Bir önceki yazı kapsamında Internet ve Teknoloji projelerinin yarıda kalma nedenleri üzerine kısa bir incelemeye yer vermiştim.
Bu yazı kapsamındaysa, bir fikrin üretim aşamasına geçmeden önceki şekillenme ve olgunlaşma süreciyle ilgili bazı saptamaları ve geçmiş dönem deneyimlerini paylaşacağım.
Öncelikle yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, aslında işin özünde 2 tip fikir vardır, bunlardan bir tanesi "SATAN FİKİR" diğeriyse "YATAN FİKİR" olarak tanımlanabilir.
Gelin biz öncelikle "SATAN FİKİR"lerin ortak özelliklerini inceleyelim;
Madem fikir geliştirmeye meraklısınız, öncelikle iyi bir satışçı olmanız gerekiyor, eğer iyi bir satışçı değilseniz, ivedilikle satış becerilerinizi geliştirmenizi önerebilirim.
Çünkü fikrinizi satamazsanız, beyninizin tozlu raflarındaki yerini korumaya devam edecektir.
Şimdi sıkı durun, bir fikrin satılması sürecinde ilk alıcı sizsiniz, yani hem satıcı hem alıcı pozisyonunda olduğunuzu gözden çıkarmayın, bu durumda satış becerilerinize ek olarak, satın alma becerilerinizin de gelişmiş olması gerekiyor.
Eğer kolay ikna olan bir satın almacıysanız, kendinizi kolaylıkla ikna eder, hayata geçmesi mümkün olmayan, veya olsa bile getirisi götürüsünden az olacak fikirler bulduğunuzda sunum dosyanızı elinize alıp sokağa dökülebilirsiniz. Bu yüzden olabildiğince zor bir satın almacı olun ve kendi fikrinizi kendinize satarken sağlam bir SWOT analizinden geçirmeyi ihmal etmeyin. İster inanın ister inanmayın, siz ne kadar zor bir satın almacı olursanız olun, piyasaya fikrinizle çıktığınızda karşılaşacağınız satın almacılar, sizden en az 10 kat daha zor olacaktır.
İlk seferinde ikna eden fikir satıcıları yok mudur derseniz eğer, cevap tabi ki evet, fakat biz buna kendi piyasamızda acemi şansı diyoruz, ve maalesef, piyasanın eskileri bir şekilde birbirini kollar, yeni oyuncuların doğru kişileri ikna etmeleri için çok fazla ter dökmeleri gerekir.
Sonuç olarak "SATAN FİKİR" kavramını özetlersek, özünde hepimiz fikirler ekonomisinin oyuncularıyız, bu oyun sırasında bazılarımızın aklını sürekli yeni fikirlere yorar, bir hastalık gibidir, ilacına gelince, öncelikle aklınızdaki fikirleri kağıda dökerek başlayabilirsiniz, boş bir kağıda aklınıza gelen fikirleri minik notlar halinde geçirin, akabinde fikirlerinizi kendinize satmaya başlayın, kendinizi hangi fikriniz üzerinden en gerçekçi şekilde ikna edebildiyseniz, başkalarına satmanız gereken fikir işte odur.
Durmayın, hemen harekete geçin, ve kendiniz dışındaki satın almacıların peşine düşün. İşin özü fikir değil, işin özü satış, "SATAN FİKİR" üzerine konsantre olun.
Yeşil ışığı, yani "SATAN FİKİR" kavramını inceledik, şimdi gelelim kırmızı ışığa, sırada "YATAN FİKİR" var.
Aslında aklı selim okuyucu yazının bu safhasına kadar gelmişse, "YATAN FİKİR"le ilgili olarak bundan sonra anlatılacakları kendi kafasında oluşturmuş ve "SATAN FİKİR" kavramının tam zıttı olduğunu algılamıştır, biz yine de kısaca üstünde duralım.
Hatırlarsanız, bir önceki aşamada fikirleri kağıda geçirmiştiniz, ilk etapta kendinizi ikna ettiğiniz fikir sizin SATAN FİKRİNİZ, daha doğrusu SATACAĞINIZ FİKRİNİZ, diğerlerine gelince, yani kağıt üstünde kalanlar ise YATAN FİKİRLERİNİZ, ve bunların kağıt üstünde kalmaları, vereceğiniz efor düşünüldüğünde çok daha mantıklıdır, en büyük sermayeniz zaman olduğuna göre, yatması gereken fikirlerinizin hangileri olduğunu baştan tespit edebilirseniz, kıymetli vaktinizi ve sınırlı naktinizi boş yere heba etmemiş olursunuz.
Aynı anada birden fazla "SATAN FİKİR" bulduğunuzu düşünmek, ve aynı andan birden fazla işe birden efor vermek veya pazarlamaya çalışmaksa, benim de yaptığım oldukça yaygın bir hatadır, ve sonu gelmeyecek karmaşık süreçleri beraberinde getirir, olması gereken şudur, kağıt üstünde çokça "YATAN FİKİR" ve sadece bir tane "SATAN FİKİR". Doğru kurguyu yaparak temkinli şekilde risk almanız, ve tüm konsantrasyonunuzu tek bir fikre kanalize etmeniz, başarı şansınızı arttıracaktır.
İleri bir tarihte YATAN FİKİRLERİNİZden herhangi birine benzer bir fikrin hayata geçtiğini görürseniz de sakın üzülmeyin, ve umutsuzluğa kapılmayın bu sizin doğru yolda olduğunuzu ve elediğiniz iş fikirlerinizin bile belirli bir potansiyele sahip olduğunu gösterir, çünkü "YATAN FİKİR" safhasında bıraktığınız ve kendinizi dahi ikna edemediğiniz bir fikriniz için zaten ne harekete geçebilir ve üretim yapabilirdiniz, ne de sokağa çıkıp birilerini ikna edebilirdiniz.
24 Mayıs 2013 Cuma
19 Mayıs 2013 Pazar
INTERNET VE TEKNOLOJİ PROJELERİ NEDEN YARIDA KALIR?
2000lerin başından beri, yani ilk ".com patlaması" döneminden itibaren internet ve teknoloji projelerinin içerisinde yer aldım. Net bir sayı söylemek mümkün olmasa da, 200'ün üzerinde irili ufaklı projenin içinde farklı kurgularda yer aldığımı söyleyebilirim, bazen tasarımda, bazen arayüzün kodlama tarafında, kimi zaman projelendirme süreçlerinde, sıklıkla pazarlama tarafında, son dönemlerdeyse iş geliştirmenin farklı disiplinlerinde yer aldım.
Bu aşamalardan geçerken, düzenli olarak gözlem yapma, internet ve teknoloji odaklı projelerin, neden yarıda kaldıklarına dair tespitlerde bulunma şansım oldu, zaman içerisinde tespitlerimi notlar haline getirdim. Bu notlar oldukça kapsamlı ve her birisi üzerinde belki bir veya iki günlük eğitimler yapılması gerekir, bununla birlikte, aşağıda sadece ana başlıklar ve kısa notlar halinde özetlenmesi, süreçlerin yarıda kalma nedenleriyle ilgili ipuçları verecektir.
Her bir başlığı büyük ve çok kalın harflerle not ediyorum, başlıkların altındaysa kısa açıklamalar var, önerim bu 10 maddeyi basmanız, ve ofisinizde veya evinizdeki mantar panonuza iliştirmeniz, sakın bilgisayarınızda veya tabletinizde not olarak kalmalarına izin vermeyin, çünkü diğer uyaranlar arasında yok olup giderler, siz en iyisi eski sistem bir mantar pano edinin ve bu başlıkları gözünüzün önünden ayırmayın.
NEDEN1: PROJE PLANLAMASINDA YAPILAN İŞ GÜCÜ VE BÜTÇE HATALARI
Yapılan en yaygın yanlış, sadece proje fikrinin yeterli olduğuna inanmak ve işin başlangıç aşamasında, planlama ve döküman oluşturma sürecine yeterli zamanı ayırmamaktır.
Yarıda kalan tüm IT ve Internet temelli projelerde bu hata bir şekilde yapılmıştır, oysaki proje planının oluşturulması, ve kağıda dökülmesi ileriye dönük olarak projenize duyduğunuz saygının bir ispatıdır, sizin saygı duymadığınız bir projeye başkalarının saygı duymasını bekleyemezsiniz.
Öncelikle ileride size gelir getirmesini beklediğiniz projenizi kağıda dökmelisiniz, en az 2 haftanızı kağıda dökme sürecine ayırınız, bu sürecin sonunda elinizde yazılı bir dosyanız olursa, iş disiplininizi sağlamanızda uzun vadede size faydalı olacaktır, projenizi hayata geçirmeye başladığınızda, sürekli geriye dönüş yaparak, proje dosyanızı kontrol edebilir, hangi aşamada ne yapmayı planladığınızı hatırlayabilir, revizyonlar yapabilirsiniz.
Ayrıca bütçelendirme yaparken, proje içerisinde kimin ne kadar süre çalışacağını ve kendiniz dahil bu çalışanların proje geliştirme sürecinde geçimlerinin nasıl sağlanacağını da dökümante etmek oldukça faydalıdır. Eğer çok şanslı değilseniz, siz işe başlamadan ve bir aşamaya gelmeden, melek yatırımcı olarak tabir edilen bir oluşumdan para bulma şansınız olmayacağını, ve sürecin ilk başlarında yalnız olduğunuzu bilip, en yaygın hataya düşmeyerek proje planlama ve bütçelendirmeye zaman ayırın.
NEDEN2: SABIR EKSİKLİĞİ, ÇABUK ORTAYA ÇIKMA VE ÇABUK PARA KAZANMA HIRSI
Internet ve Teknoloji projelerinin her zaman piyasada bir albenisi vardır, bir çok teknoloji zengini, servetlerini yoktan varetmişlerdir, 20li yaşlarında teknolojik bir ürün veya servis geliştirerek, patronluk mertebesine taşınmış gençlerin hikayeleri medyada sıkça yer bulur.
İşte bu hikayeler, web ve teknoloji projelerinin yarıda kalmasına neden olan ikinci yaygın hatayı oluştururlar; SABIR EKSİKLİĞİ. Sebat etmek önemli bir erdemdir, ve hayatın her alanında gerekli olduğu gibi, konu bir teknoloji yatırımı olduğunda fazlasıyla elzemdir.
Bir fikir ortaya atıp, bu fikri gerçeğe dönüştürerek, hızlı bir şekilde zengin olmak ve ekonomik refaha kavuşmak, konumuz internet ve sosyal medya projeleri bile olsa gerçekçi değildir, bu nedenle, projenizin yarıda kalmasını istemiyorsanız, kendinize, sabrınızı geliştirme yönünde telkinlerde bulunmaya şimdiden başlayın.
NEDEN3: EKİP YÖNETİMİ VE EKİP SİNERJİSİ OLUŞTURMADA YAPILAN HATALAR
Internet, sosyal medya, yazılım ve benzeri bir teknoloji projesi ekip işidir, bireysel çabalarla ancak bir noktaya gelebilirsiniz, ekip tanımlamam gözünüzü korkutmasın, ekipten kasıt başlangıç aşamasında yüzlerce kişinin bir araya gelmesi değildir, iki üç kişilik ekip kurguları da ekip üyeleri arasında SİNERJİ ve DOĞRU EKİP YÖNETİMİ varsa işe yarayacaktır.
Ekip üyelerinin arasında doğru bir iş bölümü, ve yardımlaşma yoksa, bu durumda projenin yarıda kalması kaçınılmazdır.
NEDEN4: ORTAKLARDAN EN AZ BİRİNDE TEKNİK BİLGİ OLMAMASI, ÜRETİM SÜRECİNDE TÜMDEN DIŞARI BAĞIMLILIK
Üçüncü nedenle bağlantılı olan bir başka projelerin yarıda kalma nedeniyse; tüm ortakların geliştirilecek olan projenin teknik boyutu hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. "TEKNOLOJİK BİLGİ EKSİKLİĞİ" projenin geliştirilmesi sürecinde ve sonrasında dışarı bağımlılık anlamına gelir, dış kaynak kullanımında yaşanacak her türlü anlaşmazlık, projenin yarıda kamasına sebep olacaktır.
Ortaklar arasındaki sinerji ve yeter düzeyde proje geliştirme, teknolojik bilgiye sahip olunması, dış kaynak kullanımı veya eleman sorunlarında projeye bilfiil giriş yapmalarına ve yarıda kalmasına engel olmalarına olanak verir.
Yatırımcıların da proje değerlendirme sürecinde girişimcilerin teknolojik bilgilerine değer vermelerinin başlıca nedeni budur.
NEDEN5: KİŞİSEL ZEVKLER, TAKINTILAR SONUCU ÜRETİM SÜRELERİNİN UZAMASI
Konu web temelli bir projeyse, bu durumda ister istemez kişisel zevkler proje geliştirme sürecinin bir parçası olacaktır, nihai kullanıcının karşısına çıkacak olan arayüz kısmı, yoruma açık bir konudur, ortakların görsellikle ilgili olarak kendi zevklerini ön plana çıkartmaları, ve arayüzün hem "GÖRSEL TASARIM" kısmında hem de "GÖRSEL KODLAMA" kısmında belli bölümleri saplantı haline getirmeleri, üretim sürelerinin uzamasına ve çoğunlukla projenin yarıda kalmasına neden olacaktır.
NEDEN6: ÇOK BAŞLILIK, KARAR MEKANİZMASINDA FAZLA SES ÇIKMASI NEDENİYLE, NİHAİ KARARLARIN VERİLEMEMESİ
Çok başlılık, ve karar mekanizmasında yaşanabilecek tıkanmalar, beşinci nedenimizle yakınlık içermektedir, projenin ilerlemesi aşamalarında, farklı disiplinlerde kritik kararların alınması gerekecek, bu kararların alınmasında "ÇOK BAŞLILIK" ve buna bağlı olarak "UZLAŞMAZLIKLAR" yaşanması durumunda, nihai kararların alınmasında gecikmeler yaşanabilecektir. En kötü kararın bile kararsızlıktan ve harekete geçememekten daha iyi olduğunu akıldan çıkartmamak, ve birden fazla plana sahip olarak süreci yönetmek işin yarıda kalmasına engeldir.
NEDEN7: SÜREÇ İÇERİSİNDE KARŞILAŞILAN ENGELLERDE ÇABUK PES EDİLMESİ, ÇÖZÜM YERİNE PROBLEME ODAKLANMAK
Teknoloji projeleri, engebeli bir yola benzer, hem çokça viraj içerir hem de yol üstünde bir çok engelle karşılaşırsınız. Bu engeller karşısındaki duruşunuz projenizi yarıda bırakıp bırakmayacağınızı belirler. "PROBLEME ODAKLANMAK" yerine, bu problemin çözümüne ve problemi bertaraf etmenizi sağlayacak alternatif yollara odaklanırsanız, bu durumda engelleri aşma ve bitiş çizgisine ulaşma şansınız artacaktır.
NEDEN8: KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KARARLAR ALMAK, İŞİ BASİTE İNDİRGEMEK
Internet'in sonsuz faydaları saymakla bitmez, bununla birlikte, internet ve sosyal medyanın neden olduğu bir handikapı göz ardı edemeyiz, bu handikap "BİLGİ KİRLİLİĞİ"dir.
Kolayca ulaşılabilen, ve kalitesi tanımlanamayan bilgiler arasında doğru ve geçerli bilgiye ulaşmak güçleşmektedir, geçerliliği tanımlanamayan bilgilere bu kadar kolay erişilebilmesi, teknoloji projelerinde işin basite indirgenmesine, ve kulaktan dolma bilgilerle kararların alınmasına neden olmaktadır. Proje geliştirme sürecinde kalitesiz enformasyonla alınacak kararlar, projelerin yarıda kalmasına neden olabilmektedir.
NEDEN9: GERÇEK UZMANLAR YERİNE SAHTE UZMANLARDAN YÖNLENDİRME ALMAK
Yine bir önceki neden ile ilintili olarak, bilgi kirliliğinin yaratıcısı olan sahte uzmanlardan alınacak destekler ve yönlendirmeler, projenin ilerleme sürecinde yanlış kararlar alınmasına ve yanlış yollara sapılmasına neden olabilmektedir.
Teknoloji temelli projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkenlerden biri, "SAHTE UZMANLARDAN EDİNİLEN GEÇERSİZ BİLGİLER"dir.
NEDEN10: SÜREÇ DEVAM EDERKEN YETERLİ GERİ BİLDİRİM ALMAMAK, ALINAN GERİ BİLDİRİMLERİ DOĞRU ŞEKİLDE DEĞERLENDİREMEMEK
Bir internet projesi geliştirirken, ana uzmanlık alanı ne olursa olsun, sürecin belirli bir noktasında, mutlaka hedef kitlenin görüşlerini almak ve alınacak geri bildirimleri hesaba katarak süreci yönetmek doğru bir yöntemdir, yani birinci öncelik projenizi nihai kullanıcılardan geri bildirim alabilecek bir seviyeye getirmek olmalıdır.
Öyle ya da böyle içeriye belli sayıda beta kullanıcısı alabilmek, proje ekibinin moralinin yükselmesi anlamına geleceği gibi, olumlu ve olumsuz geri bildirimler alınmasını da sağlayacaktır. Beta kullanıcıları içeri alabilecek seviyeye bir türlü gelemiyorsanız, bu durum sürecin uzaması ve moral seviyesinin düşmesi anlamına gelir, bu da projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkendir.
SONUÇ = MORAL + UMUT + İYİ HIRS
Bu yazı kapsamında kısa notlar halinde değinilen 10 başlık, teknoloji projelerinin yarıda kalmasında rol oynayan farklı nedenlerdir. Bu nedenleri kulağımıza küpe yapmakla birlikte, sonuca ulaşanlarda gözlemlenen 3 önemli kriter ise; morali yüksek tutma becerisi, buna bağlı olarak umut etme ve umutlarını çevreye yayma yeteneneği, ve saplantı seviyesinde olmayan, iyi huylu hırsa sahip olmalarıdır.
Eminim Shawshank Redemption (Türkçe'ye Esaretin Bedeli olarak çevrilmiştir) isimli filmi çoğunuz izlemişsinizdir, filmin can alıcı sahnelerinden birinde Andy Dufresne'in dediği gibi; "Hope is a good thing, maybe the best of things, and no good thing ever dies" (Umut iyi bir şeydir, belki de iyisi, ve iyi şeyler asla ölmez)
Bu aşamalardan geçerken, düzenli olarak gözlem yapma, internet ve teknoloji odaklı projelerin, neden yarıda kaldıklarına dair tespitlerde bulunma şansım oldu, zaman içerisinde tespitlerimi notlar haline getirdim. Bu notlar oldukça kapsamlı ve her birisi üzerinde belki bir veya iki günlük eğitimler yapılması gerekir, bununla birlikte, aşağıda sadece ana başlıklar ve kısa notlar halinde özetlenmesi, süreçlerin yarıda kalma nedenleriyle ilgili ipuçları verecektir.
Her bir başlığı büyük ve çok kalın harflerle not ediyorum, başlıkların altındaysa kısa açıklamalar var, önerim bu 10 maddeyi basmanız, ve ofisinizde veya evinizdeki mantar panonuza iliştirmeniz, sakın bilgisayarınızda veya tabletinizde not olarak kalmalarına izin vermeyin, çünkü diğer uyaranlar arasında yok olup giderler, siz en iyisi eski sistem bir mantar pano edinin ve bu başlıkları gözünüzün önünden ayırmayın.
NEDEN1: PROJE PLANLAMASINDA YAPILAN İŞ GÜCÜ VE BÜTÇE HATALARI
Yapılan en yaygın yanlış, sadece proje fikrinin yeterli olduğuna inanmak ve işin başlangıç aşamasında, planlama ve döküman oluşturma sürecine yeterli zamanı ayırmamaktır.
Yarıda kalan tüm IT ve Internet temelli projelerde bu hata bir şekilde yapılmıştır, oysaki proje planının oluşturulması, ve kağıda dökülmesi ileriye dönük olarak projenize duyduğunuz saygının bir ispatıdır, sizin saygı duymadığınız bir projeye başkalarının saygı duymasını bekleyemezsiniz.
Öncelikle ileride size gelir getirmesini beklediğiniz projenizi kağıda dökmelisiniz, en az 2 haftanızı kağıda dökme sürecine ayırınız, bu sürecin sonunda elinizde yazılı bir dosyanız olursa, iş disiplininizi sağlamanızda uzun vadede size faydalı olacaktır, projenizi hayata geçirmeye başladığınızda, sürekli geriye dönüş yaparak, proje dosyanızı kontrol edebilir, hangi aşamada ne yapmayı planladığınızı hatırlayabilir, revizyonlar yapabilirsiniz.
Ayrıca bütçelendirme yaparken, proje içerisinde kimin ne kadar süre çalışacağını ve kendiniz dahil bu çalışanların proje geliştirme sürecinde geçimlerinin nasıl sağlanacağını da dökümante etmek oldukça faydalıdır. Eğer çok şanslı değilseniz, siz işe başlamadan ve bir aşamaya gelmeden, melek yatırımcı olarak tabir edilen bir oluşumdan para bulma şansınız olmayacağını, ve sürecin ilk başlarında yalnız olduğunuzu bilip, en yaygın hataya düşmeyerek proje planlama ve bütçelendirmeye zaman ayırın.
NEDEN2: SABIR EKSİKLİĞİ, ÇABUK ORTAYA ÇIKMA VE ÇABUK PARA KAZANMA HIRSI
Internet ve Teknoloji projelerinin her zaman piyasada bir albenisi vardır, bir çok teknoloji zengini, servetlerini yoktan varetmişlerdir, 20li yaşlarında teknolojik bir ürün veya servis geliştirerek, patronluk mertebesine taşınmış gençlerin hikayeleri medyada sıkça yer bulur.
İşte bu hikayeler, web ve teknoloji projelerinin yarıda kalmasına neden olan ikinci yaygın hatayı oluştururlar; SABIR EKSİKLİĞİ. Sebat etmek önemli bir erdemdir, ve hayatın her alanında gerekli olduğu gibi, konu bir teknoloji yatırımı olduğunda fazlasıyla elzemdir.
Bir fikir ortaya atıp, bu fikri gerçeğe dönüştürerek, hızlı bir şekilde zengin olmak ve ekonomik refaha kavuşmak, konumuz internet ve sosyal medya projeleri bile olsa gerçekçi değildir, bu nedenle, projenizin yarıda kalmasını istemiyorsanız, kendinize, sabrınızı geliştirme yönünde telkinlerde bulunmaya şimdiden başlayın.
NEDEN3: EKİP YÖNETİMİ VE EKİP SİNERJİSİ OLUŞTURMADA YAPILAN HATALAR
Internet, sosyal medya, yazılım ve benzeri bir teknoloji projesi ekip işidir, bireysel çabalarla ancak bir noktaya gelebilirsiniz, ekip tanımlamam gözünüzü korkutmasın, ekipten kasıt başlangıç aşamasında yüzlerce kişinin bir araya gelmesi değildir, iki üç kişilik ekip kurguları da ekip üyeleri arasında SİNERJİ ve DOĞRU EKİP YÖNETİMİ varsa işe yarayacaktır.
Ekip üyelerinin arasında doğru bir iş bölümü, ve yardımlaşma yoksa, bu durumda projenin yarıda kalması kaçınılmazdır.
NEDEN4: ORTAKLARDAN EN AZ BİRİNDE TEKNİK BİLGİ OLMAMASI, ÜRETİM SÜRECİNDE TÜMDEN DIŞARI BAĞIMLILIK
Üçüncü nedenle bağlantılı olan bir başka projelerin yarıda kalma nedeniyse; tüm ortakların geliştirilecek olan projenin teknik boyutu hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. "TEKNOLOJİK BİLGİ EKSİKLİĞİ" projenin geliştirilmesi sürecinde ve sonrasında dışarı bağımlılık anlamına gelir, dış kaynak kullanımında yaşanacak her türlü anlaşmazlık, projenin yarıda kamasına sebep olacaktır.
Ortaklar arasındaki sinerji ve yeter düzeyde proje geliştirme, teknolojik bilgiye sahip olunması, dış kaynak kullanımı veya eleman sorunlarında projeye bilfiil giriş yapmalarına ve yarıda kalmasına engel olmalarına olanak verir.
Yatırımcıların da proje değerlendirme sürecinde girişimcilerin teknolojik bilgilerine değer vermelerinin başlıca nedeni budur.
NEDEN5: KİŞİSEL ZEVKLER, TAKINTILAR SONUCU ÜRETİM SÜRELERİNİN UZAMASI
Konu web temelli bir projeyse, bu durumda ister istemez kişisel zevkler proje geliştirme sürecinin bir parçası olacaktır, nihai kullanıcının karşısına çıkacak olan arayüz kısmı, yoruma açık bir konudur, ortakların görsellikle ilgili olarak kendi zevklerini ön plana çıkartmaları, ve arayüzün hem "GÖRSEL TASARIM" kısmında hem de "GÖRSEL KODLAMA" kısmında belli bölümleri saplantı haline getirmeleri, üretim sürelerinin uzamasına ve çoğunlukla projenin yarıda kalmasına neden olacaktır.
NEDEN6: ÇOK BAŞLILIK, KARAR MEKANİZMASINDA FAZLA SES ÇIKMASI NEDENİYLE, NİHAİ KARARLARIN VERİLEMEMESİ
Çok başlılık, ve karar mekanizmasında yaşanabilecek tıkanmalar, beşinci nedenimizle yakınlık içermektedir, projenin ilerlemesi aşamalarında, farklı disiplinlerde kritik kararların alınması gerekecek, bu kararların alınmasında "ÇOK BAŞLILIK" ve buna bağlı olarak "UZLAŞMAZLIKLAR" yaşanması durumunda, nihai kararların alınmasında gecikmeler yaşanabilecektir. En kötü kararın bile kararsızlıktan ve harekete geçememekten daha iyi olduğunu akıldan çıkartmamak, ve birden fazla plana sahip olarak süreci yönetmek işin yarıda kalmasına engeldir.
NEDEN7: SÜREÇ İÇERİSİNDE KARŞILAŞILAN ENGELLERDE ÇABUK PES EDİLMESİ, ÇÖZÜM YERİNE PROBLEME ODAKLANMAK
Teknoloji projeleri, engebeli bir yola benzer, hem çokça viraj içerir hem de yol üstünde bir çok engelle karşılaşırsınız. Bu engeller karşısındaki duruşunuz projenizi yarıda bırakıp bırakmayacağınızı belirler. "PROBLEME ODAKLANMAK" yerine, bu problemin çözümüne ve problemi bertaraf etmenizi sağlayacak alternatif yollara odaklanırsanız, bu durumda engelleri aşma ve bitiş çizgisine ulaşma şansınız artacaktır.
NEDEN8: KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE KARARLAR ALMAK, İŞİ BASİTE İNDİRGEMEK
Internet'in sonsuz faydaları saymakla bitmez, bununla birlikte, internet ve sosyal medyanın neden olduğu bir handikapı göz ardı edemeyiz, bu handikap "BİLGİ KİRLİLİĞİ"dir.
Kolayca ulaşılabilen, ve kalitesi tanımlanamayan bilgiler arasında doğru ve geçerli bilgiye ulaşmak güçleşmektedir, geçerliliği tanımlanamayan bilgilere bu kadar kolay erişilebilmesi, teknoloji projelerinde işin basite indirgenmesine, ve kulaktan dolma bilgilerle kararların alınmasına neden olmaktadır. Proje geliştirme sürecinde kalitesiz enformasyonla alınacak kararlar, projelerin yarıda kalmasına neden olabilmektedir.
NEDEN9: GERÇEK UZMANLAR YERİNE SAHTE UZMANLARDAN YÖNLENDİRME ALMAK
Yine bir önceki neden ile ilintili olarak, bilgi kirliliğinin yaratıcısı olan sahte uzmanlardan alınacak destekler ve yönlendirmeler, projenin ilerleme sürecinde yanlış kararlar alınmasına ve yanlış yollara sapılmasına neden olabilmektedir.
Teknoloji temelli projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkenlerden biri, "SAHTE UZMANLARDAN EDİNİLEN GEÇERSİZ BİLGİLER"dir.
NEDEN10: SÜREÇ DEVAM EDERKEN YETERLİ GERİ BİLDİRİM ALMAMAK, ALINAN GERİ BİLDİRİMLERİ DOĞRU ŞEKİLDE DEĞERLENDİREMEMEK
Bir internet projesi geliştirirken, ana uzmanlık alanı ne olursa olsun, sürecin belirli bir noktasında, mutlaka hedef kitlenin görüşlerini almak ve alınacak geri bildirimleri hesaba katarak süreci yönetmek doğru bir yöntemdir, yani birinci öncelik projenizi nihai kullanıcılardan geri bildirim alabilecek bir seviyeye getirmek olmalıdır.
Öyle ya da böyle içeriye belli sayıda beta kullanıcısı alabilmek, proje ekibinin moralinin yükselmesi anlamına geleceği gibi, olumlu ve olumsuz geri bildirimler alınmasını da sağlayacaktır. Beta kullanıcıları içeri alabilecek seviyeye bir türlü gelemiyorsanız, bu durum sürecin uzaması ve moral seviyesinin düşmesi anlamına gelir, bu da projelerin yarıda kalmasındaki en önemli etkendir.
SONUÇ = MORAL + UMUT + İYİ HIRS
Bu yazı kapsamında kısa notlar halinde değinilen 10 başlık, teknoloji projelerinin yarıda kalmasında rol oynayan farklı nedenlerdir. Bu nedenleri kulağımıza küpe yapmakla birlikte, sonuca ulaşanlarda gözlemlenen 3 önemli kriter ise; morali yüksek tutma becerisi, buna bağlı olarak umut etme ve umutlarını çevreye yayma yeteneneği, ve saplantı seviyesinde olmayan, iyi huylu hırsa sahip olmalarıdır.
Eminim Shawshank Redemption (Türkçe'ye Esaretin Bedeli olarak çevrilmiştir) isimli filmi çoğunuz izlemişsinizdir, filmin can alıcı sahnelerinden birinde Andy Dufresne'in dediği gibi; "Hope is a good thing, maybe the best of things, and no good thing ever dies" (Umut iyi bir şeydir, belki de iyisi, ve iyi şeyler asla ölmez)
15 Nisan 2013 Pazartesi
3 Bacaklı Bir Masa = E-ticaret'te Başarı
Geçtiğimiz yıl bu sayfalarda, 2012'nin 2. yarısında ve 2013'te e-ticaret pazarında bir kısım yaprak dökümlerinin yaşanabileceğine dair bazı öngörüler yayınlanmıştı, bu öngörüleri gerçek yaşam deneyimlerine dayanarak aktarmaya ve rakamsal veriler de sunmaya çalışmıştım.
2013'ün ilk 3 ayını geride bırakırken, sadece e-ticaret pazarında değil, tüm elektronik ortamlarda bir kısım iş modellerinin doyma noktasına doğru ilerlediğini görmek mümkün. Bunun nedenlerinden birisi piyasalardaki tedirgin hava, bir diğer neden ise, dijital dünyanın, sosyal ağın, normalden en az 2 kat hızlı tüketme kültüründen kaynaklanıyor.
Bu çok kısa girişten sonra, ana konumuza dönecek olursak; e-ticaret'te başarının neden 3 bacaklı bir masa olduğunu aşağıda yer alan "e-ticaret"te başarı modeli şeması üzerinden açıklamak isterim, aslına bakarsanız, bu şema çok basit görünse de, karmaşık formüller ve devasa sunumlardan çok daha geçerli. Bu üç bacak baştan itibaren iyi düşünülmezse, ve kurulan bu dengeli masanın üzerine operasyon doğru bir şekilde yerleştirilmezse, masa dengede duramıyor, ve masanın üstünde yer alan operasyon hızlı bir şekilde yere düşerek tuzla buz oluyor.
Öncelikle masanın birinci bacağından başlayalım, işinin ehli ve dijital dünya deneyimli bir altyapı sağlayıcısı, hem kısa vadede hem de uzun vadede e-ticaret'te başarının olmazsa olmazlarından. Aynı grubun tasarımsal anlamda da yeterli olması çok önemli. Yani işin başlangıç aşamasından itibaren, kullanıcı deneyimlerinin olabilecek en iyi seviyede kurgulanmasını sağlayacak bir arayüz geliştiricinin elinden çıkması gerekiyor. Burada kastedilen, doğru ve güvenilir bir ajansın mümkünse projeye partner olarak dahil olması. Ortaklık yapısı içerisinde böyle bir partner kurum veya ekip yoksa, bu durumda servislerin doğru bir şekilde outsource alınması, fakat bu servisler outsource edilirken de ilerleyen safhalarda teknik yönden desteğe ihtiyaç duyulacağının unutulmaması gerekiyor.
İkinci bacak; ürün / tedarik sağlayıcısı, e-ticaret'e henüz giriş aşamasındayken ürün tedarik konusunun ciddi anlamda düşünülmüş ve karara bağlanmış olması gerekiyor, piyasada farklı iş modelleri mevcut, fakat ciddi bütçelere sahip büyük oluşumlar dışındakiler için, dikey portal olarak yola çıkmak önem kazanıyor, ortaklık yapısındaki bir kurum veya ekibin e-ticaret projenizde en uygun koşullarda ürün tedariğini sağlıyor olması gerekmekte. Özellikle bilinçli tüketici kitlesine hitab edeceğiniz düşünülürse, ya diğerlerinde olmayan ürünlere sahip olmalısınız, veya piyasaya göre en iyi fiyattan ürün sunma yetisine sahip olmalısınız, piyasada isim yapana ve güven oluşturana kadar, kar marjlarınızdan da feragat etmeniz gerektiğini unutmayarak, masanın 2. bacağını da işin henüz başında 2-3 yıllık projeksiyonunuz kapsamında değerlendirmenizi şiddetle öneririm.
Üçüncü bacak; reklam ve trafik sağlayıcısıdır. Beta testlerinizi bitirir bitirmez, yeterli miktarda trafikle, e-ticaret projenizi beslemeniz gerekecektir, bu nedenle, masanın 3. bacağını, yani trafiği nasıl sağlayacağınızı da kurulum aşamasında düşünmenizde fayda var, ortaklık yapınıza bir reklam network'ü, veya imkanlarınız ve bağlantılarınız varsa bir medya kuruluşu çekme çabası, yolunuzun aydınlanmasına olanak tanıyacaktır. Unutmayınız işlek bir caddede bir dükkan açmıyorsunuz, evet dükkan masrafınız belki yok, fakat bu kez de reklam bütçelerini baştan belirlemiş olmanız ve en az bir yıllık projeksiyonunuza dahil etmeniz gerekiyor, çünkü e-ticaret projeniz süresince trafik kaynakları sizin için hayati önem taşıyacaktır.
Masanın 3 bacağını da sağlam ve dengeli bir ortaklık yapısıyla kurduktan sonra düşünülmesi gereken masanın üst kısmı, yani operasyon.
Operasyonel yapınızın da bu çok sağlam 3 temel bacak üzerine inşa edilmesi başarı formülünün son halkasıdır, operasyonel yapının temelindeyse, satış sonrası müşteri destek aktiviteleri, kargo ve ürün iade operasyonunuz ve finans muhasebe faaliyetlerinin koordinasyonunun yer alacağını söyleyebiliriz.
Bu yazıda açıklanan modelin, e-ticaret ile ilgilenenlere yardımcı olacağını umuyorum.
2013'ün ilk 3 ayını geride bırakırken, sadece e-ticaret pazarında değil, tüm elektronik ortamlarda bir kısım iş modellerinin doyma noktasına doğru ilerlediğini görmek mümkün. Bunun nedenlerinden birisi piyasalardaki tedirgin hava, bir diğer neden ise, dijital dünyanın, sosyal ağın, normalden en az 2 kat hızlı tüketme kültüründen kaynaklanıyor.
Bu çok kısa girişten sonra, ana konumuza dönecek olursak; e-ticaret'te başarının neden 3 bacaklı bir masa olduğunu aşağıda yer alan "e-ticaret"te başarı modeli şeması üzerinden açıklamak isterim, aslına bakarsanız, bu şema çok basit görünse de, karmaşık formüller ve devasa sunumlardan çok daha geçerli. Bu üç bacak baştan itibaren iyi düşünülmezse, ve kurulan bu dengeli masanın üzerine operasyon doğru bir şekilde yerleştirilmezse, masa dengede duramıyor, ve masanın üstünde yer alan operasyon hızlı bir şekilde yere düşerek tuzla buz oluyor.
Öncelikle masanın birinci bacağından başlayalım, işinin ehli ve dijital dünya deneyimli bir altyapı sağlayıcısı, hem kısa vadede hem de uzun vadede e-ticaret'te başarının olmazsa olmazlarından. Aynı grubun tasarımsal anlamda da yeterli olması çok önemli. Yani işin başlangıç aşamasından itibaren, kullanıcı deneyimlerinin olabilecek en iyi seviyede kurgulanmasını sağlayacak bir arayüz geliştiricinin elinden çıkması gerekiyor. Burada kastedilen, doğru ve güvenilir bir ajansın mümkünse projeye partner olarak dahil olması. Ortaklık yapısı içerisinde böyle bir partner kurum veya ekip yoksa, bu durumda servislerin doğru bir şekilde outsource alınması, fakat bu servisler outsource edilirken de ilerleyen safhalarda teknik yönden desteğe ihtiyaç duyulacağının unutulmaması gerekiyor.
İkinci bacak; ürün / tedarik sağlayıcısı, e-ticaret'e henüz giriş aşamasındayken ürün tedarik konusunun ciddi anlamda düşünülmüş ve karara bağlanmış olması gerekiyor, piyasada farklı iş modelleri mevcut, fakat ciddi bütçelere sahip büyük oluşumlar dışındakiler için, dikey portal olarak yola çıkmak önem kazanıyor, ortaklık yapısındaki bir kurum veya ekibin e-ticaret projenizde en uygun koşullarda ürün tedariğini sağlıyor olması gerekmekte. Özellikle bilinçli tüketici kitlesine hitab edeceğiniz düşünülürse, ya diğerlerinde olmayan ürünlere sahip olmalısınız, veya piyasaya göre en iyi fiyattan ürün sunma yetisine sahip olmalısınız, piyasada isim yapana ve güven oluşturana kadar, kar marjlarınızdan da feragat etmeniz gerektiğini unutmayarak, masanın 2. bacağını da işin henüz başında 2-3 yıllık projeksiyonunuz kapsamında değerlendirmenizi şiddetle öneririm.
Üçüncü bacak; reklam ve trafik sağlayıcısıdır. Beta testlerinizi bitirir bitirmez, yeterli miktarda trafikle, e-ticaret projenizi beslemeniz gerekecektir, bu nedenle, masanın 3. bacağını, yani trafiği nasıl sağlayacağınızı da kurulum aşamasında düşünmenizde fayda var, ortaklık yapınıza bir reklam network'ü, veya imkanlarınız ve bağlantılarınız varsa bir medya kuruluşu çekme çabası, yolunuzun aydınlanmasına olanak tanıyacaktır. Unutmayınız işlek bir caddede bir dükkan açmıyorsunuz, evet dükkan masrafınız belki yok, fakat bu kez de reklam bütçelerini baştan belirlemiş olmanız ve en az bir yıllık projeksiyonunuza dahil etmeniz gerekiyor, çünkü e-ticaret projeniz süresince trafik kaynakları sizin için hayati önem taşıyacaktır.
Masanın 3 bacağını da sağlam ve dengeli bir ortaklık yapısıyla kurduktan sonra düşünülmesi gereken masanın üst kısmı, yani operasyon.
Operasyonel yapınızın da bu çok sağlam 3 temel bacak üzerine inşa edilmesi başarı formülünün son halkasıdır, operasyonel yapının temelindeyse, satış sonrası müşteri destek aktiviteleri, kargo ve ürün iade operasyonunuz ve finans muhasebe faaliyetlerinin koordinasyonunun yer alacağını söyleyebiliriz.
Bu yazıda açıklanan modelin, e-ticaret ile ilgilenenlere yardımcı olacağını umuyorum.
Etiketler:
e-commerce,
e-ticaret,
e-ticaret başarısı,
e-ticaret modeli,
elektronik ticaret,
eticaret başarısı,
eticaret formülü,
eticarette başarı,
online satış girişimleri
12 Şubat 2013 Salı
Parayla Alınabilecek Objeler Arttı, Peki Ne Oldu?
Son 10 yıl içerisinde parayla satın alınabilecek objeler ve suni mutluluk kaynakları katlanarak çoğalıyor. Sürekli yeni teknolojiler ve objelerden kurulu bir dünya düzeni etrafımızı sarıyor.
Tüketim sanırım hiç bu kadar fazla uyarana sahip olmamıştır, paranın satın alabileceği objeler evreni büyüyüp geliştikçe, paraya olan tutkumuz da aynı oranda büyüyor ve gelişiyor.
Şöyle düşünün 5 birimlik bir gelire sahipsiniz, anne ve babalarınızın geliri 2 birimdi, yaklaşık 3 kat geliriniz var, bu sizce refah düzeyinizde artış anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır, çünkü anne ve babalarınızın kazandığı 2 birimin 1-1,5 birimine objeler evreni talipken, size sunulan objeler evreni onlara sunulandan kat ve kat daha geniş, üstelik objelerinizi belirli bir periyotta güncellemez ve üst modellere geçiş yapmazsanız, çevreniz tarafından dışlanma riskine de sahipsiniz, yani objeler sadece birer araç değil, statü sembolü. Kısacası objeler evrenindeki yerinizi koruyabilmeniz için sizin 5 birime değil 10 birime ihtiyacınız var, gelecekte bu ihtiyacınız 20 birime çıkacak, peki ya geliriniz?
Aslına bakarsanız, bu durum yeni değil, her zaman böyleydi, 60larda da, 70lerde de, 80lerde de, o yıllarda, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, kullanılan arabalar ve benzerleri için de sadece araç değil statü sembolü olma vasfı geçerliydi, fakat en azından bu saydıklarımız bir amaca hizmet eden, gerçekten hayatı kolaylaştıran, insana sunulan lütuflar olarak lanse edilmeye müsait. Mobil ve sanal eşyalar düzenine gelince, tabiki bir çok hayatı kolaylaştırıcı özelliği bünyelerinde barındırıyorlar, bununla birlikte statüsel güncelleme anlamında sömürülmeye çok açıklar, yıl bazında mobil cihazların sonuna eklenen tek bir harf veya sayı, bir üst model anlamına gelebiliyor, ve bir önceki model ile aralarında tanımlanabilir net bir fayda bulunmasa bile, tüketiciye göz kamaştırıcı biçimde lanse edilme şansları var.
Bu durum ekonominin mevcut akışı için elzem, sisteme çomak sokulması bir anda kırılgan ekonominin alaşağı olmasına neden olabilir, nedenine gelince, objeler orta-üst düzey olarak görülen ekonomik coğrafyalarda tüketiciye servis ediliyor, üretim süreçleriyse, alt düzey ekonomik coğrafyalara kaydırılıyor, buradaki üretimden kastedilen, fiziki reel üretimdir, pazarlama odaklı beyin işçileriyse orta-üst düzey ekonomilerde plazalarda konuşlanıyor. Ve bu beyin işçileri kazandıklarını objeler evreninde harcamaya mecbur bırakılıyor, isteyerek ve bilinçli olarak yaptıklarını düşündükleri tüketimi aslında tamamen bilinç dışı gerçekleşiyor, dönen çarkın içerisinde ve istem dışı olarak tüketiyorlar, adlarına da kısaca beyaz yakalılar deniyor.
Şimdi düşünün, beyaz yakalılar tüketimi kestiler, ve obje modellerini yenilemiyorlar, farklı dünya mutfaklarını denemekten, lüks restoranlarda saatler geçirmekten, ekstrem sporlarla ilgilenmekten vazgeçtiler, onun yerine daha sade ve mütevazi bir yaşam düzenini benimsemeye karar verdiler, ekonomi nasıl bir hal alırdı? Zincirleme bir etkiyle önce orta-üst ekonomilerde tüketimdeki düşüş, dalga dalga yayılarak, işsizlik oranlarının artmasına neden olmaz mıydı? Alt düzey ekonomik coğrafyalar ise talepteki bu daralmanın etkisiyle, çok daha kötüye gitmez miydi?
Her aklı selim bu soruların cevaplarının evet olduğunu bilir, yani kısa vadede elden hiç bir şey gelmez, bununla birlikte belki uzun vadeyi kurtarabiliriz, objelere tapan, ve objelerin hegemonyasında yaşayan yeni nesiller yetiştirmek yerine, bilgiye, kendini geliştirmeye, adanmışlığa, takımdaşlığa ve kardeşliğe önem veren nesiller yetiştirme çabası çok mu umutsuz bir çaba olurdu?
Maalesef bugün değil, yarın da değil, fakat belki bir gün. Bizim de görebileceğimiz, yakın gelecekteki bir günde neden olmasın? Umut devam ettiği sürece, hiç bir şey için geç değildir.
Tüketim sanırım hiç bu kadar fazla uyarana sahip olmamıştır, paranın satın alabileceği objeler evreni büyüyüp geliştikçe, paraya olan tutkumuz da aynı oranda büyüyor ve gelişiyor.
Şöyle düşünün 5 birimlik bir gelire sahipsiniz, anne ve babalarınızın geliri 2 birimdi, yaklaşık 3 kat geliriniz var, bu sizce refah düzeyinizde artış anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır, çünkü anne ve babalarınızın kazandığı 2 birimin 1-1,5 birimine objeler evreni talipken, size sunulan objeler evreni onlara sunulandan kat ve kat daha geniş, üstelik objelerinizi belirli bir periyotta güncellemez ve üst modellere geçiş yapmazsanız, çevreniz tarafından dışlanma riskine de sahipsiniz, yani objeler sadece birer araç değil, statü sembolü. Kısacası objeler evrenindeki yerinizi koruyabilmeniz için sizin 5 birime değil 10 birime ihtiyacınız var, gelecekte bu ihtiyacınız 20 birime çıkacak, peki ya geliriniz?
Aslına bakarsanız, bu durum yeni değil, her zaman böyleydi, 60larda da, 70lerde de, 80lerde de, o yıllarda, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, kullanılan arabalar ve benzerleri için de sadece araç değil statü sembolü olma vasfı geçerliydi, fakat en azından bu saydıklarımız bir amaca hizmet eden, gerçekten hayatı kolaylaştıran, insana sunulan lütuflar olarak lanse edilmeye müsait. Mobil ve sanal eşyalar düzenine gelince, tabiki bir çok hayatı kolaylaştırıcı özelliği bünyelerinde barındırıyorlar, bununla birlikte statüsel güncelleme anlamında sömürülmeye çok açıklar, yıl bazında mobil cihazların sonuna eklenen tek bir harf veya sayı, bir üst model anlamına gelebiliyor, ve bir önceki model ile aralarında tanımlanabilir net bir fayda bulunmasa bile, tüketiciye göz kamaştırıcı biçimde lanse edilme şansları var.
Bu durum ekonominin mevcut akışı için elzem, sisteme çomak sokulması bir anda kırılgan ekonominin alaşağı olmasına neden olabilir, nedenine gelince, objeler orta-üst düzey olarak görülen ekonomik coğrafyalarda tüketiciye servis ediliyor, üretim süreçleriyse, alt düzey ekonomik coğrafyalara kaydırılıyor, buradaki üretimden kastedilen, fiziki reel üretimdir, pazarlama odaklı beyin işçileriyse orta-üst düzey ekonomilerde plazalarda konuşlanıyor. Ve bu beyin işçileri kazandıklarını objeler evreninde harcamaya mecbur bırakılıyor, isteyerek ve bilinçli olarak yaptıklarını düşündükleri tüketimi aslında tamamen bilinç dışı gerçekleşiyor, dönen çarkın içerisinde ve istem dışı olarak tüketiyorlar, adlarına da kısaca beyaz yakalılar deniyor.
Şimdi düşünün, beyaz yakalılar tüketimi kestiler, ve obje modellerini yenilemiyorlar, farklı dünya mutfaklarını denemekten, lüks restoranlarda saatler geçirmekten, ekstrem sporlarla ilgilenmekten vazgeçtiler, onun yerine daha sade ve mütevazi bir yaşam düzenini benimsemeye karar verdiler, ekonomi nasıl bir hal alırdı? Zincirleme bir etkiyle önce orta-üst ekonomilerde tüketimdeki düşüş, dalga dalga yayılarak, işsizlik oranlarının artmasına neden olmaz mıydı? Alt düzey ekonomik coğrafyalar ise talepteki bu daralmanın etkisiyle, çok daha kötüye gitmez miydi?
Her aklı selim bu soruların cevaplarının evet olduğunu bilir, yani kısa vadede elden hiç bir şey gelmez, bununla birlikte belki uzun vadeyi kurtarabiliriz, objelere tapan, ve objelerin hegemonyasında yaşayan yeni nesiller yetiştirmek yerine, bilgiye, kendini geliştirmeye, adanmışlığa, takımdaşlığa ve kardeşliğe önem veren nesiller yetiştirme çabası çok mu umutsuz bir çaba olurdu?
Maalesef bugün değil, yarın da değil, fakat belki bir gün. Bizim de görebileceğimiz, yakın gelecekteki bir günde neden olmasın? Umut devam ettiği sürece, hiç bir şey için geç değildir.
23 Ocak 2013 Çarşamba
Hedef Kitlesini Dinlemeyen Ölüme Mahkumdur
Yeni ekonomik yapılanma, tüketicilerin sınırsız seçme özgürlüklerine kavuşmasını sağladı, internet ortamında bir kaç tıklamayla farklı ürün gruplarını karşılaştırmak, tüketici yorumlarını takip etmek mümkün.
Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak, ürün geliştirme ve ARGE aşamasındaki firmaların iş yapış şekillerini yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Konuyu biraz daha açarak farklı vakalarla örneklemenin anlatımı kolaylaştıracağına inanıyorum. Bu amaçla yazının devamında, ProjePark olarak yaşadığımız bazı kötü geçmiş deneyimlerimizden örnekler vermeye çalışacağım, bu sayede yola yeni çıkacaklara bir nebze de olsa faydamız olacağına inanıyorum.
Kötü geçmiş deneyimlerimizin hepsi de bize değer katan vakalar olmuşlardır, hiç bir deneyimimize geriye dönüp bakarak hayıflanmıyoruz, zaman kaybı olarak görmüyoruz, aksine, yaşanan kötü deneyimlerin bizler için paha biçilmez eğitimler niteliğinde olduğuna inanıyoruz. Geçmiş deneyimlerimizin bize öğrettiği derslerden bir tanesi ARGE ve ürün geliştirme safhalarında ne yapıp edip potansiyel alıcıların da işin içine dahil edilmesi gerektiği yönünde oldu, hatta proje havunuzda yer alan tüm fikirler içerisinden gerçek anlamda potansiyel müşteriyi işin içine dahil edebileceğiniz projeyi seçip, çok kıymetli vaktinizi de bu projeye kanalize etmenizi önereceğim.
Bizim geçmişte gerçekleştirdiğimiz en önemli hata, ekibimiz içerisinde kendi görüşlerimizin son kullanıcı görüşleriyle örtüşeceğini düşünerek, büyük toplantı masalarında kendi isteklerimiz, şahsi egolarımızla projeler geliştirmemiz olmuştur, yapılan bu tarz ürün geliştirme toplantıları tabi ki fazlasıyla önemli olmakla birlikte, üzülerek söylemek isterim ki bu şekilde gerçekleştirdiğimiz hiç bir projemizde başarıyı yakalamamız mümkün olmamıştır, ürün geliştirme ve ARGE safhalarında üretim ekibinizle yapacağınız toplantıları literatürde "status meeting" olarak adlandırılan belli süresi ve net planı olan toplantılar şeklinde gerçekleştirmeniz, herkesin ARGE kapsamında birbirinden haberdar olması ve daha etkin sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Özellikle sınırlı kaynaklara sahip bir startup'sanız bundan daha farklısı da zaten düşünülemez, çünkü hem maddi kaynaklar hem de insan kaynağınız sınırlı olacağından sizin en değerli sermayeniz zamandır, ve maalesef günümüz tüketim toplumu, hız ve zamana karşı yarış üzerine kurulmuştur, kaybedilen zamanlar ileride başınızı ağrıtacaktır, bizimkisini çokça ağrıtmıştır.
Bir diğer önemli hatamız ise satış rakamlarında sürekli olarak optimist senaryolar kurgulamamız ve planlarımızı da buna bağlı olarak gerçekleştirmemizdir, oysaki yapılması gereken, görünmeyen giderler kalemini her zaman yüksek tutmak, buna karşılık sıfıra yakın gelir elde edileceğini varsayarak en az bir yıllık projeksiyon çıkartmaktır. Bu durumu çözmenin de yegane yolu potansiyel alıcıları işin içine dahil etmekten geçer, gerçek anlamda potansiyel alıcınıza fayda sağlayacak bir servis yakaladığınıza inanıyorsanız, potansiyel alıcılarınız sizi üretim sürecinde de ciddi anlamda destekleyecekler, ve gelirler kaleminizin yerli yerine oturması sürecinin kısalmasına olanak tanıyacaklardır.
Bu yazı kapsamında anlatılmış olanların, tecrübeyle sabit olduğunu bir kez daha belirterek, faydalı olması dileğiyle, çabalarınızda başarılar diliyorum.
Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak, ürün geliştirme ve ARGE aşamasındaki firmaların iş yapış şekillerini yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Konuyu biraz daha açarak farklı vakalarla örneklemenin anlatımı kolaylaştıracağına inanıyorum. Bu amaçla yazının devamında, ProjePark olarak yaşadığımız bazı kötü geçmiş deneyimlerimizden örnekler vermeye çalışacağım, bu sayede yola yeni çıkacaklara bir nebze de olsa faydamız olacağına inanıyorum.
Kötü geçmiş deneyimlerimizin hepsi de bize değer katan vakalar olmuşlardır, hiç bir deneyimimize geriye dönüp bakarak hayıflanmıyoruz, zaman kaybı olarak görmüyoruz, aksine, yaşanan kötü deneyimlerin bizler için paha biçilmez eğitimler niteliğinde olduğuna inanıyoruz. Geçmiş deneyimlerimizin bize öğrettiği derslerden bir tanesi ARGE ve ürün geliştirme safhalarında ne yapıp edip potansiyel alıcıların da işin içine dahil edilmesi gerektiği yönünde oldu, hatta proje havunuzda yer alan tüm fikirler içerisinden gerçek anlamda potansiyel müşteriyi işin içine dahil edebileceğiniz projeyi seçip, çok kıymetli vaktinizi de bu projeye kanalize etmenizi önereceğim.
Bizim geçmişte gerçekleştirdiğimiz en önemli hata, ekibimiz içerisinde kendi görüşlerimizin son kullanıcı görüşleriyle örtüşeceğini düşünerek, büyük toplantı masalarında kendi isteklerimiz, şahsi egolarımızla projeler geliştirmemiz olmuştur, yapılan bu tarz ürün geliştirme toplantıları tabi ki fazlasıyla önemli olmakla birlikte, üzülerek söylemek isterim ki bu şekilde gerçekleştirdiğimiz hiç bir projemizde başarıyı yakalamamız mümkün olmamıştır, ürün geliştirme ve ARGE safhalarında üretim ekibinizle yapacağınız toplantıları literatürde "status meeting" olarak adlandırılan belli süresi ve net planı olan toplantılar şeklinde gerçekleştirmeniz, herkesin ARGE kapsamında birbirinden haberdar olması ve daha etkin sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Özellikle sınırlı kaynaklara sahip bir startup'sanız bundan daha farklısı da zaten düşünülemez, çünkü hem maddi kaynaklar hem de insan kaynağınız sınırlı olacağından sizin en değerli sermayeniz zamandır, ve maalesef günümüz tüketim toplumu, hız ve zamana karşı yarış üzerine kurulmuştur, kaybedilen zamanlar ileride başınızı ağrıtacaktır, bizimkisini çokça ağrıtmıştır.
Bir diğer önemli hatamız ise satış rakamlarında sürekli olarak optimist senaryolar kurgulamamız ve planlarımızı da buna bağlı olarak gerçekleştirmemizdir, oysaki yapılması gereken, görünmeyen giderler kalemini her zaman yüksek tutmak, buna karşılık sıfıra yakın gelir elde edileceğini varsayarak en az bir yıllık projeksiyon çıkartmaktır. Bu durumu çözmenin de yegane yolu potansiyel alıcıları işin içine dahil etmekten geçer, gerçek anlamda potansiyel alıcınıza fayda sağlayacak bir servis yakaladığınıza inanıyorsanız, potansiyel alıcılarınız sizi üretim sürecinde de ciddi anlamda destekleyecekler, ve gelirler kaleminizin yerli yerine oturması sürecinin kısalmasına olanak tanıyacaklardır.
Bu yazı kapsamında anlatılmış olanların, tecrübeyle sabit olduğunu bir kez daha belirterek, faydalı olması dileğiyle, çabalarınızda başarılar diliyorum.
12 Aralık 2012 Çarşamba
Facebook Halka Arz ve Komplo Teorileri - 2
Uzunca bir süre önce bu sayfalarda, Facebook Halka Arz ve sonrasında yaşanan süreçlerin kısa bir incelemesinı yayınlamıştım. Geçen zamanda ProjePark içerisinde yoğunlaşan işlerim ve yeni ürün lansmanı çalışmalarımız nedeniyle, yazının devamını getiremedim. Yıl sonu itibariyle, yeni bir yoğunluk dalgasına girecek olmamıza rağmen içeriği güncel tutmak adına bloguma geri dönmeye karar verdim.
Facebook halka arz ve sonrasında gelişen süreçlerde yaşananlar, özellikle web/mobil proje fikirleri olan ve fikirlerini hayata geçirmek üzere atılım yapmak isteyen girişimcilerin kendi yol haritalarını oluşturmalarında etkili olacak önemli ipuçları içeriyor.
İlk olarak Facebook'un kurulum sürecindeki amatör ruh, ve kenetlenme, web/mobil ortamda başarılı olmuş tüm projelerde aynen geçerli görünüyor, yani ekip kurgusu, dayanışma, ve belli miktarda geçim kaynaklarına sahip olmak oldukça önemli bir kriter.
Amatör ruh ile şekillenen ve internetin doğasına uygun yenilikçi fikirler, son kullanıcı tarafından kısa sürede kabul görüyor, ve son kullanıcının benimsediği fikirler kısa sürede sosyal medyada yayılarak fenomen haline dönüşebiliyor.
Teknolojiye hakimseniz, eğlenceli bir ekipseniz, çalışma ortamınız sağlıklıysa (asla home officelere güvenmeyin, mutlaka calısma ortamı gerekiyor) ve fikriniz yenilikçiyse bu durumda sürecin ilk fazını atlatmanız ve yatırım kaynaklarına ulaşmanız sizin için sürpriz olmayacaktır. Tabi bu aşamada ekibiniz içerisinde en az 1 kişinin fizibilite kavramına hakim olması, doğru projeksiyonlar yapabilecek seviyede finansal bilgiye sahip olması şart.
Buraya kadar herşey yolunda diyorsanız, yukarıda yazılanların hepsine ve çok daha fazlasına sahip olduğunuza eminseniz bile, biraz durun, soluklanın ve yazının kalan bölümünü de takip edin, asıl ipuçları yazının devamında.
Facebook çok uç bir örnek olsa dahi, özellikle web 2.0 temelli platformlarda başlangıç aşamasında en önemli başarı kriteri, üye sayılarında ve üyelerin yarattıkları içerikteki büyüme ivmesi olarak göze çarpmakta, yaratılan büyüme ivmesi, projeye yatırımcıların çekilmesini kolaylaştırıyor, klasik ticari oluşumlardan farklı olarak, web temelli projelerde yatırımcılar, yatırımı yapacakları dönemde ve takip eden dönemlerdeki soyut değerleri baz alarak, ileride oluşması muhtemel somut değerler için yatırım gerçekleştiriyorlar. Bu durumdaysa klasik ticari yatırımlardan oldukça farklı bir model karşımıza çıkıyor.
Tahmin edebileceğiniz gibi burada bahsi geçen somut değer kavramı çok net, yüksek cirolar, şirket karlılığı ve ticari başarı. Web temelli projelerin tamamında yaşanan en büyük handikap ise, gelir modeli yaklaşımına işin başında yeterince odaklanmamak, nasıl olsa içerisi dolduktan sonra gelir modelini buluruz, mantığında hareket etmek. İşin büyüme trendine sokulmasıyla birlikte, yatırımcıların ilgisini çekmek çok kolay, çünkü girişimcinin eli artık güçlüdür, ileriye yönelik karlılık senaryolarını kurmak kolaydır.
Tüm bu handikapları yaşamamak içinse formül çok basit, işin doğasından, yani amatör ruh ile başlamaktan geri kalmayın, yaptığınız proje buram buram ticaret kokmasın, fakat mutlaka gelir modelinizi de düşünmek için başlangıç aşamasında mesai harcayın, projenin damarlarında gizlenmiş birkaç farklı ve size özgü gelir modeline sahip olmalısınız.
Facebook halka arz ve sonrasında gelişen süreçlerde yaşananlar, özellikle web/mobil proje fikirleri olan ve fikirlerini hayata geçirmek üzere atılım yapmak isteyen girişimcilerin kendi yol haritalarını oluşturmalarında etkili olacak önemli ipuçları içeriyor.
İlk olarak Facebook'un kurulum sürecindeki amatör ruh, ve kenetlenme, web/mobil ortamda başarılı olmuş tüm projelerde aynen geçerli görünüyor, yani ekip kurgusu, dayanışma, ve belli miktarda geçim kaynaklarına sahip olmak oldukça önemli bir kriter.
Amatör ruh ile şekillenen ve internetin doğasına uygun yenilikçi fikirler, son kullanıcı tarafından kısa sürede kabul görüyor, ve son kullanıcının benimsediği fikirler kısa sürede sosyal medyada yayılarak fenomen haline dönüşebiliyor.
Teknolojiye hakimseniz, eğlenceli bir ekipseniz, çalışma ortamınız sağlıklıysa (asla home officelere güvenmeyin, mutlaka calısma ortamı gerekiyor) ve fikriniz yenilikçiyse bu durumda sürecin ilk fazını atlatmanız ve yatırım kaynaklarına ulaşmanız sizin için sürpriz olmayacaktır. Tabi bu aşamada ekibiniz içerisinde en az 1 kişinin fizibilite kavramına hakim olması, doğru projeksiyonlar yapabilecek seviyede finansal bilgiye sahip olması şart.
Buraya kadar herşey yolunda diyorsanız, yukarıda yazılanların hepsine ve çok daha fazlasına sahip olduğunuza eminseniz bile, biraz durun, soluklanın ve yazının kalan bölümünü de takip edin, asıl ipuçları yazının devamında.
Facebook çok uç bir örnek olsa dahi, özellikle web 2.0 temelli platformlarda başlangıç aşamasında en önemli başarı kriteri, üye sayılarında ve üyelerin yarattıkları içerikteki büyüme ivmesi olarak göze çarpmakta, yaratılan büyüme ivmesi, projeye yatırımcıların çekilmesini kolaylaştırıyor, klasik ticari oluşumlardan farklı olarak, web temelli projelerde yatırımcılar, yatırımı yapacakları dönemde ve takip eden dönemlerdeki soyut değerleri baz alarak, ileride oluşması muhtemel somut değerler için yatırım gerçekleştiriyorlar. Bu durumdaysa klasik ticari yatırımlardan oldukça farklı bir model karşımıza çıkıyor.
Tahmin edebileceğiniz gibi burada bahsi geçen somut değer kavramı çok net, yüksek cirolar, şirket karlılığı ve ticari başarı. Web temelli projelerin tamamında yaşanan en büyük handikap ise, gelir modeli yaklaşımına işin başında yeterince odaklanmamak, nasıl olsa içerisi dolduktan sonra gelir modelini buluruz, mantığında hareket etmek. İşin büyüme trendine sokulmasıyla birlikte, yatırımcıların ilgisini çekmek çok kolay, çünkü girişimcinin eli artık güçlüdür, ileriye yönelik karlılık senaryolarını kurmak kolaydır.
Tüm bu handikapları yaşamamak içinse formül çok basit, işin doğasından, yani amatör ruh ile başlamaktan geri kalmayın, yaptığınız proje buram buram ticaret kokmasın, fakat mutlaka gelir modelinizi de düşünmek için başlangıç aşamasında mesai harcayın, projenin damarlarında gizlenmiş birkaç farklı ve size özgü gelir modeline sahip olmalısınız.
24 Temmuz 2012 Salı
Facebook Halka Arz ve Komplo Teorileri - 1
Bir internet fikri olan, veya internet üzerinden çalıştıracağı bir proje ile hayatının kalanında mutlu, huzurlu ve milyoner olmayı hedefleyenlerin, en büyük dayanak noktası, klasikleşen rol modelleri Facebook fenomeni ve kurucusu Mark Zuckhenberg'ten başkası değildir.
Internet projelerinin ve sosyal medyanın uzun yıllardır içinde yer alan biri olarak, Mayıs 2012'de gerçekleşen Facebook halka arzını ve sonrasında yaşanan süreçleri takip etme fırsatım oldu, kısa süreli bu takibin ardından bir kısım komple teorileri üretmeyi başardım, zaten halka arz sonrasında ve ilerleyen dönemlerde özellikle sosyal medyada konu hakkında bir çok yazı ve görüş yayınlandı, benim burada olaya yaklaşımım Facebook halka arzına bakışa ek olarak, teknoloji alanında yatırım yapmak üzere yola çıkacakların 3-4 yıllık projeksiyonlarını kurgularken dikkat etmesi gerekenlerin de gözden geçirilmesi için başlangıç niteliğindedir.
İlk olarak olaya Facebook özelinde yaklaşmakta fayda var;
Internet projelerinin ve sosyal medyanın uzun yıllardır içinde yer alan biri olarak, Mayıs 2012'de gerçekleşen Facebook halka arzını ve sonrasında yaşanan süreçleri takip etme fırsatım oldu, kısa süreli bu takibin ardından bir kısım komple teorileri üretmeyi başardım, zaten halka arz sonrasında ve ilerleyen dönemlerde özellikle sosyal medyada konu hakkında bir çok yazı ve görüş yayınlandı, benim burada olaya yaklaşımım Facebook halka arzına bakışa ek olarak, teknoloji alanında yatırım yapmak üzere yola çıkacakların 3-4 yıllık projeksiyonlarını kurgularken dikkat etmesi gerekenlerin de gözden geçirilmesi için başlangıç niteliğindedir.
İlk olarak olaya Facebook özelinde yaklaşmakta fayda var;
Yukarıdaki tablodan da görülebileceği gibi, Facebook halka arzı gerçekleşmeden önceki 5 yıl içerisinde, hem gelir düzeyinde hem de net karda artış göstermiş, tabi bu artış sırasında eleman sayısı da aynı oranda artmış, 2007 yılının tekrar fonlama aldığı yıllardan olması yüksek ihtimal, bu seneyle ilgili net bilgim yok, fakat genel bakış olarak iyimser tablo çizilmesini gerektiren tüm verilerde bir artış var.
Şimdi olayın ticari boyutuna gelelim, Facebook asıl gelirlerini reklamlardan kazanmakta, hedef odaklı reklam modeli yaklaşımını, google'dan sonra en agresif şekilde uygulayan tabiki Facebook. Google hedef bazlı (tıklama başı ödeme yapılan) reklam modelini uygularken bile ciddi anlamda aylık reklam bütçesine sahip olmayan minik firmaların (burada aylık 5 bin doların altından bahsediyorum) herhangi bir verim elde edemedikleri ortada, buradan yola çıkarsak, Facebook gibi daha eğlence odaklı bir sosyal medya platformunda bahsettiğimiz aylık rakamları harcasa bile, firmaların ve bireylerin hayallerindeki verimi almaları pek mümkün görünmüyor, bir kez reklamından verim alamayan reklamverenlerinse aynı mecrayı düzenli olarak kullanmayacağını tespit etmek için kahin olmaya gerek yok.
Yukarıda açıklanan, Facebook için ilk handikap, ortaya çıkış amacı ticari olmayan ve doğru araçları kullanarak, hızlı bir şekilde büyüme kaydeden bir sosyal medya projesinden bahsediyoruz, bu sosyal medya projesi büyüme trendine girdiğinde de, büyümenin sancılarını ortadan kaldırmak amacıyla, hisse satışları yaparak fon almaya ihtiyaç duyması normal bir süreç, ortaya ticari bir projelendirme olarak çıkmamışsanız ve bir yeni teknoloji firmasıysanız, insanların sizi sevmeleri, size yaklaşmaları ve platformunuzun içerisinde keyifle yer almaları çok normal. Peki ya sonrası? Hisselerinizi ilk satın almış olan yatırımcılar her kim olursa olsun, bir Angel Investor, bir Venture Capital firması veya bir Private Equity, amaçları büyüme eğiliminde olan bir teknoloji firmasından hisse satın almak, çıkış zamanını beklemek, ve doğru zamanı yakaladıklarında, hedefledikleri rakamlardan hisselerini satarak firmadan çıkmaktır.
Şimdi gelelim komplo teorisi kısmına, Facebook'un yatırımcıları da doğal olarak belli bir süre içerde kaldıktan sonra çıkış yapmak ve karlarını almak isteyeceklerdi, yukarıdaki net karlılık yapısına baktığınızda, ve karlılık boyutundaki artışın ivmesini incelediğinizde farkedebileceğiniz gibi, yatırımcıların hisseleri oranında karlılıktan pay almaları ve hedeflerine ulaşmaları daha uzun yıllar sürme eğiliminde, çünkü detaylı açıklamasını verdiğim gibi, gelir modeli tam olarak oturmamış daha doğrusu, gelir modeli çalışan sayısı ve ölçeğine göre yetersiz gelecek bir firmadan bahsediyoruz. Bu durumda yatırımcılar için en doğru karar özellikle NASDAQ'ın göz kamaştıran yapısı ve Facebook'un kullanıcı düzeyi göz önüne alındığında halka arz.
Eminim halka arz kararı verilirken, burada yarım sayfada yapılmış olan analizlerin 100lerce misli hem yöneticilerin hem de yatırımcıların önlerinde durmaktaydı, ve bir kez daha firmanın uzun vadeli gelir ve karlılık beklentileri kağıt üstünde doğru bir projeksiyonla sunularak, şirket değerlemesi gerçekleştirildi, tüm bunlardan sonra halka arz borsada 42$'dan açıldı. Doğal olarak hisseler ciddi anlamda ilgi gördü, ve hızlı al satlar sonrasında değer kaybı yaşandı, son 10 yılda yapılan halka arzlarda NASDAQ özelindeki en büyük değer kaybı aşağıdaki tablodan görülebileceği gibi Facebook'tan geldi.
Tabiki kısa dönemli dalgalanmalara bakmak doğru değil, sonuçta hisse senedi alımında, yatırım yapan bireysel ve kurumsallar, uzun vadeli hedeflerle hisse alımı yapmaktalar, kısa vadeli bir yatırım aracı değil karşımızdaki, konumuz teknoloji olduğundaysa hiç bir şekilde kısa vadeli düşünmemek gerekiyor. Henüz gelişim sürecinde olan bir platformdan bahsetmekteyiz, fakat buradaki sorun, yukarıdaki tabloda yer alan ve yüksek artış gösteren 2 firmaya bakar mısınız? "CASH IS THE KING" mottosu aklınızda canlanmıyor mu? Dünyanın en büyük 2 ödeme aracı, ve tablonun altına bir bakın orada gördüğünüz platform ise "CASH OUT" mottosunu temsil ediyor.
Halka arzlarda firma için kısa vadedeki amaçlar, yatırımcılardan projeden çıkmak isteyenler için fon sağlamak, ve firmanın uzun vadeli hedeflerine ulaşması için likidide ihtiyaçlarını karşılamak.
Facebook halka arzı da bu amaçlara hizmet etmek üzere gerçekleşmiş gibi görünüyor, ve amacına da ulaşmış, fakat Facebook acilen elde ettiği likiditeyi, doğru bir şekilde gelir modellerini arttırmakta, mobil pazarda kendisine gelir sağlayacak yollar bulmakta kullanmazsa, bu durumda yapılan halka arzın sonuçları, hisseleri alanlar için hem kısa vadede hem de uzun vadede beklenen sonuçları vermeyecektir. Artık tam anlamıyla ticarileşmeleri gerekirken karşılaşacakları en büyük zorluklara gelince, bir çok servisin ücretsiz olarak verildiği bir platformun kullanıcılarını küstürmeden doğru ihtiyaç analizlerini yaparak, kullanıcılarına fayda sağlayacak katma değerli ve sürekli nakit girişi getirecek servisler bulması oldukça zor görünüyor.
Bir sonraki yazı ise bu kez teknoloji alanında projeleri olanların, burada anlatılan vakadan yola çıkarak, kendi projeksiyonlarını yapmaları için bazı analizler içerecektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






.jpg)