internet girişimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet girişimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2013 Pazartesi

GİRİŞİMCİNİN 7 ÖLÜMCÜL GÜNAHI


Eminim bir çoğunuz 1995 yapımı  "Seven" filminini izlemişsinizdir, en azından bir yerlerde gözünüze ilişmiştir, ve konuya hakimsinizdir, filmde Brad Pitt,  Morgan Freeman ve Kevin Spacey başrollerdedir, 7 ölümcül günahın çevresinde gelişen bir polisiyedir. Halen izlemeyenler vardır diye filmin konusuna çok fazla değinmeyerek, günahlar tarlasında gezinen biz girişimcilerin bu 7 ölümcül günahtan nasıl ve ne şekilde etkilendiğimizi örneklerle aktarayım.





1. GÜNAH - Kibir, Kendini beğenmişlik 

Girişimcilerin sıklıkla karşılaştıkları, ve kısa süre içerisinde kendilerini kaptırdıkları bir günahtır. Bir girişimcinin çevresi, belli bütçelerin yönetimine eriştiğinde, kısa sürede egosunu şişirecek kişiler tarafından sarılır. Bu kişilerin ve size verecekleri suni mutluluk hissinin ardından içine çekileceğiniz günah kibirdir. Kendini beğenmişlik dehlizine bir kez girdiğinizde, elinizdeki bütçelerin hızla eriyeceğini, ve egonuza hizmet edenlerin de zamanla çevrenizden çekilmeye başlayacaklarını göreceksiniz. İşin sonundaysa egonuzla baş başa kalma ihtimaliniz yüksektir.

2. GÜNAH - Açgözlülük

Girişimcileri zor durumlara sokan bir diğer günah ise açgözlülüktür. Önünüzde sınırlı imkanlarla ve sınırlı kadrolarla çalışmanızı gerektirecek uzunca bir dönem olacaktır, bu dönem içerisinde ekibinizin ve iş ortaklarınızın sizden uzaklaşmalarını sağlayacak günah artık karşınızdadır. Ön saflarda savaşmanızın beklendiği zamanlarda, açgözlülükle kaynakları kullanmaya başlarsanız, kısa süre içerisinde göze çarparak yalnızlaşırsınız, bu nedenle, dikkati elden bırakmayın, kaynaklarınızı savurmayın,  kendinize mutlaka yeterli miktarda parayı ayırın, fakat eğer elinizdeki işe gerçekten güveniyorsanız, asla açgözlü davranmayın.

3. GÜNAH - Şehvet Düşkünlüğü

Şehvet her zaman ve her yerde pusuya yatarak bizleri bekleyen bir günahtır. Daha önceki yazılarımda da yer verdiğim gibi, yeni ekonomik yapı, orta sınıfın güçlenmesi, teknolojinin gelişmesi ve insanoğluna sunulan imkanların artması, şehvete olan düşkünlüğümüzü de arttırmıştır. Eğer bir girişim gerçekleştirmeyi düşünüyorsanız, maddi ve manevi olarak buna hazır olmanız gerekmektedir. Burada şehvetten kastedilenin sadece cinsel çağrışımlar olmadığını, şehvet günahı kapsamına sokulabilecek binlerce durum ve olayın olduğunu da hatırlatmak isterim. En azından belli bir süre için, bir çok şahsi zevkinizden feragat etmeye hazır olun, çünkü şehvet düşkünlüğünüz aynı açgözlülük günahında olduğu gibi kısa sürede fark edilir, özünde çok da iyi olmayan iş dünyası içerisinde bir kez şehvet günahına yakalanan girişimci göz açıp kapayana kadar etrafındakileri kendinden soğutacak ve uzaklaştıracaktır.

4.GÜNAH - Kıskançlık, Hasetlik

Ne tür bir girişim içerisinde olursanız olun, öncelikle ortaklarınız, daha sonra da içeride ve dışarıda farklı ekip kurgularıyla muhatap olmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Bu kadar farklı yapıdaki insan topluluklarıyla bir arada olma ve paylaşımda bulunma zorunluluğunuz, kıskançlık günahını beraberinde getirecektir. Girişimcilik yolculuğunda, hasetle er ya da geç tanışırsınız, bu tanışıklığı ne kadar erken yaşarsanız, ve kıskançlığınızı ne kadar erken boğmayı başarırsanız, kendinize büyük bir iyilik yapmış olursunuz. Bu günah sadece girişimcileri sarmaz, aynı zamanda iş ve sosyal yaşantımızın farklı alanlarında da karşımıza çıkacak olan, yok etmemiz gereken bir günahtır.

5. GÜNAH - Oburluk

İlk bakışta oburluğun da girişimcileri saran bir günah olduğunu tasavvur etmenizin ve bana hak vermenizin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Fakat gerçek hayatta oburluk da, girişimcinin karşısında dikilen önemli bir günahtır, açgözlülüğe benzemekle birlikte, daha bireysel bir günah olarak ayrılır. Eğer girişiminize başlamanızda birincil amacınız hızlı bir şekilde para yapmak ve işinizi satıp kazandığınız paralarla zevk ve sefa içerisinde bir ömür geçirmekse, siz girişimcinin oburluk günahına çoktan davet edilmişsiniz demektir, ivedilikle girişiminizde en az bir tane para dışı amaç tanımlamalı, ve müşterileriniz için nasıl değer yaratacağınızı belirlemeye başlamalısınız, çünkü siz bir defa girişiminiz ile değer yaratmayı başarır, ve yarattığınız bu değer ile iç dünyanızda mutlu olmayı öğrenirseniz, hiç beklemediğiniz anda paranın sizi bulduğunu, ve peşinizi bırakmadığını göreceksiniz.

6. GÜNAH - Öfke, Yıkıcılık, Gazap Etmek

Öfkenin içine sürüklenmeyeceğiniz, yıkıcılığı ve gazap etmeyi görmeyeceğiniz bir girişim türü henüz icat edilmedi, bu durumda siz de ister istemez öfke günahına zaman zaman çekileceksiniz, sizi bu günahın kıskacından kurtarabilecek tek yol ise empati yeteneğinizi geliştirmek olacaktır, karşınızdakileri anlama çabasını gösterin, fakat onlardan karşı çabayı göremiyorsanız, bu kişilerden uzaklaşın, çünkü sizin kurduğunuz empatiyi kötü amaçla kullanacak ve sizden çıkar sağlayacaklardır. Öfkelendiğiniz zamanlarda, öfkenizi yıkıcı bir şekilde kullanmak yerine hedeflerinize doğru giden yolda sizi kamçılamasını sağlarsanız, bu günahı alt etmiş olursunuz, böylece günah sizi kullanamayacak, aksine siz öfke günahını kendi hesabınıza çalıştırmış olacaksınız.

7. GÜNAH - Tembellik, miskinlik

Girişimciyi saran en önemli günahı en sona bıraktım, son olarak tembellik ve miskinliğin bizleri nasıl sarabileceğine bakalım. Öncelikle girişimci olarak, işinizle ilgili en büyük ve en önemli sorumlulukların size ait olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Bir başkası, üçüncü bir şahıs işinizi sizden daha fazla düşünmeyecektir, siz düşündüklerini zannetseniz bile. Bu durumda da sizin herkesten daha fazla işinize konsantre olmanız ve algılarınızın sürekli açık tutmanız gerekecektir, bir kere kendi işinizin rahatlığına kendinizi kaptırarak tembellik günahına girerseniz, çevrenizdekiler bu zaafınızdan faydalanacaklardır. Bu yüzden eğer üzerinizde miskinlik ve bir güçsüzlük hissediyorsanız, maaşlı ve düzenli bir işte çalışmayı girişimciliğe tercih etmeniz daha doğru olacaktır. Çünkü miskinlik kendi kendini idare edememeyi beraberinde getirir, kendi zamanını verimli yönetemeyen bir bireyin bir ortaklık yapısını ve bir ekibi yönetmesi de mümkün olmayacaktır.

26 Temmuz 2013 Cuma

FİKRİ BULDUK, SATTIK, ÜRETTİK, PEKİ YA SONRA?

Geçtiğimiz Mayıs ayında bu blogda iki farklı yazı yer almıştı, bu yazılardan birinde satan fikir ve yatan fikir kavramlarının incelenmesi yer almaktaydı, ilk okunması gerekenin bu yazı olduğunu düşünüyorum, ve daha önce okumadıysanız eğer, bu durumda sizi şu linke yönlendiriyorum. Bu yazı kapsamında fikrin hayata geçirilmesinden önceki süreçler, yani fikrin akla düştükten sonraki olgunlaşma evresi üzerindeki bazı tespitleri bulabilirsiniz.

İkinci yazı kapsamındaysa, bir internet/teknoloji projesinin yarıda kalmasına neden olan 10 faktörün kısa incelemesi yer almıştı. Eğer okumadıysanız, ikinci olarak da bu yazının okunması gerektiğini düşünerek sizi şu linke yönlendiriyorum.

Her iki yazıyı da okuduğunuzu varsayarak, gelelim üçlemenin son halkasına, fikir bulundu, paketlendi, ilk alıcılarına satıldı ve üretim de gerçekleştirilerek hayata geçirildi. Peki bundan sonra karşınıza neler mi çıkacak? Aradığınız cevapların bir bölümüne bu yazının devamında ulaşabilirsiniz.

Öncelikle internet temelli / teknoloji odaklı bir ürün veya servisiniz varsa, açılış fazınızın yani beta sürecinizin sancılarına göğüs gerebilecek bir finansal yapıya sahip olmanız gerekmektedir, genellikle teknoloji odaklı projelerin beta sürecinden çıkıp, daha stabil bir yapıya kavuşmaları, projenin ölçeğine göre, 3 ay ile 3 yıl arasında değişebilmektedir.

Unutmamanız gereken bir diğer konu, yayına girdiniz veya piyasaya çıktınız, adı her neyse elinizde artık bir beta sürüm var, bu aşamada sizin artık harekete ihtiyacınız var, yani kullanıcı deneyimlerinin yaşanıyor olması gerekmekte, çünkü siz bir dükkan açmadınız, web-teknoloji ekosisteminde, sadece ufak bir damlasınız, damlanın büyümesi ve yağmura dönüşmesi klasik ticaretten farklıdır, klasik ticaretten ne kastettiğimi de bir örnekle anlatayım, işlek bir caddede bir dükkan açtınız, doğru ürün, doğru dekor, doğru satış stratejileri, size ilk günden itibaren nakit akışı getirir, nakit akışının boyutu bir çok parametreden etkilenir, fakat nakit her zaman nakittir. Oysa teknoloji odaklı projelerde ticaretin kuralları farklı çalışır. Birinci ve en önemli kural ise, kullanıcı kitlenizin, betaya girdiğiniz günden itibaren servisinizi deneme ve yayma arzusunda olmaları gerekmektedir. Ne yapıp edip bu arzuyu yaratmanız gerekecektir.

Nakit akışınızla ilgili tahminlerinizi yürütürken de en kötümser senaryoları baz almanızda fayda var, kendinize çizeceğiniz pembe tablolar, ekibiniz ve yatırımcılarınız için oldukça önemli ve motive edicidir, fakat unutulmaması gereken konu, kendi excel dosyalarınızda ve kapalı kapılar ardında mutlaka kötümser senaryoları çalışmış olmanız gerekmektedir. Kötümser senaryolar sizin hareket alanınızı genişletecek, manevra kabiliyetinizi güçlendirecektir.

Son olarak belirtmek isterim ki, projenizin hayata geçtiği ve son kullanıcılarıyla buluştuğu ilk günler en zor günleriniz olacaktır, bu sebeple, ilk kullanıcılarınız yani "beta tester"larınızdan gelecek olan eleştirilere ve önerilere açık olun, ve kontrolü elinizden bırakmamak suretiyle, naktiniz ve vaktinizi iyi yöneterek, sadece ve sadece yapabilecekleriniz(gerçekte projenize katkı sağlayacak öneriler) ölçüsünde sizi yönlendirmelerine izin verin.

24 Mayıs 2013 Cuma

SATAN FİKİR & YATAN FİKİR

Bir önceki yazı kapsamında Internet ve Teknoloji projelerinin yarıda kalma nedenleri üzerine kısa bir incelemeye yer vermiştim.

Bu yazı kapsamındaysa, bir fikrin üretim aşamasına geçmeden önceki şekillenme ve olgunlaşma süreciyle ilgili bazı saptamaları ve geçmiş dönem deneyimlerini paylaşacağım.

Öncelikle yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, aslında işin özünde 2 tip fikir vardır, bunlardan bir tanesi "SATAN FİKİR" diğeriyse "YATAN FİKİR" olarak tanımlanabilir.



Gelin biz öncelikle "SATAN FİKİR"lerin ortak özelliklerini inceleyelim;

Madem fikir geliştirmeye meraklısınız, öncelikle iyi bir satışçı olmanız gerekiyor, eğer iyi bir satışçı değilseniz, ivedilikle satış becerilerinizi geliştirmenizi önerebilirim.

Çünkü fikrinizi satamazsanız, beyninizin tozlu raflarındaki yerini korumaya devam edecektir.

Şimdi sıkı durun, bir fikrin satılması sürecinde ilk alıcı sizsiniz, yani hem satıcı hem alıcı pozisyonunda olduğunuzu gözden çıkarmayın, bu durumda satış becerilerinize ek olarak, satın alma becerilerinizin de gelişmiş olması gerekiyor.

Eğer kolay ikna olan bir satın almacıysanız, kendinizi kolaylıkla ikna eder, hayata geçmesi mümkün olmayan, veya olsa bile getirisi götürüsünden az olacak fikirler bulduğunuzda sunum dosyanızı elinize alıp sokağa dökülebilirsiniz. Bu yüzden olabildiğince zor bir satın almacı olun ve kendi fikrinizi kendinize satarken sağlam bir SWOT analizinden geçirmeyi ihmal etmeyin. İster inanın ister inanmayın, siz ne kadar zor bir satın almacı olursanız olun, piyasaya fikrinizle çıktığınızda karşılaşacağınız satın almacılar, sizden en az 10 kat daha zor olacaktır.

İlk seferinde ikna eden fikir satıcıları yok mudur derseniz eğer, cevap tabi ki evet, fakat biz buna kendi piyasamızda acemi  şansı diyoruz, ve maalesef, piyasanın eskileri  bir şekilde birbirini kollar, yeni oyuncuların doğru kişileri ikna etmeleri için çok fazla ter dökmeleri gerekir.

Sonuç olarak "SATAN FİKİR" kavramını özetlersek, özünde hepimiz fikirler ekonomisinin oyuncularıyız, bu oyun sırasında bazılarımızın aklını sürekli yeni fikirlere yorar, bir hastalık gibidir, ilacına gelince, öncelikle aklınızdaki fikirleri kağıda dökerek başlayabilirsiniz, boş bir kağıda aklınıza gelen fikirleri minik notlar halinde geçirin, akabinde fikirlerinizi kendinize satmaya başlayın, kendinizi hangi fikriniz üzerinden en gerçekçi şekilde ikna edebildiyseniz, başkalarına satmanız gereken fikir işte odur.

Durmayın, hemen harekete geçin, ve kendiniz dışındaki satın almacıların peşine düşün. İşin özü fikir değil, işin özü satış, "SATAN FİKİR" üzerine konsantre olun.

Yeşil ışığı, yani "SATAN FİKİR" kavramını inceledik, şimdi gelelim kırmızı ışığa, sırada "YATAN FİKİR" var.

Aslında aklı selim okuyucu yazının bu safhasına kadar gelmişse, "YATAN FİKİR"le ilgili olarak bundan sonra anlatılacakları kendi kafasında oluşturmuş ve "SATAN FİKİR" kavramının tam zıttı olduğunu algılamıştır, biz yine de kısaca üstünde duralım.

Hatırlarsanız, bir önceki aşamada fikirleri kağıda geçirmiştiniz, ilk etapta kendinizi ikna ettiğiniz fikir sizin SATAN FİKRİNİZ, daha doğrusu SATACAĞINIZ FİKRİNİZ, diğerlerine gelince, yani kağıt üstünde kalanlar ise YATAN FİKİRLERİNİZ, ve bunların kağıt üstünde kalmaları, vereceğiniz efor düşünüldüğünde çok daha mantıklıdır, en büyük sermayeniz zaman olduğuna göre, yatması gereken fikirlerinizin hangileri olduğunu baştan tespit edebilirseniz, kıymetli vaktinizi ve sınırlı naktinizi boş yere heba etmemiş olursunuz.

Aynı anada birden fazla "SATAN FİKİR" bulduğunuzu düşünmek, ve aynı andan birden fazla işe birden efor vermek veya pazarlamaya çalışmaksa, benim de yaptığım oldukça yaygın bir hatadır, ve sonu gelmeyecek karmaşık süreçleri beraberinde getirir, olması gereken şudur, kağıt üstünde çokça "YATAN FİKİR" ve sadece bir tane "SATAN FİKİR". Doğru kurguyu yaparak temkinli şekilde risk almanız, ve tüm konsantrasyonunuzu tek bir fikre kanalize etmeniz, başarı şansınızı arttıracaktır.

İleri bir tarihte YATAN FİKİRLERİNİZden herhangi birine benzer bir fikrin hayata geçtiğini görürseniz de sakın üzülmeyin, ve umutsuzluğa kapılmayın bu sizin doğru yolda olduğunuzu ve elediğiniz iş fikirlerinizin bile belirli bir potansiyele sahip olduğunu gösterir, çünkü "YATAN FİKİR" safhasında bıraktığınız ve kendinizi dahi ikna edemediğiniz bir fikriniz için zaten ne harekete geçebilir ve üretim yapabilirdiniz, ne de sokağa çıkıp birilerini ikna edebilirdiniz.

19 Mayıs 2013 Pazar

INTERNET VE TEKNOLOJİ PROJELERİ NEDEN YARIDA KALIR?

2000lerin başından beri, yani ilk ".com patlaması" döneminden itibaren internet ve teknoloji projelerinin içerisinde yer aldım. Net bir sayı söylemek mümkün olmasa da, 200'ün üzerinde irili ufaklı projenin içinde farklı kurgularda yer aldığımı söyleyebilirim, bazen tasarımda, bazen arayüzün kodlama tarafında, kimi zaman projelendirme süreçlerinde, sıklıkla pazarlama tarafında, son dönemlerdeyse iş geliştirmenin farklı disiplinlerinde yer aldım.

Bu aşamalardan geçerken, düzenli olarak gözlem yapma, internet ve teknoloji odaklı projelerin, neden yarıda kaldıklarına dair tespitlerde bulunma şansım oldu, zaman içerisinde tespitlerimi notlar haline getirdim. Bu notlar oldukça kapsamlı ve her birisi üzerinde belki bir veya iki günlük eğitimler yapılması gerekir, bununla birlikte, aşağıda sadece ana başlıklar ve kısa notlar halinde özetlenmesi, süreçlerin yarıda kalma nedenleriyle ilgili ipuçları verecektir.

Her bir başlığı büyük ve çok kalın harflerle not ediyorum, başlıkların altındaysa kısa açıklamalar var, önerim bu 10 maddeyi basmanız, ve ofisinizde veya evinizdeki mantar panonuza iliştirmeniz, sakın bilgisayarınızda veya tabletinizde not olarak kalmalarına izin vermeyin, çünkü diğer uyaranlar arasında yok olup giderler, siz en iyisi eski sistem bir mantar pano edinin ve bu başlıkları gözünüzün önünden ayırmayın.



NEDEN1: PROJE PLANLAMASINDA YAPILAN İŞ GÜCÜ VE BÜTÇE HATALARI

Yapılan en yaygın yanlış, sadece proje fikrinin yeterli olduğuna inanmak ve işin başlangıç aşamasında, planlama ve döküman oluşturma sürecine yeterli zamanı ayırmamaktır.

Yarıda kalan tüm IT ve Internet temelli projelerde bu hata bir şekilde yapılmıştır, oysaki proje planının oluşturulması, ve kağıda dökülmesi ileriye dönük olarak projenize duyduğunuz saygının bir ispatıdır, sizin saygı duymadığınız bir projeye başkalarının saygı duymasını bekleyemezsiniz.

Öncelikle ileride size gelir getirmesini beklediğiniz projenizi kağıda dökmelisiniz, en az 2 haftanızı kağıda dökme sürecine ayırınız, bu sürecin sonunda elinizde yazılı bir dosyanız olursa, iş disiplininizi sağlamanızda uzun vadede size faydalı olacaktır, projenizi hayata geçirmeye başladığınızda, sürekli geriye dönüş yaparak, proje dosyanızı kontrol edebilir, hangi aşamada ne yapmayı planladığınızı hatırlayabilir, revizyonlar yapabilirsiniz.

Ayrıca bütçelendirme yaparken, proje içerisinde kimin ne kadar süre çalışacağını ve kendiniz dahil bu çalışanların proje geliştirme sürecinde geçimlerinin nasıl sağlanacağını da dökümante etmek oldukça faydalıdır. Eğer çok şanslı değilseniz, siz işe başlamadan ve bir aşamaya gelmeden, melek yatırımcı olarak tabir edilen bir oluşumdan para bulma şansınız olmayacağını, ve sürecin ilk başlarında yalnız olduğunuzu bilip, en yaygın hataya düşmeyerek proje planlama ve bütçelendirmeye zaman ayırın.

NEDEN2: SABIR EKSİKLİĞİ, ÇABUK ORTAYA ÇIKMA VE ÇABUK PARA KAZANMA HIRSI

Internet ve Teknoloji projelerinin her zaman piyasada bir albenisi vardır, bir çok teknoloji zengini, servetlerini yoktan varetmişlerdir, 20li yaşlarında teknolojik bir ürün veya servis geliştirerek, patronluk mertebesine taşınmış gençlerin hikayeleri medyada sıkça yer bulur.

İşte bu hikayeler, web ve teknoloji projelerinin yarıda kalmasına neden olan ikinci yaygın hatayı oluştururlar; SABIR EKSİKLİĞİ. Sebat etmek önemli bir erdemdir, ve hayatın her alanında gerekli olduğu gibi, konu bir teknoloji yatırımı olduğunda fazlasıyla elzemdir.

Bir fikir ortaya atıp, bu fikri gerçeğe dönüştürerek, hızlı bir şekilde zengin olmak ve ekonomik refaha kavuşmak, konumuz internet ve sosyal medya projeleri bile olsa gerçekçi değildir, bu nedenle, projenizin yarıda kalmasını istemiyorsanız, kendinize, sabrınızı geliştirme yönünde telkinlerde bulunmaya şimdiden başlayın.

NEDEN3: EKİP YÖNETİMİ VE EKİP SİNERJİSİ OLUŞTURMADA YAPILAN HATALAR

Internet, sosyal medya, yazılım ve benzeri bir teknoloji projesi ekip işidir, bireysel çabalarla ancak bir noktaya gelebilirsiniz, ekip tanımlamam gözünüzü korkutmasın, ekipten kasıt başlangıç aşamasında yüzlerce kişinin bir araya gelmesi değildir, iki üç kişilik ekip kurguları da ekip üyeleri arasında SİNERJİ ve DOĞRU EKİP YÖNETİMİ varsa işe yarayacaktır.

Ekip üyelerinin arasında doğru bir iş bölümü, ve yardımlaşma yoksa, bu durumda projenin yarıda kalması kaçınılmazdır.

NEDEN4: ORTAKLARDAN EN AZ BİRİNDE TEKNİK BİLGİ OLMAMASI, ÜRETİM SÜRECİNDE TÜMDEN DIŞARI BAĞIMLILIK

Üçüncü nedenle bağlantılı olan bir başka projelerin yarıda kalma nedeniyse; tüm ortakların geliştirilecek olan projenin teknik boyutu hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. "TEKNOLOJİK BİLGİ EKSİKLİĞİ" projenin geliştirilmesi sürecinde ve sonrasında dışarı bağımlılık anlamına gelir, dış kaynak kullanımında yaşanacak her türlü anlaşmazlık, projenin yarıda kamasına sebep olacaktır.

Ortaklar arasındaki sinerji ve yeter düzeyde proje geliştirme, teknolojik bilgiye sahip olunması, dış kaynak kullanımı veya eleman sorunlarında projeye bilfiil giriş yapmalarına ve yarıda kalmasına engel olmalarına olanak verir.

Yatırımcıların da proje değerlendirme sürecinde girişimcilerin teknolojik bilgilerine değer vermelerinin başlıca nedeni budur.

NEDEN5: KİŞİSEL ZEVKLER, TAKINTILAR SONUCU ÜRETİM SÜRELERİNİN UZAMASI

Konu web temelli bir projeyse, bu durumda ister istemez kişisel zevkler proje geliştirme sürecinin bir parçası olacaktır, nihai kullanıcının karşısına çıkacak olan arayüz kısmı, yoruma açık bir konudur, ortakların görsellikle ilgili olarak kendi zevklerini ön plana çıkartmaları, ve arayüzün hem "GÖRSEL TASARIM" kısmında hem de "GÖRSEL KODLAMA" kısmında belli bölümleri saplantı haline getirmeleri, üretim sürelerinin uzamasına ve çoğunlukla projenin yarıda kalmasına neden olacaktır.

NEDEN6: ÇOK BAŞLILIK, KARAR MEKANİZMASINDA FAZLA SES ÇIKMASI NEDENİYLE, NİHAİ KARARLARIN VERİLEMEMESİ

Çok başlılık, ve karar mekanizmasında yaşanabilecek tıkanmalar, beşinci nedenimizle yakınlık içermektedir, projenin ilerlemesi aşamalarında, farklı disiplinlerde kritik kararların alınması gerekecek, bu kararların alınmasında "ÇOK BAŞLILIK" ve buna bağlı olarak "UZLAŞMAZLIKLAR" yaşanması durumunda, nihai kararların alınmasında gecikmeler yaşanabilecektir. En kötü kararın bile kararsızlıktan ve harekete geçememekten daha iyi olduğunu akıldan çıkartmamak, ve birden fazla plana sahip olarak süreci yönetmek işin yarıda kalmasına engeldir.

NEDEN7: SÜREÇ İÇERİSİNDE KARŞILAŞILAN ENGELLERDE ÇABUK PES EDİLMESİ, ÇÖZÜM YERİNE PROBLEME ODAKLANMAK

Teknoloji projeleri, engebeli bir yola benzer, hem çokça viraj içerir hem de yol üstünde bir çok engelle karşılaşırsınız. Bu engeller karşısındaki duruşunuz projenizi yarıda bırakıp bırakmayacağınızı belirler. "PROBLEME ODAKLANMAK" yerine, bu problemin çözümüne ve problemi bertaraf etmenizi sağlayacak alternatif yollara odaklanırsanız, bu durumda engelleri aşma ve bitiş çizgisine ulaşma şansınız artacaktır.

NEDEN8: KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KARARLAR ALMAK, İŞİ BASİTE İNDİRGEMEK

Internet'in sonsuz faydaları saymakla bitmez, bununla birlikte, internet ve sosyal medyanın neden olduğu bir handikapı göz ardı edemeyiz, bu handikap "BİLGİ KİRLİLİĞİ"dir.

Kolayca ulaşılabilen, ve kalitesi tanımlanamayan bilgiler arasında doğru ve geçerli bilgiye ulaşmak güçleşmektedir, geçerliliği tanımlanamayan bilgilere bu kadar kolay erişilebilmesi, teknoloji projelerinde işin basite indirgenmesine, ve kulaktan dolma bilgilerle kararların alınmasına neden olmaktadır. Proje geliştirme sürecinde kalitesiz enformasyonla alınacak kararlar, projelerin yarıda kalmasına neden olabilmektedir.

NEDEN9: GERÇEK UZMANLAR YERİNE SAHTE UZMANLARDAN YÖNLENDİRME ALMAK

Yine bir önceki neden ile ilintili olarak, bilgi kirliliğinin yaratıcısı olan sahte uzmanlardan alınacak destekler ve yönlendirmeler, projenin ilerleme sürecinde yanlış kararlar alınmasına ve yanlış yollara sapılmasına neden olabilmektedir.

Teknoloji temelli projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkenlerden biri, "SAHTE UZMANLARDAN EDİNİLEN GEÇERSİZ BİLGİLER"dir.

NEDEN10: SÜREÇ DEVAM EDERKEN YETERLİ GERİ BİLDİRİM ALMAMAK, ALINAN GERİ BİLDİRİMLERİ DOĞRU ŞEKİLDE DEĞERLENDİREMEMEK

Bir internet projesi geliştirirken, ana uzmanlık alanı ne olursa olsun, sürecin belirli bir noktasında, mutlaka hedef kitlenin görüşlerini almak ve alınacak geri bildirimleri hesaba katarak süreci yönetmek doğru bir yöntemdir, yani birinci öncelik projenizi nihai kullanıcılardan geri bildirim alabilecek bir seviyeye getirmek olmalıdır.

Öyle ya da böyle içeriye belli sayıda beta kullanıcısı alabilmek, proje ekibinin moralinin yükselmesi anlamına geleceği gibi, olumlu ve olumsuz geri bildirimler alınmasını da sağlayacaktır. Beta kullanıcıları içeri alabilecek seviyeye bir türlü gelemiyorsanız, bu durum sürecin uzaması ve moral seviyesinin düşmesi anlamına gelir, bu da projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkendir.

SONUÇ = MORAL + UMUT + İYİ HIRS

Bu yazı kapsamında kısa notlar halinde değinilen 10 başlık, teknoloji projelerinin yarıda kalmasında rol oynayan farklı nedenlerdir. Bu nedenleri kulağımıza küpe yapmakla birlikte, sonuca ulaşanlarda gözlemlenen 3 önemli kriter ise; morali yüksek tutma becerisi, buna bağlı olarak umut etme ve umutlarını çevreye yayma yeteneneği, ve saplantı seviyesinde olmayan, iyi huylu hırsa sahip olmalarıdır.

Eminim Shawshank Redemption (Türkçe'ye Esaretin Bedeli olarak çevrilmiştir) isimli filmi çoğunuz izlemişsinizdir, filmin can alıcı sahnelerinden birinde Andy Dufresne'in dediği gibi; "Hope is a good thing, maybe the best of things, and no good thing ever dies" (Umut iyi bir şeydir, belki de iyisi, ve iyi şeyler asla ölmez)

23 Ocak 2013 Çarşamba

Hedef Kitlesini Dinlemeyen Ölüme Mahkumdur

Yeni ekonomik yapılanma, tüketicilerin sınırsız seçme özgürlüklerine kavuşmasını sağladı, internet ortamında bir kaç tıklamayla farklı ürün gruplarını karşılaştırmak, tüketici yorumlarını takip etmek mümkün.

Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak, ürün geliştirme ve ARGE aşamasındaki firmaların iş yapış şekillerini yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Konuyu biraz daha açarak farklı vakalarla örneklemenin  anlatımı kolaylaştıracağına inanıyorum. Bu amaçla yazının devamında, ProjePark olarak yaşadığımız bazı kötü geçmiş deneyimlerimizden örnekler vermeye çalışacağım, bu sayede yola yeni çıkacaklara bir nebze de olsa faydamız olacağına inanıyorum.



Kötü geçmiş deneyimlerimizin hepsi de bize değer katan vakalar olmuşlardır, hiç bir deneyimimize geriye dönüp bakarak hayıflanmıyoruz, zaman kaybı olarak görmüyoruz,  aksine, yaşanan kötü deneyimlerin bizler için paha biçilmez eğitimler niteliğinde olduğuna inanıyoruz. Geçmiş deneyimlerimizin bize öğrettiği derslerden bir tanesi ARGE ve ürün geliştirme safhalarında ne yapıp edip potansiyel alıcıların da işin içine dahil edilmesi gerektiği yönünde oldu, hatta proje havunuzda yer alan tüm fikirler içerisinden gerçek anlamda potansiyel müşteriyi işin içine dahil edebileceğiniz projeyi seçip, çok kıymetli vaktinizi de bu projeye kanalize etmenizi önereceğim.

Bizim geçmişte gerçekleştirdiğimiz en önemli hata, ekibimiz içerisinde kendi görüşlerimizin son kullanıcı görüşleriyle örtüşeceğini düşünerek, büyük toplantı masalarında kendi isteklerimiz, şahsi egolarımızla projeler geliştirmemiz olmuştur, yapılan bu tarz ürün geliştirme toplantıları tabi ki fazlasıyla önemli olmakla birlikte, üzülerek söylemek isterim ki bu şekilde gerçekleştirdiğimiz hiç bir projemizde başarıyı yakalamamız mümkün olmamıştır, ürün geliştirme ve ARGE safhalarında üretim ekibinizle yapacağınız  toplantıları literatürde "status meeting" olarak adlandırılan belli süresi ve net planı olan toplantılar şeklinde gerçekleştirmeniz, herkesin ARGE kapsamında birbirinden haberdar olması ve daha etkin sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Özellikle sınırlı kaynaklara sahip bir startup'sanız bundan daha farklısı da zaten düşünülemez, çünkü hem maddi kaynaklar hem de insan kaynağınız sınırlı olacağından sizin en değerli sermayeniz zamandır, ve maalesef günümüz tüketim toplumu, hız ve zamana karşı yarış üzerine kurulmuştur, kaybedilen zamanlar ileride başınızı ağrıtacaktır, bizimkisini çokça ağrıtmıştır.

Bir diğer önemli hatamız ise satış rakamlarında sürekli olarak optimist senaryolar kurgulamamız ve planlarımızı da buna bağlı olarak gerçekleştirmemizdir, oysaki yapılması gereken, görünmeyen giderler kalemini her zaman yüksek tutmak, buna karşılık sıfıra yakın gelir elde edileceğini varsayarak en az bir yıllık projeksiyon çıkartmaktır. Bu durumu çözmenin de yegane yolu potansiyel alıcıları işin içine dahil etmekten geçer, gerçek anlamda potansiyel alıcınıza fayda sağlayacak bir servis yakaladığınıza inanıyorsanız, potansiyel alıcılarınız sizi üretim sürecinde de ciddi anlamda destekleyecekler, ve gelirler kaleminizin yerli yerine oturması sürecinin kısalmasına olanak tanıyacaklardır.

Bu yazı kapsamında anlatılmış olanların, tecrübeyle sabit olduğunu bir kez daha belirterek, faydalı olması dileğiyle, çabalarınızda başarılar diliyorum.

12 Aralık 2012 Çarşamba

Facebook Halka Arz ve Komplo Teorileri - 2

Uzunca bir süre önce bu sayfalarda, Facebook Halka Arz ve sonrasında yaşanan süreçlerin kısa bir incelemesinı yayınlamıştım. Geçen zamanda ProjePark içerisinde yoğunlaşan işlerim ve yeni ürün lansmanı çalışmalarımız nedeniyle, yazının devamını getiremedim. Yıl sonu itibariyle, yeni bir yoğunluk dalgasına girecek olmamıza rağmen içeriği güncel tutmak adına bloguma geri dönmeye karar verdim.

Facebook halka arz ve sonrasında gelişen süreçlerde yaşananlar, özellikle web/mobil proje fikirleri olan ve fikirlerini hayata geçirmek üzere atılım yapmak isteyen girişimcilerin kendi yol haritalarını oluşturmalarında etkili olacak önemli ipuçları içeriyor.

İlk olarak Facebook'un kurulum sürecindeki amatör ruh, ve kenetlenme, web/mobil ortamda başarılı olmuş tüm projelerde aynen geçerli görünüyor, yani ekip kurgusu, dayanışma, ve belli miktarda geçim kaynaklarına sahip olmak oldukça önemli bir kriter.

Amatör ruh ile şekillenen ve internetin doğasına uygun yenilikçi fikirler, son kullanıcı tarafından kısa sürede kabul görüyor, ve son kullanıcının benimsediği fikirler kısa sürede sosyal medyada yayılarak fenomen haline dönüşebiliyor.

Teknolojiye hakimseniz, eğlenceli bir ekipseniz, çalışma ortamınız sağlıklıysa (asla home officelere güvenmeyin, mutlaka calısma ortamı gerekiyor) ve fikriniz yenilikçiyse bu durumda sürecin ilk fazını atlatmanız ve yatırım kaynaklarına ulaşmanız sizin için sürpriz olmayacaktır. Tabi bu aşamada ekibiniz içerisinde en az 1 kişinin fizibilite kavramına hakim olması, doğru projeksiyonlar yapabilecek seviyede finansal bilgiye sahip olması şart.

Buraya kadar herşey yolunda diyorsanız, yukarıda yazılanların hepsine ve çok daha fazlasına sahip olduğunuza eminseniz bile, biraz durun, soluklanın ve yazının kalan bölümünü de takip edin, asıl ipuçları yazının devamında.

Facebook çok uç bir örnek olsa dahi, özellikle web 2.0 temelli platformlarda başlangıç aşamasında en önemli başarı kriteri, üye sayılarında ve üyelerin yarattıkları içerikteki büyüme ivmesi olarak göze çarpmakta, yaratılan büyüme ivmesi, projeye yatırımcıların çekilmesini kolaylaştırıyor, klasik ticari oluşumlardan farklı olarak, web temelli projelerde yatırımcılar, yatırımı yapacakları dönemde ve takip eden dönemlerdeki soyut değerleri baz alarak, ileride oluşması muhtemel somut değerler için yatırım gerçekleştiriyorlar. Bu durumdaysa klasik ticari yatırımlardan oldukça farklı bir model karşımıza çıkıyor.

Tahmin edebileceğiniz gibi burada bahsi geçen somut değer kavramı çok net, yüksek cirolar, şirket karlılığı ve ticari başarı. Web temelli projelerin tamamında yaşanan en büyük handikap ise, gelir modeli yaklaşımına işin başında yeterince odaklanmamak, nasıl olsa içerisi dolduktan sonra gelir modelini buluruz, mantığında hareket etmek. İşin büyüme trendine sokulmasıyla birlikte, yatırımcıların ilgisini çekmek çok kolay, çünkü girişimcinin eli artık güçlüdür, ileriye yönelik karlılık senaryolarını kurmak kolaydır.

Tüm bu handikapları yaşamamak içinse formül çok basit, işin doğasından, yani amatör ruh ile başlamaktan geri kalmayın, yaptığınız proje buram buram ticaret kokmasın, fakat mutlaka gelir modelinizi de düşünmek için başlangıç aşamasında mesai harcayın, projenin damarlarında gizlenmiş birkaç farklı ve size özgü gelir modeline sahip olmalısınız.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

GİRİŞİMCİLİK = 7/24 İŞÇİLİK

Haftanın 7 günü ve 24 saat boyunca çalışılan bir iş var mıdır dersiniz? Evet vardır, adına da girişimcilik denir.

Bir çoğunuzun hayallerini yıktığımın farkındayım, genel kanı olarak girişimcilik, bir iş kurduğunuz sizin için insanların çalıştığı, sizin de hayatın keyfine vardığınız bir Alis Harikalar Diyarında projesidir. Fakat gerçek hayatta girişimcilik 7 gün ve 24 saat boyunca beyninizin tüm kıvrımlarında yeni iş fikirlerinin, mevcut işlerinizle ilgili farklı açılımların dolandığı, fiziksel olarak çalışmıyor olsanız bile, düşüncelerinizde çalışmaya devam ettiğiniz bir düzendir.



Aslolan, girişimci ruha sahip kişilerin, zevk aldıkları için çalışmakta olduklarıdır, çalışmaktan zevk alınmayacağı ve sadece para kazanmak, zenginlik, lüks için çalışıldığı yönündeki kanıya karşıyım. Şöyle düşünün,  gününüzün 8 - 10 saatlik dilimini, iş ortamı içerisinde ve çalışarak geçirmek durumundasınız, bir şekilde çalışmak sizin için eziyet ise, mesai saatinin bitimini bekleyerek günlerinizi geçiriyorsanız, bu durumda çok da akılcı hareket etmediğinizi söyleyebilirim, çünkü hem kendiniz hem de çalışma arkadaşlarınız için hayatı cehenneme çeviriyorsunuz demektir. Tabiki iş ortamlarında sizden kaynaklı olmayan sorunlar, farklı kişiliğe sahip muhatap olmanız gereken bir çok insanın olduğunun farkındayım, her an yapmakta olduğunuz işin, istek ve beklentilerinize, bilgi birikimlerinize uygun olmaması da mümkündür, iş hayatınızın farklı evrelerinde maddi ve manevi olarak sizi tatmin etmeyen kötü süreçlerden de geçebilirsiniz, tüm bunlar çok normaldir, ve herkesin belli bir dönem hayatında bu dönemler yer alacaktır. Fakat bir yolunu bulup çalışmayı, bir iş ortamı içerisinde bulunmayı, üretmeyi ve bir işletmenin parçası olmaktan zevk almayı öğrenebilirseniz, bu durumda hem kendi mutluluk endeksinizi yükseltir hem de çevrenizdekilere bir nebze de olsa mutluluk vermiş olursunuz, doğru olan da budur, çünkü mutluluk bir paylaşım şeklinde yayılmadığında, bireysel mutluluklar uçucudur,  ister girişimci olun, isterseniz bir işletmenin bünyesinde yer alan bir profesyonel olun, bu formülü uygulamaya başladığınızda yaşantınızda, hemen yarın olmasa bile, belirli bir süre içerisinde gelişmelere tanık olacağınızı söyleyebilirim.

Konudan çok fazla uzaklaşmadan, size girişimcilikle ilgili bir kötü haber daha vereyim, girişimcilik, okullarda, seminerlerde, girişimcilik eğitim programlarına katılarak ve girişimcilik sertifikaları alınarak öğrenilmez. Yazının ilk paragrafındaki ruh dünyasına sahip olunması gerekir, çevremdeki girişimcilere baktığımda da gördüğüm manzara savunmakta olduğum tezi doğrular nitelikte, hiç birisinin girişimcilikle ilgili yazılar okuyarak, girişimcilik eğitimlerine katılarak başarılı girişimci profilleri çizdiğini görmedim. O nedenle profesyonellik ve girişimcilik ayrımına doğru varılması gerekmektedir. İstihdam yaratmak, ve yaratmış olduğunuz istihdamın hem ülke ekonomisine hem de insanlık yararına oluşturduğu artı değer size bir tatmin duygusu sağlamıyorsa, yani birincil amacınız değer yaratmak değilse, profesyonel hayat daha doğru bir seçim olabilir. Belirtilene yakın, değer yaratma temelli misyonunuz varsa, bu durumda girişimcilik sizin için doğru karardır, er ya da geç, maddi ve manevi mükafatlara ulaşırsınız, bazıları yolculuklarında daha şanslıdırlar ve hedeflerine daha erken ulaşırlar, şans faktörü bazılarına hiç bir zaman uğramaz, fakat gerçek girişimciler şanssızlık hikayelerinin arkasına asla sığınımazlar, gerçek girişimciler, her düşüşten yeni bir ders çıkartarak ayaklarının üzerinde yeniden doğrulurlar ve almış oldukları yaralardan gerekli dersleri çıkartırlar, bu sayede aynı hataları yenilemeyeceklerini bilirler.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Internette Hala Fırsatlar Var (Internet Fırsatları Asla Bitmez!)

Öncelikle üzerinde durmamız gereken kavram, fırsat kelimesi. Şahsi kanaatim gerçek hayattaki fırsat kavramıyla, internetteki fırsat kavramları arasında farklılıklar olduğu yönünde. Özetlemek gerekirse, internet şeffaf bir sosyal ve ekonomik düzene sahip, internette gizlenmek olmaz, mutlaka iz bırakırsınız, bu sebepledirki, sizin için fırsat olarak gördüğünüz bir durumun, ciddi orandaki bir internet kullanıcısı tarafından da fırsat olarak görülmesi gerekir.

Klasik ticarette yapacağınız bir SWOT analizinde fırsatlar sekmesini doldururken üstü kapalı olarak ilk düşünceniz, kendiniz veya kurumunuz için yakalamış olduğunuz fırsatlardır. Bir Internet projesi geliştiriyorsanız, kendiniz için yaratacağınız rantların ötesinde, internet kullanıcısı için ne tür fırsatlar yaratacağınızı düşünmeniz gerekir.

Fırsat kavramı üzerinde bu kadar fazla durmamın sebebine gelince; bu güne kadar başarılı olmuş tüm internet projelerinde en önemli kriterin içeriğin kullanıcı tarafından yaratılması olduğunu görmekteyiz, yani internet kullanıcısı sunmuş olduğunuz serviste kendisi için bir fırsat yakalarsa sizin için savaşmaya başlar, bu savaşın içerisinde hem içerik geliştirme hem de word of mouth marketing yer alacaktır.

Sonuç olarak internette her şey bulundu, tüm köşe başları tutuldu, artık yeniliğe yer yok gibi hurafelere inanmanıza gerek yok, internet yapısı gereği, tüketim toplumunun hiç bir zaman ölmeyecek yeni oyun alanıdır, bu alanda içeriğin kullanıcı tarafından geliştirildiği ve yayıldığı yenilikçi platformlar her zaman kendilerine yer açacaklardır. Şimdi başlığımıza geri dönersek, internet fırsatları asla bitmez! Yeterki iş geliştirme yaparken, kendinizin değil potansiyel ziyaretçilerinizin istek ve beklentilerini hesaba katın.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Internet Projeleri Geliştirirken Yapılan Hatalar ve Balon Başarı Hikayeleri

2000li yılların başında gelişmeye başlayan internet mecrası, 2010 yılına gelinceye kadarki 10 yıllık süre içerisinde önemli gelişmeler gösterdi.

2000'lerin hareketli yapısı, internet bağlantı hızlarındaki sürekli artış ve teknolojik gelişmelerle birlikte dijital dünya göz kamaştırıcı bir ivme kazanmaya başladı, tüm bu gelişmelerin üstüne medya tarafından düzenli aralıklarla pompalanan başarı hikayeleri, bir çok girişimcinin sınırlı kaynaklarını internet mecrasına kaydırmasına, zaman ve para kaybı yaşamalarına neden oldu.

Bu noktada gözden kaçırılan önemli bir nokta vardı. Dijital dünya anlatıldığı gibi sadece fırsatlar barındıran bir mecra değildi, engebeli bir yolda uzun bir yolculuktan ve bir çok uçurumdan ibaret yeni bir dünya düzeniydi.

Dijital dünyanın dışında kalmak artık mümkün olmamasına rağmen, yeterli "know how"a sahip olmadan veya bu yeni dünya düzenine aşkla bağlı olmadan, salt hızlı para kazanma, bir kaç ayda köşeyi dönme rüyalarıyla çıkılan yolculuklar, üstü kısa sürede örtülen ve sosyal medyada pek yer bulamayan başarısız projeleri de beraberinde getirdi.

Internet projeleri oluştururken girişimcilerin yaşadıkları en büyük yanılgı, kaynak planlamasında yapılan hatalar olmuştur, fizibilite çalışmalarının doğru yapılmaması, kaynakların hızlı bir şekilde tükenmesine ve projelerin kendi başabaş noktalarını yakalayabilecek kadar uzun bir süre ayakta kalamamalarına neden olmuştur. Bu durumun ana nedeniyse girişimci optimistliği olarak tanımlayabileceğimiz kavramdan ileri gelmektedir.

Tüm girişimcilerde mutlaka bulunması gereken optimistlik düzeyi eğer olması gereken seviyelerin üzerine çıkmışsa, bu durumda girişimci hazırlamakta olduğu fizibilite çalışmasının giderler sütununda cimri, gelirler sütunundaysa oldukça bonkör davranmaktadır, oysa unutulmaması gereken en önemli nokta bir startup projede giderler kaleminin en az bir yıl boyunca sürekli olarak işleyeceği, buna karşılık gelir modeli tam olarak oturana kadar gelirler sütununun hareketsiz kalacağıdır. Bu durumda hatrı sayılır bir süre fonlama ihtiyacını beraberinde getirir.

Yapılan bir diğer yanlış ise, internet projelerinde tasarımsal zevklerin ve egoların üretim sürecine dahil edilmesidir, görsellik yoruma açık bir konu olduğundan, özellikle proje fonlaması yapan kişi veya kurumların kendi şahsi zevklerini işe karıştırmaları durumunda üretim süreleri uzayacak, bu da yine zaman ve kaynak israfını beraberinde getirecektir.

Girişimciler ve ekipleri projeyi hayata geçirmek üzerinde hummalı bir çalışma sergilerken, yayılma mekanizmasını gözden kaçırmaları veya yayılma mekanizması üzerinde yeterince efor sarfetmemeleriyse asıl ölümcül hatadır. Eğer bir internet projesi, unique bir yapıya sahip değilse, ve mükemmele yakın bir sosyal medya yayılma strateji yoksa, milyon dolarlık reklam bütçelerine ihtiyaç duyacaktır, bu da arkasında büyük grupların olmadığı sınırlı bütçeye sahip startup'lar için bir kaç aylık bir sürede yayın hayatını noktalamak anlamına gelmektedir.

İşin başlangıcında yeterli rekabet analizinin yapılmaması, gelir modeliyle ilgili düşüncelerin ve alternatiflerin geliştirilmemesi, doğru bir ekip kurgusuna sahip olunmamasıysa yapılan diğer hatalardır.

Tüm bu bilgilerden sonra, internet dünyasında başarılı bir iş geliştirmek için yapılması gerekenler aslında çok açıktır, içeriği kullanıcılarınızın geliştireceği, word of mouth ile yayılma potansiyeli olan bir projeniz varsa, en az 1 yıl boyunca projeden maddi bir beklentiniz yoksa, giriş yapacağınız alanda yeterince know how sahibiyseniz, yapmış olduğunuz fizibilite çalışmasına güveniniz tamsa, ve girişimci optimistliğinden kaynaklı yanılgılara düşmediyseniz, başarılı olmamanız için hiç bir neden yok.

Yazının bir bölümü olumsuz argümanlar içerse de, benim şahsi inancım, başarı öykülerinden çok çevremizdeki başarısız proje örneklerini ve hataları incelememizin daha doğru olacağı yönündedir, başarı hikayeleri bize motivasyon sağlasalar bile yol haritamızı çizmemizde faydalanmamız gereken kaynak bizden öncekilerin yaptıkları hatalardır bize aktarılan hatalardan dersler çıkartarak ilerlersek başarılı olma ihtimalimiz yükselecektir.

Bir sonraki yazım daha optimist olacak, çünkü "Internette Hala Fırsatlar Var (Internet Fırsatları Asla Bitmez!)"