internet yatırımları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet yatırımları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2013 Cuma

FİKRİ BULDUK, SATTIK, ÜRETTİK, PEKİ YA SONRA?

Geçtiğimiz Mayıs ayında bu blogda iki farklı yazı yer almıştı, bu yazılardan birinde satan fikir ve yatan fikir kavramlarının incelenmesi yer almaktaydı, ilk okunması gerekenin bu yazı olduğunu düşünüyorum, ve daha önce okumadıysanız eğer, bu durumda sizi şu linke yönlendiriyorum. Bu yazı kapsamında fikrin hayata geçirilmesinden önceki süreçler, yani fikrin akla düştükten sonraki olgunlaşma evresi üzerindeki bazı tespitleri bulabilirsiniz.

İkinci yazı kapsamındaysa, bir internet/teknoloji projesinin yarıda kalmasına neden olan 10 faktörün kısa incelemesi yer almıştı. Eğer okumadıysanız, ikinci olarak da bu yazının okunması gerektiğini düşünerek sizi şu linke yönlendiriyorum.

Her iki yazıyı da okuduğunuzu varsayarak, gelelim üçlemenin son halkasına, fikir bulundu, paketlendi, ilk alıcılarına satıldı ve üretim de gerçekleştirilerek hayata geçirildi. Peki bundan sonra karşınıza neler mi çıkacak? Aradığınız cevapların bir bölümüne bu yazının devamında ulaşabilirsiniz.

Öncelikle internet temelli / teknoloji odaklı bir ürün veya servisiniz varsa, açılış fazınızın yani beta sürecinizin sancılarına göğüs gerebilecek bir finansal yapıya sahip olmanız gerekmektedir, genellikle teknoloji odaklı projelerin beta sürecinden çıkıp, daha stabil bir yapıya kavuşmaları, projenin ölçeğine göre, 3 ay ile 3 yıl arasında değişebilmektedir.

Unutmamanız gereken bir diğer konu, yayına girdiniz veya piyasaya çıktınız, adı her neyse elinizde artık bir beta sürüm var, bu aşamada sizin artık harekete ihtiyacınız var, yani kullanıcı deneyimlerinin yaşanıyor olması gerekmekte, çünkü siz bir dükkan açmadınız, web-teknoloji ekosisteminde, sadece ufak bir damlasınız, damlanın büyümesi ve yağmura dönüşmesi klasik ticaretten farklıdır, klasik ticaretten ne kastettiğimi de bir örnekle anlatayım, işlek bir caddede bir dükkan açtınız, doğru ürün, doğru dekor, doğru satış stratejileri, size ilk günden itibaren nakit akışı getirir, nakit akışının boyutu bir çok parametreden etkilenir, fakat nakit her zaman nakittir. Oysa teknoloji odaklı projelerde ticaretin kuralları farklı çalışır. Birinci ve en önemli kural ise, kullanıcı kitlenizin, betaya girdiğiniz günden itibaren servisinizi deneme ve yayma arzusunda olmaları gerekmektedir. Ne yapıp edip bu arzuyu yaratmanız gerekecektir.

Nakit akışınızla ilgili tahminlerinizi yürütürken de en kötümser senaryoları baz almanızda fayda var, kendinize çizeceğiniz pembe tablolar, ekibiniz ve yatırımcılarınız için oldukça önemli ve motive edicidir, fakat unutulmaması gereken konu, kendi excel dosyalarınızda ve kapalı kapılar ardında mutlaka kötümser senaryoları çalışmış olmanız gerekmektedir. Kötümser senaryolar sizin hareket alanınızı genişletecek, manevra kabiliyetinizi güçlendirecektir.

Son olarak belirtmek isterim ki, projenizin hayata geçtiği ve son kullanıcılarıyla buluştuğu ilk günler en zor günleriniz olacaktır, bu sebeple, ilk kullanıcılarınız yani "beta tester"larınızdan gelecek olan eleştirilere ve önerilere açık olun, ve kontrolü elinizden bırakmamak suretiyle, naktiniz ve vaktinizi iyi yöneterek, sadece ve sadece yapabilecekleriniz(gerçekte projenize katkı sağlayacak öneriler) ölçüsünde sizi yönlendirmelerine izin verin.

19 Mayıs 2013 Pazar

INTERNET VE TEKNOLOJİ PROJELERİ NEDEN YARIDA KALIR?

2000lerin başından beri, yani ilk ".com patlaması" döneminden itibaren internet ve teknoloji projelerinin içerisinde yer aldım. Net bir sayı söylemek mümkün olmasa da, 200'ün üzerinde irili ufaklı projenin içinde farklı kurgularda yer aldığımı söyleyebilirim, bazen tasarımda, bazen arayüzün kodlama tarafında, kimi zaman projelendirme süreçlerinde, sıklıkla pazarlama tarafında, son dönemlerdeyse iş geliştirmenin farklı disiplinlerinde yer aldım.

Bu aşamalardan geçerken, düzenli olarak gözlem yapma, internet ve teknoloji odaklı projelerin, neden yarıda kaldıklarına dair tespitlerde bulunma şansım oldu, zaman içerisinde tespitlerimi notlar haline getirdim. Bu notlar oldukça kapsamlı ve her birisi üzerinde belki bir veya iki günlük eğitimler yapılması gerekir, bununla birlikte, aşağıda sadece ana başlıklar ve kısa notlar halinde özetlenmesi, süreçlerin yarıda kalma nedenleriyle ilgili ipuçları verecektir.

Her bir başlığı büyük ve çok kalın harflerle not ediyorum, başlıkların altındaysa kısa açıklamalar var, önerim bu 10 maddeyi basmanız, ve ofisinizde veya evinizdeki mantar panonuza iliştirmeniz, sakın bilgisayarınızda veya tabletinizde not olarak kalmalarına izin vermeyin, çünkü diğer uyaranlar arasında yok olup giderler, siz en iyisi eski sistem bir mantar pano edinin ve bu başlıkları gözünüzün önünden ayırmayın.



NEDEN1: PROJE PLANLAMASINDA YAPILAN İŞ GÜCÜ VE BÜTÇE HATALARI

Yapılan en yaygın yanlış, sadece proje fikrinin yeterli olduğuna inanmak ve işin başlangıç aşamasında, planlama ve döküman oluşturma sürecine yeterli zamanı ayırmamaktır.

Yarıda kalan tüm IT ve Internet temelli projelerde bu hata bir şekilde yapılmıştır, oysaki proje planının oluşturulması, ve kağıda dökülmesi ileriye dönük olarak projenize duyduğunuz saygının bir ispatıdır, sizin saygı duymadığınız bir projeye başkalarının saygı duymasını bekleyemezsiniz.

Öncelikle ileride size gelir getirmesini beklediğiniz projenizi kağıda dökmelisiniz, en az 2 haftanızı kağıda dökme sürecine ayırınız, bu sürecin sonunda elinizde yazılı bir dosyanız olursa, iş disiplininizi sağlamanızda uzun vadede size faydalı olacaktır, projenizi hayata geçirmeye başladığınızda, sürekli geriye dönüş yaparak, proje dosyanızı kontrol edebilir, hangi aşamada ne yapmayı planladığınızı hatırlayabilir, revizyonlar yapabilirsiniz.

Ayrıca bütçelendirme yaparken, proje içerisinde kimin ne kadar süre çalışacağını ve kendiniz dahil bu çalışanların proje geliştirme sürecinde geçimlerinin nasıl sağlanacağını da dökümante etmek oldukça faydalıdır. Eğer çok şanslı değilseniz, siz işe başlamadan ve bir aşamaya gelmeden, melek yatırımcı olarak tabir edilen bir oluşumdan para bulma şansınız olmayacağını, ve sürecin ilk başlarında yalnız olduğunuzu bilip, en yaygın hataya düşmeyerek proje planlama ve bütçelendirmeye zaman ayırın.

NEDEN2: SABIR EKSİKLİĞİ, ÇABUK ORTAYA ÇIKMA VE ÇABUK PARA KAZANMA HIRSI

Internet ve Teknoloji projelerinin her zaman piyasada bir albenisi vardır, bir çok teknoloji zengini, servetlerini yoktan varetmişlerdir, 20li yaşlarında teknolojik bir ürün veya servis geliştirerek, patronluk mertebesine taşınmış gençlerin hikayeleri medyada sıkça yer bulur.

İşte bu hikayeler, web ve teknoloji projelerinin yarıda kalmasına neden olan ikinci yaygın hatayı oluştururlar; SABIR EKSİKLİĞİ. Sebat etmek önemli bir erdemdir, ve hayatın her alanında gerekli olduğu gibi, konu bir teknoloji yatırımı olduğunda fazlasıyla elzemdir.

Bir fikir ortaya atıp, bu fikri gerçeğe dönüştürerek, hızlı bir şekilde zengin olmak ve ekonomik refaha kavuşmak, konumuz internet ve sosyal medya projeleri bile olsa gerçekçi değildir, bu nedenle, projenizin yarıda kalmasını istemiyorsanız, kendinize, sabrınızı geliştirme yönünde telkinlerde bulunmaya şimdiden başlayın.

NEDEN3: EKİP YÖNETİMİ VE EKİP SİNERJİSİ OLUŞTURMADA YAPILAN HATALAR

Internet, sosyal medya, yazılım ve benzeri bir teknoloji projesi ekip işidir, bireysel çabalarla ancak bir noktaya gelebilirsiniz, ekip tanımlamam gözünüzü korkutmasın, ekipten kasıt başlangıç aşamasında yüzlerce kişinin bir araya gelmesi değildir, iki üç kişilik ekip kurguları da ekip üyeleri arasında SİNERJİ ve DOĞRU EKİP YÖNETİMİ varsa işe yarayacaktır.

Ekip üyelerinin arasında doğru bir iş bölümü, ve yardımlaşma yoksa, bu durumda projenin yarıda kalması kaçınılmazdır.

NEDEN4: ORTAKLARDAN EN AZ BİRİNDE TEKNİK BİLGİ OLMAMASI, ÜRETİM SÜRECİNDE TÜMDEN DIŞARI BAĞIMLILIK

Üçüncü nedenle bağlantılı olan bir başka projelerin yarıda kalma nedeniyse; tüm ortakların geliştirilecek olan projenin teknik boyutu hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. "TEKNOLOJİK BİLGİ EKSİKLİĞİ" projenin geliştirilmesi sürecinde ve sonrasında dışarı bağımlılık anlamına gelir, dış kaynak kullanımında yaşanacak her türlü anlaşmazlık, projenin yarıda kamasına sebep olacaktır.

Ortaklar arasındaki sinerji ve yeter düzeyde proje geliştirme, teknolojik bilgiye sahip olunması, dış kaynak kullanımı veya eleman sorunlarında projeye bilfiil giriş yapmalarına ve yarıda kalmasına engel olmalarına olanak verir.

Yatırımcıların da proje değerlendirme sürecinde girişimcilerin teknolojik bilgilerine değer vermelerinin başlıca nedeni budur.

NEDEN5: KİŞİSEL ZEVKLER, TAKINTILAR SONUCU ÜRETİM SÜRELERİNİN UZAMASI

Konu web temelli bir projeyse, bu durumda ister istemez kişisel zevkler proje geliştirme sürecinin bir parçası olacaktır, nihai kullanıcının karşısına çıkacak olan arayüz kısmı, yoruma açık bir konudur, ortakların görsellikle ilgili olarak kendi zevklerini ön plana çıkartmaları, ve arayüzün hem "GÖRSEL TASARIM" kısmında hem de "GÖRSEL KODLAMA" kısmında belli bölümleri saplantı haline getirmeleri, üretim sürelerinin uzamasına ve çoğunlukla projenin yarıda kalmasına neden olacaktır.

NEDEN6: ÇOK BAŞLILIK, KARAR MEKANİZMASINDA FAZLA SES ÇIKMASI NEDENİYLE, NİHAİ KARARLARIN VERİLEMEMESİ

Çok başlılık, ve karar mekanizmasında yaşanabilecek tıkanmalar, beşinci nedenimizle yakınlık içermektedir, projenin ilerlemesi aşamalarında, farklı disiplinlerde kritik kararların alınması gerekecek, bu kararların alınmasında "ÇOK BAŞLILIK" ve buna bağlı olarak "UZLAŞMAZLIKLAR" yaşanması durumunda, nihai kararların alınmasında gecikmeler yaşanabilecektir. En kötü kararın bile kararsızlıktan ve harekete geçememekten daha iyi olduğunu akıldan çıkartmamak, ve birden fazla plana sahip olarak süreci yönetmek işin yarıda kalmasına engeldir.

NEDEN7: SÜREÇ İÇERİSİNDE KARŞILAŞILAN ENGELLERDE ÇABUK PES EDİLMESİ, ÇÖZÜM YERİNE PROBLEME ODAKLANMAK

Teknoloji projeleri, engebeli bir yola benzer, hem çokça viraj içerir hem de yol üstünde bir çok engelle karşılaşırsınız. Bu engeller karşısındaki duruşunuz projenizi yarıda bırakıp bırakmayacağınızı belirler. "PROBLEME ODAKLANMAK" yerine, bu problemin çözümüne ve problemi bertaraf etmenizi sağlayacak alternatif yollara odaklanırsanız, bu durumda engelleri aşma ve bitiş çizgisine ulaşma şansınız artacaktır.

NEDEN8: KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KARARLAR ALMAK, İŞİ BASİTE İNDİRGEMEK

Internet'in sonsuz faydaları saymakla bitmez, bununla birlikte, internet ve sosyal medyanın neden olduğu bir handikapı göz ardı edemeyiz, bu handikap "BİLGİ KİRLİLİĞİ"dir.

Kolayca ulaşılabilen, ve kalitesi tanımlanamayan bilgiler arasında doğru ve geçerli bilgiye ulaşmak güçleşmektedir, geçerliliği tanımlanamayan bilgilere bu kadar kolay erişilebilmesi, teknoloji projelerinde işin basite indirgenmesine, ve kulaktan dolma bilgilerle kararların alınmasına neden olmaktadır. Proje geliştirme sürecinde kalitesiz enformasyonla alınacak kararlar, projelerin yarıda kalmasına neden olabilmektedir.

NEDEN9: GERÇEK UZMANLAR YERİNE SAHTE UZMANLARDAN YÖNLENDİRME ALMAK

Yine bir önceki neden ile ilintili olarak, bilgi kirliliğinin yaratıcısı olan sahte uzmanlardan alınacak destekler ve yönlendirmeler, projenin ilerleme sürecinde yanlış kararlar alınmasına ve yanlış yollara sapılmasına neden olabilmektedir.

Teknoloji temelli projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkenlerden biri, "SAHTE UZMANLARDAN EDİNİLEN GEÇERSİZ BİLGİLER"dir.

NEDEN10: SÜREÇ DEVAM EDERKEN YETERLİ GERİ BİLDİRİM ALMAMAK, ALINAN GERİ BİLDİRİMLERİ DOĞRU ŞEKİLDE DEĞERLENDİREMEMEK

Bir internet projesi geliştirirken, ana uzmanlık alanı ne olursa olsun, sürecin belirli bir noktasında, mutlaka hedef kitlenin görüşlerini almak ve alınacak geri bildirimleri hesaba katarak süreci yönetmek doğru bir yöntemdir, yani birinci öncelik projenizi nihai kullanıcılardan geri bildirim alabilecek bir seviyeye getirmek olmalıdır.

Öyle ya da böyle içeriye belli sayıda beta kullanıcısı alabilmek, proje ekibinin moralinin yükselmesi anlamına geleceği gibi, olumlu ve olumsuz geri bildirimler alınmasını da sağlayacaktır. Beta kullanıcıları içeri alabilecek seviyeye bir türlü gelemiyorsanız, bu durum sürecin uzaması ve moral seviyesinin düşmesi anlamına gelir, bu da projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkendir.

SONUÇ = MORAL + UMUT + İYİ HIRS

Bu yazı kapsamında kısa notlar halinde değinilen 10 başlık, teknoloji projelerinin yarıda kalmasında rol oynayan farklı nedenlerdir. Bu nedenleri kulağımıza küpe yapmakla birlikte, sonuca ulaşanlarda gözlemlenen 3 önemli kriter ise; morali yüksek tutma becerisi, buna bağlı olarak umut etme ve umutlarını çevreye yayma yeteneneği, ve saplantı seviyesinde olmayan, iyi huylu hırsa sahip olmalarıdır.

Eminim Shawshank Redemption (Türkçe'ye Esaretin Bedeli olarak çevrilmiştir) isimli filmi çoğunuz izlemişsinizdir, filmin can alıcı sahnelerinden birinde Andy Dufresne'in dediği gibi; "Hope is a good thing, maybe the best of things, and no good thing ever dies" (Umut iyi bir şeydir, belki de iyisi, ve iyi şeyler asla ölmez)

23 Ocak 2013 Çarşamba

Hedef Kitlesini Dinlemeyen Ölüme Mahkumdur

Yeni ekonomik yapılanma, tüketicilerin sınırsız seçme özgürlüklerine kavuşmasını sağladı, internet ortamında bir kaç tıklamayla farklı ürün gruplarını karşılaştırmak, tüketici yorumlarını takip etmek mümkün.

Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak, ürün geliştirme ve ARGE aşamasındaki firmaların iş yapış şekillerini yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Konuyu biraz daha açarak farklı vakalarla örneklemenin  anlatımı kolaylaştıracağına inanıyorum. Bu amaçla yazının devamında, ProjePark olarak yaşadığımız bazı kötü geçmiş deneyimlerimizden örnekler vermeye çalışacağım, bu sayede yola yeni çıkacaklara bir nebze de olsa faydamız olacağına inanıyorum.



Kötü geçmiş deneyimlerimizin hepsi de bize değer katan vakalar olmuşlardır, hiç bir deneyimimize geriye dönüp bakarak hayıflanmıyoruz, zaman kaybı olarak görmüyoruz,  aksine, yaşanan kötü deneyimlerin bizler için paha biçilmez eğitimler niteliğinde olduğuna inanıyoruz. Geçmiş deneyimlerimizin bize öğrettiği derslerden bir tanesi ARGE ve ürün geliştirme safhalarında ne yapıp edip potansiyel alıcıların da işin içine dahil edilmesi gerektiği yönünde oldu, hatta proje havunuzda yer alan tüm fikirler içerisinden gerçek anlamda potansiyel müşteriyi işin içine dahil edebileceğiniz projeyi seçip, çok kıymetli vaktinizi de bu projeye kanalize etmenizi önereceğim.

Bizim geçmişte gerçekleştirdiğimiz en önemli hata, ekibimiz içerisinde kendi görüşlerimizin son kullanıcı görüşleriyle örtüşeceğini düşünerek, büyük toplantı masalarında kendi isteklerimiz, şahsi egolarımızla projeler geliştirmemiz olmuştur, yapılan bu tarz ürün geliştirme toplantıları tabi ki fazlasıyla önemli olmakla birlikte, üzülerek söylemek isterim ki bu şekilde gerçekleştirdiğimiz hiç bir projemizde başarıyı yakalamamız mümkün olmamıştır, ürün geliştirme ve ARGE safhalarında üretim ekibinizle yapacağınız  toplantıları literatürde "status meeting" olarak adlandırılan belli süresi ve net planı olan toplantılar şeklinde gerçekleştirmeniz, herkesin ARGE kapsamında birbirinden haberdar olması ve daha etkin sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Özellikle sınırlı kaynaklara sahip bir startup'sanız bundan daha farklısı da zaten düşünülemez, çünkü hem maddi kaynaklar hem de insan kaynağınız sınırlı olacağından sizin en değerli sermayeniz zamandır, ve maalesef günümüz tüketim toplumu, hız ve zamana karşı yarış üzerine kurulmuştur, kaybedilen zamanlar ileride başınızı ağrıtacaktır, bizimkisini çokça ağrıtmıştır.

Bir diğer önemli hatamız ise satış rakamlarında sürekli olarak optimist senaryolar kurgulamamız ve planlarımızı da buna bağlı olarak gerçekleştirmemizdir, oysaki yapılması gereken, görünmeyen giderler kalemini her zaman yüksek tutmak, buna karşılık sıfıra yakın gelir elde edileceğini varsayarak en az bir yıllık projeksiyon çıkartmaktır. Bu durumu çözmenin de yegane yolu potansiyel alıcıları işin içine dahil etmekten geçer, gerçek anlamda potansiyel alıcınıza fayda sağlayacak bir servis yakaladığınıza inanıyorsanız, potansiyel alıcılarınız sizi üretim sürecinde de ciddi anlamda destekleyecekler, ve gelirler kaleminizin yerli yerine oturması sürecinin kısalmasına olanak tanıyacaklardır.

Bu yazı kapsamında anlatılmış olanların, tecrübeyle sabit olduğunu bir kez daha belirterek, faydalı olması dileğiyle, çabalarınızda başarılar diliyorum.

24 Temmuz 2012 Salı

Facebook Halka Arz ve Komplo Teorileri - 1

Bir internet fikri olan, veya internet üzerinden çalıştıracağı bir proje ile hayatının kalanında mutlu, huzurlu ve milyoner olmayı hedefleyenlerin, en büyük dayanak noktası, klasikleşen rol modelleri Facebook fenomeni ve kurucusu Mark Zuckhenberg'ten başkası değildir.

Internet projelerinin ve sosyal medyanın uzun yıllardır içinde yer alan biri olarak, Mayıs 2012'de gerçekleşen Facebook halka arzını ve sonrasında yaşanan süreçleri takip etme fırsatım oldu, kısa süreli bu takibin ardından bir kısım komple teorileri üretmeyi başardım, zaten halka arz sonrasında ve ilerleyen dönemlerde özellikle sosyal medyada konu hakkında bir çok yazı ve görüş yayınlandı, benim burada olaya yaklaşımım Facebook halka arzına bakışa ek olarak, teknoloji alanında yatırım yapmak üzere yola çıkacakların 3-4 yıllık projeksiyonlarını kurgularken dikkat etmesi gerekenlerin de gözden geçirilmesi için başlangıç niteliğindedir.

İlk olarak olaya Facebook özelinde yaklaşmakta fayda var;


Yukarıdaki tablodan da görülebileceği gibi, Facebook halka arzı gerçekleşmeden önceki 5 yıl içerisinde, hem gelir düzeyinde hem de net karda artış göstermiş, tabi bu artış sırasında eleman sayısı da aynı oranda artmış, 2007 yılının tekrar fonlama aldığı yıllardan olması yüksek ihtimal, bu seneyle ilgili net bilgim yok, fakat genel bakış olarak iyimser tablo çizilmesini gerektiren tüm verilerde bir artış var.

Şimdi olayın ticari boyutuna gelelim, Facebook asıl gelirlerini reklamlardan kazanmakta, hedef odaklı reklam modeli yaklaşımını, google'dan sonra en agresif şekilde uygulayan tabiki Facebook. Google hedef bazlı (tıklama başı ödeme yapılan) reklam modelini uygularken bile ciddi anlamda aylık reklam bütçesine sahip olmayan minik firmaların (burada aylık 5 bin doların altından bahsediyorum) herhangi bir verim elde edemedikleri ortada, buradan yola çıkarsak, Facebook gibi daha eğlence odaklı bir sosyal medya platformunda bahsettiğimiz aylık rakamları harcasa bile, firmaların ve bireylerin hayallerindeki verimi almaları pek mümkün görünmüyor, bir kez reklamından verim alamayan reklamverenlerinse aynı mecrayı düzenli olarak kullanmayacağını tespit etmek için kahin olmaya gerek yok.

Yukarıda açıklanan, Facebook için ilk handikap, ortaya çıkış amacı ticari olmayan ve doğru araçları kullanarak, hızlı bir şekilde büyüme kaydeden bir sosyal medya projesinden bahsediyoruz, bu sosyal medya projesi büyüme trendine girdiğinde de, büyümenin sancılarını ortadan kaldırmak amacıyla, hisse satışları yaparak fon almaya ihtiyaç duyması normal bir süreç, ortaya ticari bir projelendirme olarak çıkmamışsanız ve bir yeni teknoloji firmasıysanız, insanların sizi sevmeleri, size yaklaşmaları ve platformunuzun içerisinde keyifle yer almaları çok normal. Peki ya sonrası? Hisselerinizi ilk satın almış olan yatırımcılar her kim olursa olsun, bir Angel Investor, bir Venture Capital firması veya bir Private Equity, amaçları büyüme eğiliminde olan bir teknoloji firmasından hisse satın almak, çıkış zamanını beklemek, ve doğru zamanı yakaladıklarında, hedefledikleri rakamlardan hisselerini satarak firmadan çıkmaktır.

Şimdi gelelim komplo teorisi kısmına, Facebook'un yatırımcıları da doğal olarak belli bir süre içerde kaldıktan sonra çıkış yapmak ve karlarını almak isteyeceklerdi, yukarıdaki net karlılık yapısına baktığınızda, ve karlılık boyutundaki artışın ivmesini incelediğinizde farkedebileceğiniz gibi, yatırımcıların hisseleri oranında karlılıktan pay almaları ve hedeflerine ulaşmaları daha uzun yıllar sürme eğiliminde, çünkü detaylı açıklamasını verdiğim gibi, gelir modeli tam olarak oturmamış daha doğrusu, gelir modeli çalışan sayısı ve ölçeğine göre yetersiz gelecek bir firmadan bahsediyoruz. Bu durumda yatırımcılar için en doğru karar özellikle NASDAQ'ın göz kamaştıran yapısı ve Facebook'un kullanıcı düzeyi göz önüne alındığında halka arz.

Eminim halka arz kararı verilirken, burada yarım sayfada yapılmış olan analizlerin 100lerce misli hem yöneticilerin hem de yatırımcıların önlerinde durmaktaydı, ve bir kez daha firmanın uzun vadeli gelir ve karlılık beklentileri kağıt üstünde doğru bir projeksiyonla sunularak, şirket değerlemesi gerçekleştirildi, tüm bunlardan sonra halka arz borsada 42$'dan açıldı. Doğal olarak hisseler ciddi anlamda ilgi gördü, ve hızlı al satlar sonrasında değer kaybı yaşandı, son 10 yılda yapılan halka arzlarda NASDAQ özelindeki en büyük değer kaybı aşağıdaki tablodan görülebileceği gibi Facebook'tan geldi.


Tabiki kısa dönemli dalgalanmalara bakmak doğru değil, sonuçta hisse senedi alımında, yatırım yapan bireysel ve kurumsallar, uzun vadeli hedeflerle hisse alımı yapmaktalar, kısa vadeli bir yatırım aracı değil karşımızdaki, konumuz teknoloji olduğundaysa hiç bir şekilde kısa vadeli düşünmemek gerekiyor. Henüz gelişim sürecinde olan bir platformdan bahsetmekteyiz, fakat buradaki sorun, yukarıdaki tabloda yer alan ve yüksek artış gösteren 2 firmaya bakar mısınız? "CASH IS THE KING" mottosu aklınızda canlanmıyor mu? Dünyanın en büyük 2  ödeme aracı, ve tablonun altına bir bakın orada gördüğünüz platform ise "CASH OUT" mottosunu temsil ediyor. 

Halka arzlarda firma için kısa vadedeki amaçlar, yatırımcılardan projeden çıkmak isteyenler için fon sağlamak, ve firmanın uzun vadeli hedeflerine ulaşması için likidide ihtiyaçlarını karşılamak.

Facebook halka arzı da bu amaçlara hizmet etmek üzere gerçekleşmiş gibi görünüyor, ve amacına da ulaşmış, fakat Facebook acilen elde ettiği likiditeyi, doğru bir şekilde gelir modellerini arttırmakta, mobil pazarda kendisine gelir sağlayacak yollar bulmakta kullanmazsa, bu durumda yapılan halka arzın sonuçları, hisseleri alanlar için hem kısa vadede hem de uzun vadede beklenen sonuçları vermeyecektir. Artık tam anlamıyla ticarileşmeleri gerekirken karşılaşacakları en büyük zorluklara gelince, bir çok servisin ücretsiz olarak verildiği bir platformun kullanıcılarını küstürmeden doğru ihtiyaç analizlerini yaparak, kullanıcılarına fayda sağlayacak katma değerli ve sürekli nakit girişi getirecek servisler bulması oldukça zor görünüyor.

Bir sonraki yazı ise bu kez teknoloji alanında projeleri olanların, burada anlatılan vakadan yola çıkarak, kendi projeksiyonlarını yapmaları için bazı analizler içerecektir.


5 Haziran 2012 Salı

WEB 2.0 ve Sosyal Medyanın Getirdiği Yeni Finansal Model

WEB 2.0'dan sonraki dönem, ve sosyal medyanın oluşturduğu yeni ağ yapısı, yeni bir finansman modelinin de oluşmasına sağladı, bu finansal model daha önce bildiğimiz yapılardan farklı çalışıyor.

Klasik ticaret modelinde yatırım yapılacak bir projede, yatırımcıların yanıtını aradıkları üç önemli soru bulunmaktadır bunlardan ilki başabaş noktasının hesaplanması, ikincisi yapılan yatırımların geri dönüş hızı, üçüncüsüyse karlılık analizlerinin yapılmış ve arkasında durulabilecek gerçeklilikte olmasıdır.


Sosyal medya olarak tabir edilen, aslında gelişmiş networking sistemiyse, klasik ticaret modelinde tüketici olarak tabir edilen kesimin, hem üretici hem de tüketici olarak sistemin içerisinde yer almasını sağlamıştır, bu sayede web ekosistemi, geleneksel medyadan çok daha kolay bir şekilde kendi hedef kitle gruplarını oluşturabilmektedir.

Bu farklı yapı ise, yatırımcıların bir web projesini değerlendirirken, farklı kriterleri gözetmesine neden olmaktadır. Tüm webi dev bir örümcek tarafından örülmüş bir ağ olarak düşünün, bu dev örümceğin oluşturduğu devasa ağ içerisinde yer alan yüz binlerce hatta milyonlarca renkli minik örümcek tarafından oluşturulan farklı renklerde minik ağlar mevcuttur, yatırımcıların dikkat ettikleri unsursa, bu minik örümceklerin, ne kadar hızlı bir şekilde kendi ağlarını ördükleri, ve dev örümcek tarafından örülen ağın ne kadarını kendi renklerine boyayabildikleridir.

Bir diğer deyişle, yatırımcısını arayan bir sosyal medya projesinde gözetilen unsurların başında gelir modelinin kurulmuş ve çalışır halde olmasından ziyade, ağ içerisinde kaplayacağı potansiyel alanın genişliğine bakılmalıdır, kapladığı potansiyel alan ne kadar büyükse, ve büyüme eğilimi ne kadar fazlaysa, bu durumda gelir modeli alternatifleri de zaman içerisinde kendiliğinden oluşacak ve sürekli olarak gelişecektir.



Doğal olarak yatırımcılar hangi projeye giriş yapıyorlarsa yapsınlar gözetmeleri gereken ana kriter, yapılan yatırımın ne kadar sürede geri dönüş sağlayacağı, ve projenin hangi aşamada kendi yarattığı gelir düzeyiyle nakit akışı tablosunda artı vereceğinin gerçekçi bir projeksiyon ile tanımlanmış olmasıdır.

Fakat yukarıda açıklamış olduğum şekilde, sosyal medya uygulamalarında aslolan tüketiciyi işin bir parçası haline getirebilmektir, sürecin ilerleyen safhalarında gelir modeli testleri yapılmalı ve tüketiciyi sistemden uzaklaştırmayacak en doğru yaklaşımlar tespit edilerek proje gelir modeli de uygun formatta kurgulanmalıdır.