĞİ. Sebat etmek önemli bir erdemdir, ve hayatın her alanında gerekli olduğu gibi, konu bir teknoloji yatırımı olduğunda fazlasıyla elzemdir.
Bir fikir ortaya atıp, bu fikri gerçeğe dönüştürerek, hızlı bir şekilde zengin olmak ve ekonomik refaha kavuşmak, konumuz internet ve sosyal medya projeleri bile olsa gerçekçi değildir, bu nedenle, projenizin yarıda kalmasını istemiyorsanız, kendinize, sabrınızı geliştirme yönünde telkinlerde bulunmaya şimdiden başlayın.
NEDEN3: EKİP YÖNETİMİ VE EKİP SİNERJİSİ OLUŞTURMADA YAPILAN HATALAR
Internet, sosyal medya, yazılım ve benzeri bir teknoloji projesi ekip işidir, bireysel çabalarla ancak bir noktaya gelebilirsiniz, ekip tanımlamam gözünüzü korkutmasın, ekipten kasıt başlangıç aşamasında yüzlerce kişinin bir araya gelmesi değildir, iki üç kişilik ekip kurguları da ekip üyeleri arasında SİNERJİ ve DOĞRU EKİP YÖNETİMİ varsa işe yarayacaktır.
Ekip üyelerinin arasında doğru bir iş bölümü, ve yardımlaşma yoksa, bu durumda projenin yarıda kalması kaçınılmazdır.
NEDEN4: ORTAKLARDAN EN AZ BİRİNDE TEKNİK BİLGİ OLMAMASI, ÜRETİM SÜRECİNDE TÜMDEN DIŞARI BAĞIMLILIK
Üçüncü nedenle bağlantılı olan bir başka projelerin yarıda kalma nedeniyse; tüm ortakların geliştirilecek olan projenin teknik boyutu hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. "TEKNOLOJİK BİLGİ EKSİKLİĞİ" projenin geliştirilmesi sürecinde ve sonrasında dışarı bağımlılık anlamına gelir, dış kaynak kullanımında yaşanacak her türlü anlaşmazlık, projenin yarıda kamasına sebep olacaktır.
Ortaklar arasındaki sinerji ve yeter düzeyde proje geliştirme, teknolojik bilgiye sahip olunması, dış kaynak kullanımı veya eleman sorunlarında projeye bilfiil giriş yapmalarına ve yarıda kalmasına engel olmalarına olanak verir.
Yatırımcıların da proje değerlendirme sürecinde girişimcilerin teknolojik bilgilerine değer vermelerinin başlıca nedeni budur.
NEDEN5: KİŞİSEL ZEVKLER, TAKINTILAR SONUCU ÜRETİM SÜRELERİNİN UZAMASI
Konu web temelli bir projeyse, bu durumda ister istemez kişisel zevkler proje geliştirme sürecinin bir parçası olacaktır, nihai kullanıcının karşısına çıkacak olan arayüz kısmı, yoruma açık bir konudur, ortakların görsellikle ilgili olarak kendi zevklerini ön plana çıkartmaları, ve arayüzün hem "GÖRSEL TASARIM" kısmında hem de "GÖRSEL KODLAMA" kısmında belli bölümleri saplantı haline getirmeleri, üretim sürelerinin uzamasına ve çoğunlukla projenin yarıda kalmasına neden olacaktır.
NEDEN6: ÇOK BAŞLILIK, KARAR MEKANİZMASINDA FAZLA SES ÇIKMASI NEDENİYLE, NİHAİ KARARLARIN VERİLEMEMESİ
Çok başlılık, ve karar mekanizmasında yaşanabilecek tıkanmalar, beşinci nedenimizle yakınlık içermektedir, projenin ilerlemesi aşamalarında, farklı disiplinlerde kritik kararların alınması gerekecek, bu kararların alınmasında "ÇOK BAŞLILIK" ve buna bağlı olarak "UZLAŞMAZLIKLAR" yaşanması durumunda, nihai kararların alınmasında gecikmeler yaşanabilecektir. En kötü kararın bile kararsızlıktan ve harekete geçememekten daha iyi olduğunu akıldan çıkartmamak, ve birden fazla plana sahip olarak süreci yönetmek işin yarıda kalmasına engeldir.
NEDEN7: SÜREÇ İÇERİSİNDE KARŞILAŞILAN ENGELLERDE ÇABUK PES EDİLMESİ, ÇÖZÜM YERİNE PROBLEME ODAKLANMAK
Teknoloji projeleri, engebeli bir yola benzer, hem çokça viraj içerir hem de yol üstünde bir çok engelle karşılaşırsınız. Bu engeller karşısındaki duruşunuz projenizi yarıda bırakıp bırakmayacağınızı belirler. "PROBLEME ODAKLANMAK" yerine, bu problemin çözümüne ve problemi bertaraf etmenizi sağlayacak alternatif yollara odaklanırsanız, bu durumda engelleri aşma ve bitiş çizgisine ulaşma şansınız artacaktır.
NEDEN8: KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KARARLAR ALMAK, İŞİ BASİTE İNDİRGEMEK
Internet'in sonsuz faydaları saymakla bitmez, bununla birlikte, internet ve sosyal medyanın neden olduğu bir handikapı göz ardı edemeyiz, bu handikap "BİLGİ KİRLİLİĞİ"dir.
Kolayca ulaşılabilen, ve kalitesi tanımlanamayan bilgiler arasında doğru ve geçerli bilgiye ulaşmak güçleşmektedir, geçerliliği tanımlanamayan bilgilere bu kadar kolay erişilebilmesi, teknoloji projelerinde işin basite indirgenmesine, ve kulaktan dolma bilgilerle kararların alınmasına neden olmaktadır. Proje geliştirme sürecinde kalitesiz enformasyonla alınacak kararlar, projelerin yarıda kalmasına neden olabilmektedir.
NEDEN9: GERÇEK UZMANLAR YERİNE SAHTE UZMANLARDAN YÖNLENDİRME ALMAK
Yine bir önceki neden ile ilintili olarak, bilgi kirliliğinin yaratıcısı olan sahte uzmanlardan alınacak destekler ve yönlendirmeler, projenin ilerleme sürecinde yanlış kararlar alınmasına ve yanlış yollara sapılmasına neden olabilmektedir.
Teknoloji temelli projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkenlerden biri, "SAHTE UZMANLARDAN EDİNİLEN GEÇERSİZ BİLGİLER"dir.
NEDEN10: SÜREÇ DEVAM EDERKEN YETERLİ GERİ BİLDİRİM ALMAMAK, ALINAN GERİ BİLDİRİMLERİ DOĞRU ŞEKİLDE DEĞERLENDİREMEMEK
Bir internet projesi geliştirirken, ana uzmanlık alanı ne olursa olsun, sürecin belirli bir noktasında, mutlaka hedef kitlenin görüşlerini almak ve alınacak geri bildirimleri hesaba katarak süreci yönetmek doğru bir yöntemdir, yani birinci öncelik projenizi nihai kullanıcılardan geri bildirim alabilecek bir seviyeye getirmek olmalıdır.
Öyle ya da böyle içeriye belli sayıda beta kullanıcısı alabilmek, proje ekibinin moralinin yükselmesi anlamına geleceği gibi, olumlu ve olumsuz geri bildirimler alınmasını da sağlayacaktır. Beta kullanıcıları içeri alabilecek seviyeye bir türlü gelemiyorsanız, bu durum sürecin uzaması ve moral seviyesinin düşmesi anlamına gelir, bu da projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkendir.
SONUÇ = MORAL + UMUT + İYİ HIRS
Bu yazı kapsamında kısa notlar halinde değinilen 10 başlık, teknoloji projelerinin yarıda kalmasında rol oynayan farklı nedenlerdir. Bu nedenleri kulağımıza küpe yapmakla birlikte, sonuca ulaşanlarda gözlemlenen 3 önemli kriter ise; morali yüksek tutma becerisi, buna bağlı olarak umut etme ve umutlarını çevreye yayma yeteneneği, ve saplantı seviyesinde olmayan, iyi huylu hırsa sahip olmalarıdır.
Eminim Shawshank Redemption (Türkçe'ye Esaretin Bedeli olarak çevrilmiştir) isimli filmi çoğunuz izlemişsinizdir, filmin can alıcı sahnelerinden birinde Andy Dufresne'in dediği gibi; "Hope is a good thing, maybe the best of things, and no good thing ever dies" (Umut iyi bir şeydir, belki de iyisi, ve iyi şeyler asla ölmez)
interaktif projeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
interaktif projeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Mayıs 2013 Pazar
23 Ocak 2013 Çarşamba
Hedef Kitlesini Dinlemeyen Ölüme Mahkumdur
Yeni ekonomik yapılanma, tüketicilerin sınırsız seçme özgürlüklerine kavuşmasını sağladı, internet ortamında bir kaç tıklamayla farklı ürün gruplarını karşılaştırmak, tüketici yorumlarını takip etmek mümkün.
Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak, ürün geliştirme ve ARGE aşamasındaki firmaların iş yapış şekillerini yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Konuyu biraz daha açarak farklı vakalarla örneklemenin anlatımı kolaylaştıracağına inanıyorum. Bu amaçla yazının devamında, ProjePark olarak yaşadığımız bazı kötü geçmiş deneyimlerimizden örnekler vermeye çalışacağım, bu sayede yola yeni çıkacaklara bir nebze de olsa faydamız olacağına inanıyorum.
Kötü geçmiş deneyimlerimizin hepsi de bize değer katan vakalar olmuşlardır, hiç bir deneyimimize geriye dönüp bakarak hayıflanmıyoruz, zaman kaybı olarak görmüyoruz, aksine, yaşanan kötü deneyimlerin bizler için paha biçilmez eğitimler niteliğinde olduğuna inanıyoruz. Geçmiş deneyimlerimizin bize öğrettiği derslerden bir tanesi ARGE ve ürün geliştirme safhalarında ne yapıp edip potansiyel alıcıların da işin içine dahil edilmesi gerektiği yönünde oldu, hatta proje havunuzda yer alan tüm fikirler içerisinden gerçek anlamda potansiyel müşteriyi işin içine dahil edebileceğiniz projeyi seçip, çok kıymetli vaktinizi de bu projeye kanalize etmenizi önereceğim.
Bizim geçmişte gerçekleştirdiğimiz en önemli hata, ekibimiz içerisinde kendi görüşlerimizin son kullanıcı görüşleriyle örtüşeceğini düşünerek, büyük toplantı masalarında kendi isteklerimiz, şahsi egolarımızla projeler geliştirmemiz olmuştur, yapılan bu tarz ürün geliştirme toplantıları tabi ki fazlasıyla önemli olmakla birlikte, üzülerek söylemek isterim ki bu şekilde gerçekleştirdiğimiz hiç bir projemizde başarıyı yakalamamız mümkün olmamıştır, ürün geliştirme ve ARGE safhalarında üretim ekibinizle yapacağınız toplantıları literatürde "status meeting" olarak adlandırılan belli süresi ve net planı olan toplantılar şeklinde gerçekleştirmeniz, herkesin ARGE kapsamında birbirinden haberdar olması ve daha etkin sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Özellikle sınırlı kaynaklara sahip bir startup'sanız bundan daha farklısı da zaten düşünülemez, çünkü hem maddi kaynaklar hem de insan kaynağınız sınırlı olacağından sizin en değerli sermayeniz zamandır, ve maalesef günümüz tüketim toplumu, hız ve zamana karşı yarış üzerine kurulmuştur, kaybedilen zamanlar ileride başınızı ağrıtacaktır, bizimkisini çokça ağrıtmıştır.
Bir diğer önemli hatamız ise satış rakamlarında sürekli olarak optimist senaryolar kurgulamamız ve planlarımızı da buna bağlı olarak gerçekleştirmemizdir, oysaki yapılması gereken, görünmeyen giderler kalemini her zaman yüksek tutmak, buna karşılık sıfıra yakın gelir elde edileceğini varsayarak en az bir yıllık projeksiyon çıkartmaktır. Bu durumu çözmenin de yegane yolu potansiyel alıcıları işin içine dahil etmekten geçer, gerçek anlamda potansiyel alıcınıza fayda sağlayacak bir servis yakaladığınıza inanıyorsanız, potansiyel alıcılarınız sizi üretim sürecinde de ciddi anlamda destekleyecekler, ve gelirler kaleminizin yerli yerine oturması sürecinin kısalmasına olanak tanıyacaklardır.
Bu yazı kapsamında anlatılmış olanların, tecrübeyle sabit olduğunu bir kez daha belirterek, faydalı olması dileğiyle, çabalarınızda başarılar diliyorum.
Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak, ürün geliştirme ve ARGE aşamasındaki firmaların iş yapış şekillerini yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Konuyu biraz daha açarak farklı vakalarla örneklemenin anlatımı kolaylaştıracağına inanıyorum. Bu amaçla yazının devamında, ProjePark olarak yaşadığımız bazı kötü geçmiş deneyimlerimizden örnekler vermeye çalışacağım, bu sayede yola yeni çıkacaklara bir nebze de olsa faydamız olacağına inanıyorum.
Kötü geçmiş deneyimlerimizin hepsi de bize değer katan vakalar olmuşlardır, hiç bir deneyimimize geriye dönüp bakarak hayıflanmıyoruz, zaman kaybı olarak görmüyoruz, aksine, yaşanan kötü deneyimlerin bizler için paha biçilmez eğitimler niteliğinde olduğuna inanıyoruz. Geçmiş deneyimlerimizin bize öğrettiği derslerden bir tanesi ARGE ve ürün geliştirme safhalarında ne yapıp edip potansiyel alıcıların da işin içine dahil edilmesi gerektiği yönünde oldu, hatta proje havunuzda yer alan tüm fikirler içerisinden gerçek anlamda potansiyel müşteriyi işin içine dahil edebileceğiniz projeyi seçip, çok kıymetli vaktinizi de bu projeye kanalize etmenizi önereceğim.
Bizim geçmişte gerçekleştirdiğimiz en önemli hata, ekibimiz içerisinde kendi görüşlerimizin son kullanıcı görüşleriyle örtüşeceğini düşünerek, büyük toplantı masalarında kendi isteklerimiz, şahsi egolarımızla projeler geliştirmemiz olmuştur, yapılan bu tarz ürün geliştirme toplantıları tabi ki fazlasıyla önemli olmakla birlikte, üzülerek söylemek isterim ki bu şekilde gerçekleştirdiğimiz hiç bir projemizde başarıyı yakalamamız mümkün olmamıştır, ürün geliştirme ve ARGE safhalarında üretim ekibinizle yapacağınız toplantıları literatürde "status meeting" olarak adlandırılan belli süresi ve net planı olan toplantılar şeklinde gerçekleştirmeniz, herkesin ARGE kapsamında birbirinden haberdar olması ve daha etkin sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Özellikle sınırlı kaynaklara sahip bir startup'sanız bundan daha farklısı da zaten düşünülemez, çünkü hem maddi kaynaklar hem de insan kaynağınız sınırlı olacağından sizin en değerli sermayeniz zamandır, ve maalesef günümüz tüketim toplumu, hız ve zamana karşı yarış üzerine kurulmuştur, kaybedilen zamanlar ileride başınızı ağrıtacaktır, bizimkisini çokça ağrıtmıştır.
Bir diğer önemli hatamız ise satış rakamlarında sürekli olarak optimist senaryolar kurgulamamız ve planlarımızı da buna bağlı olarak gerçekleştirmemizdir, oysaki yapılması gereken, görünmeyen giderler kalemini her zaman yüksek tutmak, buna karşılık sıfıra yakın gelir elde edileceğini varsayarak en az bir yıllık projeksiyon çıkartmaktır. Bu durumu çözmenin de yegane yolu potansiyel alıcıları işin içine dahil etmekten geçer, gerçek anlamda potansiyel alıcınıza fayda sağlayacak bir servis yakaladığınıza inanıyorsanız, potansiyel alıcılarınız sizi üretim sürecinde de ciddi anlamda destekleyecekler, ve gelirler kaleminizin yerli yerine oturması sürecinin kısalmasına olanak tanıyacaklardır.
Bu yazı kapsamında anlatılmış olanların, tecrübeyle sabit olduğunu bir kez daha belirterek, faydalı olması dileğiyle, çabalarınızda başarılar diliyorum.
15 Mayıs 2012 Salı
Mesaj Bombardımanına Son "simple is the best" Devri Başlıyor!!!
2011'in sonu 2012'nin ilk günlerinden itibaren ProjePark içerisinde yeni bir yaklaşım üzerinde çalışmaktayız, hem ajans işlerimizde hem ürün geliştirme çalışmalarımızda bundan böyle benimseyeceğimiz yaklaşımımızı "simple is the best" olarak adlandırıyoruz.
Basitliğin en iyi yol olduğunu düşünmemiz, bu yaklaşımı benimsememiz ve tüm çözüm ortaklarımızı da bu yola çekmeye çalışmamızın bir dizi nedeni var, en önemlisi, her gün interneti açtığımızda, sosyal ağlar içerisinde, kullandığımız yazılımlarda, ziyaret ettiğimiz websitelerinde karşı karşıya olduğumuz mesaj ve fonksiyonellik kirliliği.
Mesaj kirliliğini zaten hepimiz sıkça yaşadık, her gün e-posta hesaplarımızda, takip ettiğimiz bloglarda ve internet sitelerinde, oynadığımız online oyunlarda üzerimize doğru akın akın gelen mesajlarla karşı karşıyayız.
Fonksiyonellik kirliliğine gelince, aslında bu kavram da mesaj kirliliğine çok yakın bir kavram, kullandığınız yazılımları, teknolojik aletleri, internet sitelerini bir düşünün. Bir çok fonksiyon siz istemeden ekranlarınıza getiriliyor. Aslında genel olarak kullanmakta olduğunuz fonksiyon sayısı tahmin edebileceğinizden çok az, ekranınızda karşı karşıya olduğunuz bir dizi tuştan çoğu size göz zenginliği yaşatmak adına ekranlarınızda, bu mantık her şey dahil tatil köylerindeki açık büfe mantığına çok yakın, ne kadar saçma bir örnek demeyin, tatiliniz boyunca defalarca ziyaret ettiğiniz açık büfe restoranlarda yer alan yemeklerin ne kadarını tüketebiliyorsunuz, restoranlara girdiğinizde karşılaştığınız göz ziyafetinin ne kadarı mide ziyafetine dönüşüyor? Sonuçta midenizin bir kapasitesi var, belli miktar zorlamayla kapasite aşımı yapabilirsiniz, fakat bunun da bir sınırı var, aynı durum beyniniz için de geçerli, size dayatılan mesajların ve fonksiyonların ne kadarı beyninizce kabul görüyor, gün içerisinde size altın tepside sunulan kavram karmaşasıyla dolu pazarlama mesajları beyniniz tarafından günün ilk saatlerinden iribaren red ediliyor. Süzgeçten geçip bizi etkileyenler ise genel olarak en basit ve algılaması kolay olan mesajlar.
Bu yaklaşımı benimseyenlerin kazandıklarını geçmiş dönemlerde de gördük, Google'ı düşünün, ortaya çıktığında,Yahoo ve Altavista pazarı çoktan domine etmiş gibiydiler, hem güçlü arama algoritmalarına sahiptiler hem de sürekli olarak yeni içerik üreterek ziyaretçilerine servis etmekteydiler, bu esnada bembeyaz bir ekran üzerinde bir input box ile kaşılaştık, işleri aramaydı, konsantre oldukları konunun dışına hiç bir zaman çıkmadılar, aslında onlar "simple is the best" kavramıyla bizi ilk tanıştıranlardandı. Yahoo ise panikleyerek zaten karmaşık olan ana erkanını sürekli farklı fonksiyonlarla doldurdu, göze sokulan reklamlar ve mesaj bombardımanıysa diğer büyük hatalarıydı. Sonuç Google servislerini aynı mantıkta ayrıştırdı ve geliştirdi, kendi reklam modeli olan "Adwords"ü kurdu ve insanları bu servise bağımlı hale getirerek, mükemmel bir gelir modeli oluşturdu. Yahoo cephesine gelince, ana platform üzerinde tüm servislerini toplamaya çalıştılar, ve zaten karışık olan yapısal düzenlerini daha karmaşık hale getirdiler, sonuç Yahoo düzenli bir şekilde kan kaybetmeye devam etti, ve halen kan kaybediyor, gelinen noktada 2000 kişinin işine son vermek bile var.
ProjePark'ın yeni mottosu "simple is the best"in doğru yaklaşım olduğunu destekler nitelikte yeni interaktif projeler de hayatımızdaki yerini almaya başladı, son örneği pinterest, basit bir pinboard, sadece 3 ana fonksiyonellik üzerine kurulmuş durumda "repin" / "like" / "comment". Emin olun buna benzer pinboard uygulamaları daha önce yüzlerce kişinin aklına gelmiştir, hatta bunların çoğu hayata da geçmiştir, fakat neden şu an aklınızda yer etmemiş durumdalar, veya neden yok olup gittiler dersiniz, yakalamaları gereken basitlik düzeyini yakalayamamışlardır, tasarım olarak ve fonksiyonellik anlamında ilk giriş yapanları boğmuşlardır da ondan. Boğulan ilk kullanıcılar da gerekli özeni göstermemiş, ve dost meclislerinde bu girişimlerin esamesi okunmamıştır, sonuç; girişimcilerin son çırpınış niteliğindeki google adwords reklamları ve facebook reklamlarıyla ilgi oluşturma çabası, kazanan tabiki kasa yani "simple is the best" diyen Google ve Facebook.
Basitliğin en iyi yol olduğunu düşünmemiz, bu yaklaşımı benimsememiz ve tüm çözüm ortaklarımızı da bu yola çekmeye çalışmamızın bir dizi nedeni var, en önemlisi, her gün interneti açtığımızda, sosyal ağlar içerisinde, kullandığımız yazılımlarda, ziyaret ettiğimiz websitelerinde karşı karşıya olduğumuz mesaj ve fonksiyonellik kirliliği.
Mesaj kirliliğini zaten hepimiz sıkça yaşadık, her gün e-posta hesaplarımızda, takip ettiğimiz bloglarda ve internet sitelerinde, oynadığımız online oyunlarda üzerimize doğru akın akın gelen mesajlarla karşı karşıyayız.
Fonksiyonellik kirliliğine gelince, aslında bu kavram da mesaj kirliliğine çok yakın bir kavram, kullandığınız yazılımları, teknolojik aletleri, internet sitelerini bir düşünün. Bir çok fonksiyon siz istemeden ekranlarınıza getiriliyor. Aslında genel olarak kullanmakta olduğunuz fonksiyon sayısı tahmin edebileceğinizden çok az, ekranınızda karşı karşıya olduğunuz bir dizi tuştan çoğu size göz zenginliği yaşatmak adına ekranlarınızda, bu mantık her şey dahil tatil köylerindeki açık büfe mantığına çok yakın, ne kadar saçma bir örnek demeyin, tatiliniz boyunca defalarca ziyaret ettiğiniz açık büfe restoranlarda yer alan yemeklerin ne kadarını tüketebiliyorsunuz, restoranlara girdiğinizde karşılaştığınız göz ziyafetinin ne kadarı mide ziyafetine dönüşüyor? Sonuçta midenizin bir kapasitesi var, belli miktar zorlamayla kapasite aşımı yapabilirsiniz, fakat bunun da bir sınırı var, aynı durum beyniniz için de geçerli, size dayatılan mesajların ve fonksiyonların ne kadarı beyninizce kabul görüyor, gün içerisinde size altın tepside sunulan kavram karmaşasıyla dolu pazarlama mesajları beyniniz tarafından günün ilk saatlerinden iribaren red ediliyor. Süzgeçten geçip bizi etkileyenler ise genel olarak en basit ve algılaması kolay olan mesajlar.
Bu yaklaşımı benimseyenlerin kazandıklarını geçmiş dönemlerde de gördük, Google'ı düşünün, ortaya çıktığında,Yahoo ve Altavista pazarı çoktan domine etmiş gibiydiler, hem güçlü arama algoritmalarına sahiptiler hem de sürekli olarak yeni içerik üreterek ziyaretçilerine servis etmekteydiler, bu esnada bembeyaz bir ekran üzerinde bir input box ile kaşılaştık, işleri aramaydı, konsantre oldukları konunun dışına hiç bir zaman çıkmadılar, aslında onlar "simple is the best" kavramıyla bizi ilk tanıştıranlardandı. Yahoo ise panikleyerek zaten karmaşık olan ana erkanını sürekli farklı fonksiyonlarla doldurdu, göze sokulan reklamlar ve mesaj bombardımanıysa diğer büyük hatalarıydı. Sonuç Google servislerini aynı mantıkta ayrıştırdı ve geliştirdi, kendi reklam modeli olan "Adwords"ü kurdu ve insanları bu servise bağımlı hale getirerek, mükemmel bir gelir modeli oluşturdu. Yahoo cephesine gelince, ana platform üzerinde tüm servislerini toplamaya çalıştılar, ve zaten karışık olan yapısal düzenlerini daha karmaşık hale getirdiler, sonuç Yahoo düzenli bir şekilde kan kaybetmeye devam etti, ve halen kan kaybediyor, gelinen noktada 2000 kişinin işine son vermek bile var.
ProjePark'ın yeni mottosu "simple is the best"in doğru yaklaşım olduğunu destekler nitelikte yeni interaktif projeler de hayatımızdaki yerini almaya başladı, son örneği pinterest, basit bir pinboard, sadece 3 ana fonksiyonellik üzerine kurulmuş durumda "repin" / "like" / "comment". Emin olun buna benzer pinboard uygulamaları daha önce yüzlerce kişinin aklına gelmiştir, hatta bunların çoğu hayata da geçmiştir, fakat neden şu an aklınızda yer etmemiş durumdalar, veya neden yok olup gittiler dersiniz, yakalamaları gereken basitlik düzeyini yakalayamamışlardır, tasarım olarak ve fonksiyonellik anlamında ilk giriş yapanları boğmuşlardır da ondan. Boğulan ilk kullanıcılar da gerekli özeni göstermemiş, ve dost meclislerinde bu girişimlerin esamesi okunmamıştır, sonuç; girişimcilerin son çırpınış niteliğindeki google adwords reklamları ve facebook reklamlarıyla ilgi oluşturma çabası, kazanan tabiki kasa yani "simple is the best" diyen Google ve Facebook.
3 Mayıs 2012 Perşembe
Internette Hala Fırsatlar Var (Internet Fırsatları Asla Bitmez!)
Öncelikle üzerinde durmamız gereken kavram, fırsat kelimesi. Şahsi kanaatim gerçek hayattaki fırsat kavramıyla, internetteki fırsat kavramları arasında farklılıklar olduğu yönünde. Özetlemek gerekirse, internet şeffaf bir sosyal ve ekonomik düzene sahip, internette gizlenmek olmaz, mutlaka iz bırakırsınız, bu sebepledirki, sizin için fırsat olarak gördüğünüz bir durumun, ciddi orandaki bir internet kullanıcısı tarafından da fırsat olarak görülmesi gerekir.
Klasik ticarette yapacağınız bir SWOT analizinde fırsatlar sekmesini doldururken üstü kapalı olarak ilk düşünceniz, kendiniz veya kurumunuz için yakalamış olduğunuz fırsatlardır. Bir Internet projesi geliştiriyorsanız, kendiniz için yaratacağınız rantların ötesinde, internet kullanıcısı için ne tür fırsatlar yaratacağınızı düşünmeniz gerekir.
Fırsat kavramı üzerinde bu kadar fazla durmamın sebebine gelince; bu güne kadar başarılı olmuş tüm internet projelerinde en önemli kriterin içeriğin kullanıcı tarafından yaratılması olduğunu görmekteyiz, yani internet kullanıcısı sunmuş olduğunuz serviste kendisi için bir fırsat yakalarsa sizin için savaşmaya başlar, bu savaşın içerisinde hem içerik geliştirme hem de word of mouth marketing yer alacaktır.
Sonuç olarak internette her şey bulundu, tüm köşe başları tutuldu, artık yeniliğe yer yok gibi hurafelere inanmanıza gerek yok, internet yapısı gereği, tüketim toplumunun hiç bir zaman ölmeyecek yeni oyun alanıdır, bu alanda içeriğin kullanıcı tarafından geliştirildiği ve yayıldığı yenilikçi platformlar her zaman kendilerine yer açacaklardır. Şimdi başlığımıza geri dönersek, internet fırsatları asla bitmez! Yeterki iş geliştirme yaparken, kendinizin değil potansiyel ziyaretçilerinizin istek ve beklentilerini hesaba katın.
Klasik ticarette yapacağınız bir SWOT analizinde fırsatlar sekmesini doldururken üstü kapalı olarak ilk düşünceniz, kendiniz veya kurumunuz için yakalamış olduğunuz fırsatlardır. Bir Internet projesi geliştiriyorsanız, kendiniz için yaratacağınız rantların ötesinde, internet kullanıcısı için ne tür fırsatlar yaratacağınızı düşünmeniz gerekir.
Fırsat kavramı üzerinde bu kadar fazla durmamın sebebine gelince; bu güne kadar başarılı olmuş tüm internet projelerinde en önemli kriterin içeriğin kullanıcı tarafından yaratılması olduğunu görmekteyiz, yani internet kullanıcısı sunmuş olduğunuz serviste kendisi için bir fırsat yakalarsa sizin için savaşmaya başlar, bu savaşın içerisinde hem içerik geliştirme hem de word of mouth marketing yer alacaktır.
Sonuç olarak internette her şey bulundu, tüm köşe başları tutuldu, artık yeniliğe yer yok gibi hurafelere inanmanıza gerek yok, internet yapısı gereği, tüketim toplumunun hiç bir zaman ölmeyecek yeni oyun alanıdır, bu alanda içeriğin kullanıcı tarafından geliştirildiği ve yayıldığı yenilikçi platformlar her zaman kendilerine yer açacaklardır. Şimdi başlığımıza geri dönersek, internet fırsatları asla bitmez! Yeterki iş geliştirme yaparken, kendinizin değil potansiyel ziyaretçilerinizin istek ve beklentilerini hesaba katın.
2 Mayıs 2012 Çarşamba
Internet Projeleri Geliştirirken Yapılan Hatalar ve Balon Başarı Hikayeleri
2000li yılların başında gelişmeye başlayan internet mecrası, 2010 yılına gelinceye kadarki 10 yıllık süre içerisinde önemli gelişmeler gösterdi.
2000'lerin hareketli yapısı, internet bağlantı hızlarındaki sürekli artış ve teknolojik gelişmelerle birlikte dijital dünya göz kamaştırıcı bir ivme kazanmaya başladı, tüm bu gelişmelerin üstüne medya tarafından düzenli aralıklarla pompalanan başarı hikayeleri, bir çok girişimcinin sınırlı kaynaklarını internet mecrasına kaydırmasına, zaman ve para kaybı yaşamalarına neden oldu.
Bu noktada gözden kaçırılan önemli bir nokta vardı. Dijital dünya anlatıldığı gibi sadece fırsatlar barındıran bir mecra değildi, engebeli bir yolda uzun bir yolculuktan ve bir çok uçurumdan ibaret yeni bir dünya düzeniydi.
Dijital dünyanın dışında kalmak artık mümkün olmamasına rağmen, yeterli "know how"a sahip olmadan veya bu yeni dünya düzenine aşkla bağlı olmadan, salt hızlı para kazanma, bir kaç ayda köşeyi dönme rüyalarıyla çıkılan yolculuklar, üstü kısa sürede örtülen ve sosyal medyada pek yer bulamayan başarısız projeleri de beraberinde getirdi.
Internet projeleri oluştururken girişimcilerin yaşadıkları en büyük yanılgı, kaynak planlamasında yapılan hatalar olmuştur, fizibilite çalışmalarının doğru yapılmaması, kaynakların hızlı bir şekilde tükenmesine ve projelerin kendi başabaş noktalarını yakalayabilecek kadar uzun bir süre ayakta kalamamalarına neden olmuştur. Bu durumun ana nedeniyse girişimci optimistliği olarak tanımlayabileceğimiz kavramdan ileri gelmektedir.
Tüm girişimcilerde mutlaka bulunması gereken optimistlik düzeyi eğer olması gereken seviyelerin üzerine çıkmışsa, bu durumda girişimci hazırlamakta olduğu fizibilite çalışmasının giderler sütununda cimri, gelirler sütunundaysa oldukça bonkör davranmaktadır, oysa unutulmaması gereken en önemli nokta bir startup projede giderler kaleminin en az bir yıl boyunca sürekli olarak işleyeceği, buna karşılık gelir modeli tam olarak oturana kadar gelirler sütununun hareketsiz kalacağıdır. Bu durumda hatrı sayılır bir süre fonlama ihtiyacını beraberinde getirir.
Yapılan bir diğer yanlış ise, internet projelerinde tasarımsal zevklerin ve egoların üretim sürecine dahil edilmesidir, görsellik yoruma açık bir konu olduğundan, özellikle proje fonlaması yapan kişi veya kurumların kendi şahsi zevklerini işe karıştırmaları durumunda üretim süreleri uzayacak, bu da yine zaman ve kaynak israfını beraberinde getirecektir.
Girişimciler ve ekipleri projeyi hayata geçirmek üzerinde hummalı bir çalışma sergilerken, yayılma mekanizmasını gözden kaçırmaları veya yayılma mekanizması üzerinde yeterince efor sarfetmemeleriyse asıl ölümcül hatadır. Eğer bir internet projesi, unique bir yapıya sahip değilse, ve mükemmele yakın bir sosyal medya yayılma strateji yoksa, milyon dolarlık reklam bütçelerine ihtiyaç duyacaktır, bu da arkasında büyük grupların olmadığı sınırlı bütçeye sahip startup'lar için bir kaç aylık bir sürede yayın hayatını noktalamak anlamına gelmektedir.
İşin başlangıcında yeterli rekabet analizinin yapılmaması, gelir modeliyle ilgili düşüncelerin ve alternatiflerin geliştirilmemesi, doğru bir ekip kurgusuna sahip olunmamasıysa yapılan diğer hatalardır.
Tüm bu bilgilerden sonra, internet dünyasında başarılı bir iş geliştirmek için yapılması gerekenler aslında çok açıktır, içeriği kullanıcılarınızın geliştireceği, word of mouth ile yayılma potansiyeli olan bir projeniz varsa, en az 1 yıl boyunca projeden maddi bir beklentiniz yoksa, giriş yapacağınız alanda yeterince know how sahibiyseniz, yapmış olduğunuz fizibilite çalışmasına güveniniz tamsa, ve girişimci optimistliğinden kaynaklı yanılgılara düşmediyseniz, başarılı olmamanız için hiç bir neden yok.
Yazının bir bölümü olumsuz argümanlar içerse de, benim şahsi inancım, başarı öykülerinden çok çevremizdeki başarısız proje örneklerini ve hataları incelememizin daha doğru olacağı yönündedir, başarı hikayeleri bize motivasyon sağlasalar bile yol haritamızı çizmemizde faydalanmamız gereken kaynak bizden öncekilerin yaptıkları hatalardır bize aktarılan hatalardan dersler çıkartarak ilerlersek başarılı olma ihtimalimiz yükselecektir.
Bir sonraki yazım daha optimist olacak, çünkü "Internette Hala Fırsatlar Var (Internet Fırsatları Asla Bitmez!)"
2000'lerin hareketli yapısı, internet bağlantı hızlarındaki sürekli artış ve teknolojik gelişmelerle birlikte dijital dünya göz kamaştırıcı bir ivme kazanmaya başladı, tüm bu gelişmelerin üstüne medya tarafından düzenli aralıklarla pompalanan başarı hikayeleri, bir çok girişimcinin sınırlı kaynaklarını internet mecrasına kaydırmasına, zaman ve para kaybı yaşamalarına neden oldu.
Bu noktada gözden kaçırılan önemli bir nokta vardı. Dijital dünya anlatıldığı gibi sadece fırsatlar barındıran bir mecra değildi, engebeli bir yolda uzun bir yolculuktan ve bir çok uçurumdan ibaret yeni bir dünya düzeniydi.
Dijital dünyanın dışında kalmak artık mümkün olmamasına rağmen, yeterli "know how"a sahip olmadan veya bu yeni dünya düzenine aşkla bağlı olmadan, salt hızlı para kazanma, bir kaç ayda köşeyi dönme rüyalarıyla çıkılan yolculuklar, üstü kısa sürede örtülen ve sosyal medyada pek yer bulamayan başarısız projeleri de beraberinde getirdi.
Internet projeleri oluştururken girişimcilerin yaşadıkları en büyük yanılgı, kaynak planlamasında yapılan hatalar olmuştur, fizibilite çalışmalarının doğru yapılmaması, kaynakların hızlı bir şekilde tükenmesine ve projelerin kendi başabaş noktalarını yakalayabilecek kadar uzun bir süre ayakta kalamamalarına neden olmuştur. Bu durumun ana nedeniyse girişimci optimistliği olarak tanımlayabileceğimiz kavramdan ileri gelmektedir.
Tüm girişimcilerde mutlaka bulunması gereken optimistlik düzeyi eğer olması gereken seviyelerin üzerine çıkmışsa, bu durumda girişimci hazırlamakta olduğu fizibilite çalışmasının giderler sütununda cimri, gelirler sütunundaysa oldukça bonkör davranmaktadır, oysa unutulmaması gereken en önemli nokta bir startup projede giderler kaleminin en az bir yıl boyunca sürekli olarak işleyeceği, buna karşılık gelir modeli tam olarak oturana kadar gelirler sütununun hareketsiz kalacağıdır. Bu durumda hatrı sayılır bir süre fonlama ihtiyacını beraberinde getirir.
Yapılan bir diğer yanlış ise, internet projelerinde tasarımsal zevklerin ve egoların üretim sürecine dahil edilmesidir, görsellik yoruma açık bir konu olduğundan, özellikle proje fonlaması yapan kişi veya kurumların kendi şahsi zevklerini işe karıştırmaları durumunda üretim süreleri uzayacak, bu da yine zaman ve kaynak israfını beraberinde getirecektir.
Girişimciler ve ekipleri projeyi hayata geçirmek üzerinde hummalı bir çalışma sergilerken, yayılma mekanizmasını gözden kaçırmaları veya yayılma mekanizması üzerinde yeterince efor sarfetmemeleriyse asıl ölümcül hatadır. Eğer bir internet projesi, unique bir yapıya sahip değilse, ve mükemmele yakın bir sosyal medya yayılma strateji yoksa, milyon dolarlık reklam bütçelerine ihtiyaç duyacaktır, bu da arkasında büyük grupların olmadığı sınırlı bütçeye sahip startup'lar için bir kaç aylık bir sürede yayın hayatını noktalamak anlamına gelmektedir.
İşin başlangıcında yeterli rekabet analizinin yapılmaması, gelir modeliyle ilgili düşüncelerin ve alternatiflerin geliştirilmemesi, doğru bir ekip kurgusuna sahip olunmamasıysa yapılan diğer hatalardır.
Tüm bu bilgilerden sonra, internet dünyasında başarılı bir iş geliştirmek için yapılması gerekenler aslında çok açıktır, içeriği kullanıcılarınızın geliştireceği, word of mouth ile yayılma potansiyeli olan bir projeniz varsa, en az 1 yıl boyunca projeden maddi bir beklentiniz yoksa, giriş yapacağınız alanda yeterince know how sahibiyseniz, yapmış olduğunuz fizibilite çalışmasına güveniniz tamsa, ve girişimci optimistliğinden kaynaklı yanılgılara düşmediyseniz, başarılı olmamanız için hiç bir neden yok.
Yazının bir bölümü olumsuz argümanlar içerse de, benim şahsi inancım, başarı öykülerinden çok çevremizdeki başarısız proje örneklerini ve hataları incelememizin daha doğru olacağı yönündedir, başarı hikayeleri bize motivasyon sağlasalar bile yol haritamızı çizmemizde faydalanmamız gereken kaynak bizden öncekilerin yaptıkları hatalardır bize aktarılan hatalardan dersler çıkartarak ilerlersek başarılı olma ihtimalimiz yükselecektir.
Bir sonraki yazım daha optimist olacak, çünkü "Internette Hala Fırsatlar Var (Internet Fırsatları Asla Bitmez!)"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



