Geçtiğimiz Mayıs ayında bu blogda iki farklı yazı yer almıştı, bu yazılardan birinde satan fikir ve yatan fikir kavramlarının incelenmesi yer almaktaydı, ilk okunması gerekenin bu yazı olduğunu düşünüyorum, ve daha önce okumadıysanız eğer, bu durumda sizi şu linke yönlendiriyorum. Bu yazı kapsamında fikrin hayata geçirilmesinden önceki süreçler, yani fikrin akla düştükten sonraki olgunlaşma evresi üzerindeki bazı tespitleri bulabilirsiniz.
İkinci yazı kapsamındaysa, bir internet/teknoloji projesinin yarıda kalmasına neden olan 10 faktörün kısa incelemesi yer almıştı. Eğer okumadıysanız, ikinci olarak da bu yazının okunması gerektiğini düşünerek sizi şu linke yönlendiriyorum.
Her iki yazıyı da okuduğunuzu varsayarak, gelelim üçlemenin son halkasına, fikir bulundu, paketlendi, ilk alıcılarına satıldı ve üretim de gerçekleştirilerek hayata geçirildi. Peki bundan sonra karşınıza neler mi çıkacak? Aradığınız cevapların bir bölümüne bu yazının devamında ulaşabilirsiniz.
Öncelikle internet temelli / teknoloji odaklı bir ürün veya servisiniz varsa, açılış fazınızın yani beta sürecinizin sancılarına göğüs gerebilecek bir finansal yapıya sahip olmanız gerekmektedir, genellikle teknoloji odaklı projelerin beta sürecinden çıkıp, daha stabil bir yapıya kavuşmaları, projenin ölçeğine göre, 3 ay ile 3 yıl arasında değişebilmektedir.
Unutmamanız gereken bir diğer konu, yayına girdiniz veya piyasaya çıktınız, adı her neyse elinizde artık bir beta sürüm var, bu aşamada sizin artık harekete ihtiyacınız var, yani kullanıcı deneyimlerinin yaşanıyor olması gerekmekte, çünkü siz bir dükkan açmadınız, web-teknoloji ekosisteminde, sadece ufak bir damlasınız, damlanın büyümesi ve yağmura dönüşmesi klasik ticaretten farklıdır, klasik ticaretten ne kastettiğimi de bir örnekle anlatayım, işlek bir caddede bir dükkan açtınız, doğru ürün, doğru dekor, doğru satış stratejileri, size ilk günden itibaren nakit akışı getirir, nakit akışının boyutu bir çok parametreden etkilenir, fakat nakit her zaman nakittir. Oysa teknoloji odaklı projelerde ticaretin kuralları farklı çalışır. Birinci ve en önemli kural ise, kullanıcı kitlenizin, betaya girdiğiniz günden itibaren servisinizi deneme ve yayma arzusunda olmaları gerekmektedir. Ne yapıp edip bu arzuyu yaratmanız gerekecektir.
Nakit akışınızla ilgili tahminlerinizi yürütürken de en kötümser senaryoları baz almanızda fayda var, kendinize çizeceğiniz pembe tablolar, ekibiniz ve yatırımcılarınız için oldukça önemli ve motive edicidir, fakat unutulmaması gereken konu, kendi excel dosyalarınızda ve kapalı kapılar ardında mutlaka kötümser senaryoları çalışmış olmanız gerekmektedir. Kötümser senaryolar sizin hareket alanınızı genişletecek, manevra kabiliyetinizi güçlendirecektir.
Son olarak belirtmek isterim ki, projenizin hayata geçtiği ve son kullanıcılarıyla buluştuğu ilk günler en zor günleriniz olacaktır, bu sebeple, ilk kullanıcılarınız yani "beta tester"larınızdan gelecek olan eleştirilere ve önerilere açık olun, ve kontrolü elinizden bırakmamak suretiyle, naktiniz ve vaktinizi iyi yöneterek, sadece ve sadece yapabilecekleriniz(gerçekte projenize katkı sağlayacak öneriler) ölçüsünde sizi yönlendirmelerine izin verin.
fikir geliştirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fikir geliştirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Temmuz 2013 Cuma
24 Mayıs 2013 Cuma
SATAN FİKİR & YATAN FİKİR
Bir önceki yazı kapsamında Internet ve Teknoloji projelerinin yarıda kalma nedenleri üzerine kısa bir incelemeye yer vermiştim.
Bu yazı kapsamındaysa, bir fikrin üretim aşamasına geçmeden önceki şekillenme ve olgunlaşma süreciyle ilgili bazı saptamaları ve geçmiş dönem deneyimlerini paylaşacağım.
Öncelikle yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, aslında işin özünde 2 tip fikir vardır, bunlardan bir tanesi "SATAN FİKİR" diğeriyse "YATAN FİKİR" olarak tanımlanabilir.
Gelin biz öncelikle "SATAN FİKİR"lerin ortak özelliklerini inceleyelim;
Madem fikir geliştirmeye meraklısınız, öncelikle iyi bir satışçı olmanız gerekiyor, eğer iyi bir satışçı değilseniz, ivedilikle satış becerilerinizi geliştirmenizi önerebilirim.
Çünkü fikrinizi satamazsanız, beyninizin tozlu raflarındaki yerini korumaya devam edecektir.
Şimdi sıkı durun, bir fikrin satılması sürecinde ilk alıcı sizsiniz, yani hem satıcı hem alıcı pozisyonunda olduğunuzu gözden çıkarmayın, bu durumda satış becerilerinize ek olarak, satın alma becerilerinizin de gelişmiş olması gerekiyor.
Eğer kolay ikna olan bir satın almacıysanız, kendinizi kolaylıkla ikna eder, hayata geçmesi mümkün olmayan, veya olsa bile getirisi götürüsünden az olacak fikirler bulduğunuzda sunum dosyanızı elinize alıp sokağa dökülebilirsiniz. Bu yüzden olabildiğince zor bir satın almacı olun ve kendi fikrinizi kendinize satarken sağlam bir SWOT analizinden geçirmeyi ihmal etmeyin. İster inanın ister inanmayın, siz ne kadar zor bir satın almacı olursanız olun, piyasaya fikrinizle çıktığınızda karşılaşacağınız satın almacılar, sizden en az 10 kat daha zor olacaktır.
İlk seferinde ikna eden fikir satıcıları yok mudur derseniz eğer, cevap tabi ki evet, fakat biz buna kendi piyasamızda acemi şansı diyoruz, ve maalesef, piyasanın eskileri bir şekilde birbirini kollar, yeni oyuncuların doğru kişileri ikna etmeleri için çok fazla ter dökmeleri gerekir.
Sonuç olarak "SATAN FİKİR" kavramını özetlersek, özünde hepimiz fikirler ekonomisinin oyuncularıyız, bu oyun sırasında bazılarımızın aklını sürekli yeni fikirlere yorar, bir hastalık gibidir, ilacına gelince, öncelikle aklınızdaki fikirleri kağıda dökerek başlayabilirsiniz, boş bir kağıda aklınıza gelen fikirleri minik notlar halinde geçirin, akabinde fikirlerinizi kendinize satmaya başlayın, kendinizi hangi fikriniz üzerinden en gerçekçi şekilde ikna edebildiyseniz, başkalarına satmanız gereken fikir işte odur.
Durmayın, hemen harekete geçin, ve kendiniz dışındaki satın almacıların peşine düşün. İşin özü fikir değil, işin özü satış, "SATAN FİKİR" üzerine konsantre olun.
Yeşil ışığı, yani "SATAN FİKİR" kavramını inceledik, şimdi gelelim kırmızı ışığa, sırada "YATAN FİKİR" var.
Aslında aklı selim okuyucu yazının bu safhasına kadar gelmişse, "YATAN FİKİR"le ilgili olarak bundan sonra anlatılacakları kendi kafasında oluşturmuş ve "SATAN FİKİR" kavramının tam zıttı olduğunu algılamıştır, biz yine de kısaca üstünde duralım.
Hatırlarsanız, bir önceki aşamada fikirleri kağıda geçirmiştiniz, ilk etapta kendinizi ikna ettiğiniz fikir sizin SATAN FİKRİNİZ, daha doğrusu SATACAĞINIZ FİKRİNİZ, diğerlerine gelince, yani kağıt üstünde kalanlar ise YATAN FİKİRLERİNİZ, ve bunların kağıt üstünde kalmaları, vereceğiniz efor düşünüldüğünde çok daha mantıklıdır, en büyük sermayeniz zaman olduğuna göre, yatması gereken fikirlerinizin hangileri olduğunu baştan tespit edebilirseniz, kıymetli vaktinizi ve sınırlı naktinizi boş yere heba etmemiş olursunuz.
Aynı anada birden fazla "SATAN FİKİR" bulduğunuzu düşünmek, ve aynı andan birden fazla işe birden efor vermek veya pazarlamaya çalışmaksa, benim de yaptığım oldukça yaygın bir hatadır, ve sonu gelmeyecek karmaşık süreçleri beraberinde getirir, olması gereken şudur, kağıt üstünde çokça "YATAN FİKİR" ve sadece bir tane "SATAN FİKİR". Doğru kurguyu yaparak temkinli şekilde risk almanız, ve tüm konsantrasyonunuzu tek bir fikre kanalize etmeniz, başarı şansınızı arttıracaktır.
İleri bir tarihte YATAN FİKİRLERİNİZden herhangi birine benzer bir fikrin hayata geçtiğini görürseniz de sakın üzülmeyin, ve umutsuzluğa kapılmayın bu sizin doğru yolda olduğunuzu ve elediğiniz iş fikirlerinizin bile belirli bir potansiyele sahip olduğunu gösterir, çünkü "YATAN FİKİR" safhasında bıraktığınız ve kendinizi dahi ikna edemediğiniz bir fikriniz için zaten ne harekete geçebilir ve üretim yapabilirdiniz, ne de sokağa çıkıp birilerini ikna edebilirdiniz.
Bu yazı kapsamındaysa, bir fikrin üretim aşamasına geçmeden önceki şekillenme ve olgunlaşma süreciyle ilgili bazı saptamaları ve geçmiş dönem deneyimlerini paylaşacağım.
Öncelikle yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, aslında işin özünde 2 tip fikir vardır, bunlardan bir tanesi "SATAN FİKİR" diğeriyse "YATAN FİKİR" olarak tanımlanabilir.
Gelin biz öncelikle "SATAN FİKİR"lerin ortak özelliklerini inceleyelim;
Madem fikir geliştirmeye meraklısınız, öncelikle iyi bir satışçı olmanız gerekiyor, eğer iyi bir satışçı değilseniz, ivedilikle satış becerilerinizi geliştirmenizi önerebilirim.
Çünkü fikrinizi satamazsanız, beyninizin tozlu raflarındaki yerini korumaya devam edecektir.
Şimdi sıkı durun, bir fikrin satılması sürecinde ilk alıcı sizsiniz, yani hem satıcı hem alıcı pozisyonunda olduğunuzu gözden çıkarmayın, bu durumda satış becerilerinize ek olarak, satın alma becerilerinizin de gelişmiş olması gerekiyor.
Eğer kolay ikna olan bir satın almacıysanız, kendinizi kolaylıkla ikna eder, hayata geçmesi mümkün olmayan, veya olsa bile getirisi götürüsünden az olacak fikirler bulduğunuzda sunum dosyanızı elinize alıp sokağa dökülebilirsiniz. Bu yüzden olabildiğince zor bir satın almacı olun ve kendi fikrinizi kendinize satarken sağlam bir SWOT analizinden geçirmeyi ihmal etmeyin. İster inanın ister inanmayın, siz ne kadar zor bir satın almacı olursanız olun, piyasaya fikrinizle çıktığınızda karşılaşacağınız satın almacılar, sizden en az 10 kat daha zor olacaktır.
İlk seferinde ikna eden fikir satıcıları yok mudur derseniz eğer, cevap tabi ki evet, fakat biz buna kendi piyasamızda acemi şansı diyoruz, ve maalesef, piyasanın eskileri bir şekilde birbirini kollar, yeni oyuncuların doğru kişileri ikna etmeleri için çok fazla ter dökmeleri gerekir.
Sonuç olarak "SATAN FİKİR" kavramını özetlersek, özünde hepimiz fikirler ekonomisinin oyuncularıyız, bu oyun sırasında bazılarımızın aklını sürekli yeni fikirlere yorar, bir hastalık gibidir, ilacına gelince, öncelikle aklınızdaki fikirleri kağıda dökerek başlayabilirsiniz, boş bir kağıda aklınıza gelen fikirleri minik notlar halinde geçirin, akabinde fikirlerinizi kendinize satmaya başlayın, kendinizi hangi fikriniz üzerinden en gerçekçi şekilde ikna edebildiyseniz, başkalarına satmanız gereken fikir işte odur.
Durmayın, hemen harekete geçin, ve kendiniz dışındaki satın almacıların peşine düşün. İşin özü fikir değil, işin özü satış, "SATAN FİKİR" üzerine konsantre olun.
Yeşil ışığı, yani "SATAN FİKİR" kavramını inceledik, şimdi gelelim kırmızı ışığa, sırada "YATAN FİKİR" var.
Aslında aklı selim okuyucu yazının bu safhasına kadar gelmişse, "YATAN FİKİR"le ilgili olarak bundan sonra anlatılacakları kendi kafasında oluşturmuş ve "SATAN FİKİR" kavramının tam zıttı olduğunu algılamıştır, biz yine de kısaca üstünde duralım.
Hatırlarsanız, bir önceki aşamada fikirleri kağıda geçirmiştiniz, ilk etapta kendinizi ikna ettiğiniz fikir sizin SATAN FİKRİNİZ, daha doğrusu SATACAĞINIZ FİKRİNİZ, diğerlerine gelince, yani kağıt üstünde kalanlar ise YATAN FİKİRLERİNİZ, ve bunların kağıt üstünde kalmaları, vereceğiniz efor düşünüldüğünde çok daha mantıklıdır, en büyük sermayeniz zaman olduğuna göre, yatması gereken fikirlerinizin hangileri olduğunu baştan tespit edebilirseniz, kıymetli vaktinizi ve sınırlı naktinizi boş yere heba etmemiş olursunuz.
Aynı anada birden fazla "SATAN FİKİR" bulduğunuzu düşünmek, ve aynı andan birden fazla işe birden efor vermek veya pazarlamaya çalışmaksa, benim de yaptığım oldukça yaygın bir hatadır, ve sonu gelmeyecek karmaşık süreçleri beraberinde getirir, olması gereken şudur, kağıt üstünde çokça "YATAN FİKİR" ve sadece bir tane "SATAN FİKİR". Doğru kurguyu yaparak temkinli şekilde risk almanız, ve tüm konsantrasyonunuzu tek bir fikre kanalize etmeniz, başarı şansınızı arttıracaktır.
İleri bir tarihte YATAN FİKİRLERİNİZden herhangi birine benzer bir fikrin hayata geçtiğini görürseniz de sakın üzülmeyin, ve umutsuzluğa kapılmayın bu sizin doğru yolda olduğunuzu ve elediğiniz iş fikirlerinizin bile belirli bir potansiyele sahip olduğunu gösterir, çünkü "YATAN FİKİR" safhasında bıraktığınız ve kendinizi dahi ikna edemediğiniz bir fikriniz için zaten ne harekete geçebilir ve üretim yapabilirdiniz, ne de sokağa çıkıp birilerini ikna edebilirdiniz.
Etiketler:
başarılı fikirler,
fikir geliştirme,
internet fırsatları,
internet girişimleri,
iş fikri,
iş fikri bulma,
iş geliştirme,
projelendirme,
satan fikir,
swot,
swot analizi,
web girişimleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

